Sayın Bakan ve Sayın Vali’ye…
SAİT KARADUMAN

SAİT KARADUMAN

KONUŞUYORUM

Sayın Bakan ve Sayın Vali’ye…

30 Aralık 2015 - 12:02

Afyonkarahisar’ın en küçük ilçesi Kızılören.

Oldukça fazla göç veriyor.

Antalya-Afyon karayoluna 3 kilometre uzaklığı var.

Bu nedenle de çok şey kaybediyor.

Kızılören iş sahası olmamasından dolayı insanını kaybediyor.

İnsanları yeterince iktidar hizmeti alamıyor, şevkini kaybediyor.

Şimdilerde de 3 kilometrelik yol kenarına dikilmiş ağaçlarını kaybediyor.

Neymiş, elektrik tellerine dokunuyormuş.

Neymiş, birileri daha fazla para kazanacakmış.

Neymiş, Kızılören insanının yeşile hakkı yokmuş…

Milyonlarca fidanı toprakla buluşturduk diyen Orman ve Su İşleri Bakanımız Sayın Veysel Eroğlu, Kızılören ilçesinde yetişmiş 30-40 yıllık ağaçlar kesiliyor haberiniz var mı?

“Yılsonunda ödeneklerini geri gönderen daire müdürlerinden hesap sorarım” diyen Afyonkarahisar Valimiz Sayın Hakan Yusuf Güner, Kızılören ilçesinde kesilen ağaçlardan da hesap sorar mısınız?

Evinden Kaymakamlığa gelip giderken bile arabasından inmeyen Kızılören Kaymakamı Sayın Fethullah Duman, isterseniz arabanızdan inmeden bakın, yine göreceksiniz, kesilen bu ağaçlardan haberiniz var mı?

Kızılören Belediye Başkanı Sayın Ali Erol, İGM üyeleri Sayın Cafer Şimşek ve Ali Koçak… Sizlerin de mi haberi yok?

Buradan tüm yetkililere açık davetimdir. Durdurun bu ağaç kesimini. Alın elektrik direklerinizi birkaç metre ileriye.

Yazıktır, günahtır…

Kızılören bu kadar mı sahipsizdir? Kızılörenli bu kadar mı değersizdir?

Yapmayın, yazıktır, günahtır… Allah yarına koyar belki ama inanın yanınıza koymaz…

 

***

 

Soğuk duvarların içindeki sıcak adam

 

Millet olarak nedense bize Adliye binaları soğuk gelmiştir.

İnsanlar Adliye’ye giderken tedirgin giderler.

Suçlu olarak gidenin tedirginliğini anlarım ama mağdur olan kişiler de nedense tedirgin gider Adliye’ye…

Oradaki Savcılar, Hakimler Adliye çalışanları insanlara oldum olası soğuk gelmiştir.

Bunun sırrını çözemedim bir türlü.

Bize de mi öyle geliyor derseniz, elbette değil.

Ama inanın o soğuk gördüğünüz binanın içinde sıcak ve cana yakın insanlar var.

Gelen insanlara yardımcı olmak için çalışan ve o insanların işlerini görmek için çabalayan sıcak Hakim, Savcı ve Katipler var.

Dün Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcımız Sayın Bayram Eray ile bir süre sohbet etme fırsatı buldum.

Kendisine de aynı şeyleri söyledim ve sordum; Adliyeler neden insanlarımıza soğuk gelir, diye…

Sayın Eray, “Adliye’de çalışan hizmetlisinden Katibine, Hakim ve Savcısına kadar hepimiz insanız. Biz burada insanlarımıza adaletli bir şekilde hizmet etmeye çalışıyoruz. Bizleri soğuk görmesinler çünkü biz de onlar gibi insanız” diye cevapladı benim sorumu…

Kendisisinin Çorum’dan Afyonkarahisar’a gelişinden bu yana yaptığı yenilikleri de konuştuk ve ikimizin de buluştuğu ortak noktalardan biri da Adliye Sarayı’nın Afyonkarahisar için yetersiz olduğu idi.

Cezaevindeki çalışmalardan, Adliyedeki çalışmalara kadar birçok konuda sohbet ettik.

Gerçekten güzel ve takdir edilecek projeleri var.

Son olarak, Adliyeler ve çalışanları sanıldığı kadar da soğuk değil. İnanın bana…

Siz ne kadar içten ve samimi davranırsanız, aynı karşılığı bulacağınızdan eminim.

Bu soğuk duvarlar içindeki sıcak adamı Afyonkarahisar’a verdiği hizmetlerden dolayı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.

 

***

TOKİ kimleri eve soki

 

Hıdırlıkta 20 yıldır çay satarak para kazanmaya çalışan bir ağabeyimizin çayını içtim.

Yaz bu TOKİ’yi dedi ve açtı ağzını yumdu gözünü…

Söylediklerinin tamamını buradan yazmam elbette mümkün değil.

Televizyon ekranlarındaki gibi bip’lemek gerekecek.

Anlayan anladı zaten.

45 yıldır kirada oturduğunu ancak TOKİ’den bir ev sahibi olmak için uğraştığını bir türlü de bazılarından sıra gelmediğinden söz etti.

Oğluna kızına, kendine yazılan konutlar nedeniyle TOKİ’nin evlerinin gerçek ev ihtiyacı olanlara ulaşmadığından söz etti.

Ve ekledi, TOKİ kimleri eve soki, kimlere ne soki?

Bugüne kadar TOKİ tarafından yapılan bir çok konutla bir çok insan ev sahibi oldu.

Her dönem bu tür tartışmalar yaşandı ve insanların feryat figanları oldu.

Bunlar kamuoyuna yansıdı veya yansımadı.

Ama hiçbir yetkili çıkıp da bunların gerçekliğini, bu insanların neden feveran ettiğini bir türlü araştırmadı.

Ne diyelim; Burası Türkiye…

 

****

İstiyorsan Hakk’a varmayı, meslek edin gönül almayı, bırak saraylarda mermer olmayı, toprak ol, bağrında güller yetişsin. MEVLANA

 

***  

 

Çekiyorum Gülümse

 

Savcı, morgdaki üç cesedi incelemek üzere gelmiş.

Birinci ceset sırıtıyordu.

Savcı nedenini sormuş;

"Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı, sevincine dayanamadı, kalp krizi geçirdi ve öldü" demişler.

İkinci ceset de sırıtıyormuş. Savcı yine sormuş;

-Bu neden sırıtıyor?

"Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü" demişler.

Üçüncü ceset Temel'in kömür halindeki cesediymiş. Ama O da sırıtıyormuş.

"Bu neden ölmüş?" diye sordu savcı.

"Efendim, buna yıldırım çarptı" demişler.

-Peki neden sırıtıyor?

-Fotoğrafını çekiyorlar sanmış efendim.

YORUMLAR

  • 0 Yorum