Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethetti, Mustafa Kemal Atatürk...
Julia Gül Arslan

Julia Gül Arslan

EVRENSELLİK ÖZLEMİ

Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethetti, Mustafa Kemal Atatürk İstanbul'u 4 kez İşgalden kurtardı... (1)  

19 Mart 2020 - 18:45


Bilindiği üzere Çanakkale Savaşı ve Zaferini Türkler açısından irdeleyerek
anlatan çok degerli uzmanlarımız vardır. Ben bu konuda uzman degilim ancak 2002 yılından beri
yaptığım yabancı kaynaklı araştırmalarına dayanarak Çanakkale savaşının bendeki etkilerinden
bahsederken bir dolu tekrarı yapmamak gerekiyor diye cümlelerimi özenle seçmeye gayret edeceğim.
Birçok konuda bana göre en sıkıcı gelen, yeni şeyler düşünmemek ya da sürekli bildiklerimizi
tekrarlamak. Tekrardan kaçınmak için kesinlikle bu savaşı ve sonuçlarını kendimiz araştırıp içsellestirip
kendi analizimizi yapıp ama kesinlikle UNUTMAMAK - UNUTTURMAMAK gerekir diye düşünüyorum.
Bana göre daha çok Petrol Savaşı olan Çanakkale Savaşı ve Zaferi Türkler için olduğu kadar dünya
tarihi için de önemli bir dönüm noktası olduğu malumdur. 1988 yılında, göçmen olarak yerleşmeden
önce benden önce oraya yerleşmiş olan abim beni oraya çağırmaya hazırlanırken; " tarihini de öğren
de gel..." derdi ve ne demek istedigini pek anlamaz hatta umursamazdim.. Tarihsel konular hiç ilgimi
çekmez ben daha çok günümüzün teknik konularını önemserdim. Sonuçta Avustralya'ya yerleştiğimde
Çanakkale Savaşı hakkında ne yazık ki hemen hemen hiçbirşey bilmiyordum adeta. Yıllar geçtikçe
Avustralya kültüründen gördüklerim duyduklarımla hatta onların kaynaklarından araştırmaya
başlayınca heyecanlanmaya başladım. Çünkü yerleştigim yeni ülke ile doğduğum ülke Türkiye
arasındaki bağ olması beni çok etkilemişti. Her iki ülkeye olan aidiyet duygularımı kamçıladı. Diğer
yandan, ben Avustraya'da göçmen de olarak bir Türk'üm ama Avustralya'nın nimetlerinden
faydalanan bir Avustralyali - Türk olarak nasıl bir bakış açısı geliştirmem gerektiği konusunda oldukça
bocaladıkdan sonra konuya daha üstten küresel - evrensel ölçekte bakmaya başladım. .
Avustralyalıların bu konuya verdikleri öneme şahit oldukça adeta mecburen ama daha çok kendi
başıma araştırdıkça, algılarım ve diyaloglarım arttikca bu savaşı anlayarak kendi yorumumu yapmak
adeta her iki ülkeye de duyduğum minnetle yoğrulmuş milli bir görev haline dönüştü. Ancak her iki
ülkenin de vatandaşı olduğum için daha çok evrensel değerler açısından bakmanın en doğru yol
olduğunu ve zaten başlatılmış olan Türk - Anzak dostluğu açısından ele almanın daha uygun olduğunu
idrak ettim. 2002 yılında Avustralya Gelibolu Dostluk derneğini kurdum ve çalışmalarımda Türkleri
sadece İslami kimliğe oturtanlara karşı daha çok Atatürk'ün zihniyetinin kimliğine oturtmaya
(amatörce de olsa) çalıştım. 25 nisan 1915, artık hepimizin de bildigi gibi Avustralya ve Yeni Zelanda
halkının milli kimliğinin oluşma tarihidir. Bu milli duygunun oluşması Çanakkale Savaşı (onların
deyimiyle Gelibolu Savaşı) ve Türkler olmasaydı mümkün müydü? Çanakkale savaşı onlar için yenilgi
de olsa Avustralyalıların ANZAK birligi olarak yapılandıkları ilk milli savaşlarıdır. Savaş öncesi İngiliz
emperyalizme karşı minnet halinin, savaş sonrası ilk kimlik arayışının geliştiği bir savaştır. O nedenle
her yıl binlerce Anzak torunu ( Yeni Zelanda ve Avustralyalı) Çanakkale'ye mezarlıkları ziyarete gelirler.
Avustralyalı Jenifer da onlardan birisidir. Çanakkale'deki mezarlık ziyaretine gittiğinde göz yaşlarını
tutamaz ve geçmişe, 1915'e giderek; Gemilerden kıyıya, kıyıdan gemilere atılan topların etrafında
uçuştuğunu hayal eder. Evlerinin sokağında arkadaşlarıyla oynadığı toplarla kıyaslanamayacak kadar
ağır olan o topların atıldığı yerleri gezer. Öğretmeni ona koca yürekli bir Türk'ün yaklaşık 215 kg'luk bir
topu atmasıyla İngiliz zırhlısını sulara nasıl gömüldüğünü anlatmıştı. Bir süre Gelibolu yarımadasinda
savaş alanlarını gezindikten sonra Arıburnu’na geldiklerinde, Anzak askerlerine hitaben yüksek sesle; "
OĞULLAR, neden dinlemediniz? BABALAR; neden savaşın özenilecek birşey olmadığını söylemediniz?
ANALAR, neden onları gitmemesi için ikna etmediniz? ..." der ve hıçkırıklara boğulur. 25 Nisan 1915,
Avustralyalılar ve Yeni Zelanda'lar için olağanüstü öneme sahip bir tarihtir ve bu savaş üç ülkenin ortak
yönü milli kimliklerinin sembolüdür.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar