TÜRKİYE'NİN TOPLUMSAL BELLEĞİ ve TÜRK TARİH KURUMU (TTK)...
Julia Gül Arslan

Julia Gül Arslan

EVRENSELLİK ÖZLEMİ

TÜRKİYE'NİN TOPLUMSAL BELLEĞİ ve TÜRK TARİH KURUMU (TTK) BAŞKANLIĞI ATAMALARI

29 Nisan 2020 - 15:47 - Güncelleme: 29 Nisan 2020 - 19:58


 
TOPLUMSAL HAFIZANIN - TARİH BİLİNCİNİN GELECEK KUŞAKLARA AKTARIMI
 
Tarih bilmek, herhangi bir milletin vatandaşları için çok önemli olmayabilir hatta güzel bir hobi olabilir ama binlerce yıllık tarihsel olayın ve belki de binlerce savaşın merkezi olmuş ya da çıkarcılığın hedefi olmuş bir coğrafyada yaşayan (ya da yaşamış olan) Türkiye vatandaşları için hayati öneme sahiptir.
İPEK YOLU ve KARA ALTIN GÜZERGAHI üzerinde bulunan Anadolu –Türkiye’de yaşamanın bedelinin çok ağır olduğunu biliyoruz.
Tarih bilmek, sadece geçmişi bilmek anlamak değil, geçmişden gelen tecrübeleri kullanarak yeni bakış açısıyla, ÖNGÖRÜLERLE GELECEĞİN GERÇEKLER ÜZERİNE YENİDEN KURGULANMASI için de önemli bir veri kaynağıdır.
Tarih pozitif bir bilimdir ve dünyamızda vuku bulmuş olayların sadece kronolojisi değil, matematiğidir de.
 
GELECEK KUŞAKLARIN TARİH DERSLERİNİN İÇERİĞİ ve TARİH GEÇMİŞİN YENİDEN İNŞAASI
 
Türkiye'deki okullarda ve toplum kültüründe ki tarih eğitiminin yetersizliğini Avustralya'ya göçmen olarak yerleştiğimde anladım. Avustralyalıların çoğu Birinci Dünya Savaşını / Çanakkale savaşını çok iyi biliyorlardı ve ben tarih konusunda çok fazla birşey bilmediğimden dolayı çok mahcup olurdum. Her yıl özellikle 25 Nisanda Çanakkale 'de Türklerle savaşlarını UNUTMAMAK için görkemli anmalar düzenlenen bu ülkeye göçmen olarak yerleşmeden önce Avustralya ile Türkiye arasındaki hatta dünya tarihinin bu çok önemli tarihsel bağından hiçbir haberimin olmamasını çok tuhafı bulmuştum. Hatta bu bağın önemini sık sık medyada bazı etkinliklerde Yunan ve Ermeni toplumlarının Türkiye ve Türkler aleyhine sayısız ve son rahatsız edici düşmanca suçlamalarına şahit olarak bin kat daha şaşırıp kalmıştım. Bağrından kopup geldiğim milletim için gün geçtikçe aldığım bu olağanüstü rahatsız edici tepkiler çok etkiledi beni. Bundan böyle Türkiye tarihini bu olağanüstü önemli tarihsel dönemindeki bazı ayrıntıları bilmemek benim için büyük eksiklikti.
 
Kendi kişiliğime düşkünlüğüm milletimin de kişiliğe karşı yapılan saldırılar karşında hassasiyetimi artırdı. Tarihi önemsemek zorunda kaldım. Orada bana gerekli tarih kitapları olmadığından dolayı yabancı kaynaklardan tarihi bilgileri araştırmaya başladım.
 
Sonuç olarak, kişilerin tarihi bilgisinin ne kadar önemli olduğunu idrak etmiş olarak konulara ilgim arttı. Neredeyse işi gücü bırakıp bu konuya kendimi adeta adadım. Bu nedenle mesleki hiçbir eğitimim olmadığı halde yıllardır tarih konusunda kendime öz eğitim vermeye çalışıyorum.
 
Peki, benim bu konulara hiçbir gelir elde etmeden hiçbir çıkar gözetmeden eve kapanıp günde uzun saatlerce ve yıllarca tarih bilincimi geliştirerek Türkiye'yi - Türklerin itibarını Ermenilere ve Yunanlılara hatta Süryanilerin suçlayıcı iddialarına karşı savunmak için verdiğim çaba adına buharlaşıp giden yıllarımın suçu neydi?
 
Peki ya genç nesiller bu önemli konunun önemini nasıl fark edecek, bu konuda nasıl ve hangi düzeyde ve formatta kendilerini eğitebilecek?
 
TÜRKİYE'DE TOPLUMSAL BELLEĞİN DURUMU
Tarih tv dizilerinden öğrenilir mi?
Son yıllarda, ülkemizde toplum tarihi bilgilerini dizilerde, gerçek olmayan anlatımıyla magazinleştirilmesine maruz bırakılması ayrı bir tartışılmalı bir durumdur.
 
Kısa süre önce, Osmanlı'ya ve cumhuriyet tarihinin arşivini barındıran MİLLİ KÜTÜPHANENİN kapatılmasını da çok ilginç buluyorum. Yurt içinden ve yurt dışından tarih uzmanların sürekli araştırma yaptığı bu kurumun neden kapatıldığını bir türlü anlayamadım.

Malumunuz olduğu üzere, özellikle Ermeni iddiaları, 24 Nisan tarihi konusunda (hatta Yunanlılar da 19 Mayıs için) ülkemize yıllardır yurt dışındaki parlamentolarının aldığı olumsuz kararlar her gün bizleri üzmeye devam ediyor. Bu konuda yetkili ve ilgili devlet kurumları sadece savunma amaçlı bir iki demeci ötesine gitmeyen ve uygun olmayan açıklamaları Türkiye için büyük problem yaratmaya devam ediyor.
 
TARİH UZMANLARIMIZ NEREDE?
Örneğin, yaşayan tarih, Kuzey Kıbrıs lideri ve Ermeni iddialarına savaş açmış olan platformlardan Talat Paşa komitesi kurucularından RAUF DENTAŞ'ın her türlü görevinin elinden aldığına şahit olmuştuk.
 
TÜRK TARİH KURUMUNUN İŞLEVLERİ NE OLMALI?
ATATÜRK'ün önderliğinde ve Türkiye Cumhuriyetinin en önemli kurumlarından olan Türk Tarih Kurumu başkanı sayın Prof. Dr. Yusuf Hallaçoğlu'nun en etkili olduğu alan olan ve yurtdışında yüzlerce devletin sözde Ermeni soykırıma karşı amansız mücadele etmesine rağmen görevden alındığını hatırlayalım.
 
Ardından gelen sayın Prof.Dr.Kemal Çiçek de çok değerli bir bilim insanıydı elbette ama sessiz kaldığını biliyoruz ( son kitabı değerli ve okunması gerekir ).
 
Bu uzmanlarımız tarih kurumunun birikimiyle yıllarca medyada Ermeni iddiaları konusunda adeta Türk halkını eğitmişlerdir. Bir zamanlar TRT de bu konuda çok çalışmıştır. Yurtdışındaki vatandaşlarına da bu konuda adeta uzaktan eğitim verirlerdi..Şahsen ben yurt dışından saatlerce, günlerce bu açık oturumları izlerdim ve çok yararlandım.
 
Özellikle, son 10 yıldır, Ermeni iddiaları konusunda medyada görüşü alınan daha önce konu üzerinde yıllarca çalışmış bazı uzmanlarımızı fikirlerini açıklamalarına fırsat verildiğine artık şahit olmuyoruz.
 
Bütün bunlar devam ederken Türk Tarih Kurumu başkanlığına yeni bir atama yapıldı. Yeni başkanın ATATÜRK'ÜN kurduğu Tarih Kurumuna yakışır çalışmalar yapmasını umuyorum. Türk Tarih Kurumu’nun en azından (1990-2008'lerin) eski işlevine dönmesini bekliyorum.
 
TÜRK TARİH KURUMDAN BEKLENTİMİZ NE OLMALI?
Karşımızdaki 10 ya da 20 milyonluk devletlerin diasporaları ve lobileri yıllardır sürekli Türkiye aleyhine saldırılarda bulunurken, 82 milyonluk Türkiye'nin meşhur Ermeni iddiaları 3T (Tanıt - Tanı - Toprak) karşısındaki siyasi geleceğinin savunmasını çok az sayıdaki kişi ile yapılması ne kadar doğrudur?
 
LOBİCİLİK VE SİVİL DİPLOMASİ
Bu ve benzer tür konularda, Türkiye'nin Lobicilik adına, bağımsız bir kaç kişinin inisiyatifinde olmasının olağanüstü diplomatik eksiklik - öngörüsüzlük - vizyonsuzluk olduğunu düşünüyorum.
 
Yeni atanan TÜRK TARİH KURUMU başkanın ya da başkanlığının, 1970'lerden beri ülkemiz aleyhine yapılan yüzlerce devletin parlamentolarının Türkiye aleyhine aldığı kararlara karşı cevap verecek komisyonları kurmasını; Diaspora-Sivil Diplomasi - Lobicilik çalışmalarını teşvik etmesini diliyorum.
 
"ÇARESİZSEN ÇARE SENSİN " mottosuyla,
Daha BARIŞÇIL DÜNYA özlemiyle
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar