Et fiyatları 50 lira olsun
SAİT KARADUMAN

SAİT KARADUMAN

KONUŞUYORUM

Et fiyatları 50 lira olsun

11 Şubat 2016 - 12:05

Gıda tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, et fiyatlarındaki tavan fiyatı açıkladı.

Bakan, karkas et yağsız fiyatının tavan olarak 23.3 TL olması ve yağlı fiyatı ise 21.8 TL olmasının düzenlendiğini açıkladı.

Çelik, kasapta kıymanın tavan fiyatının 32 TL ve kuşbaşı fiyatının ise 34 TL’yi geçemeyeceğini söyledi.

Bence et fiyatları en az 50 lira olması gerekir.

Bugüne kadar doğalgaz ve akaryakıt fiyatlarında bir tavan fiyat uygulaması yapamayan iktidar, et konusunda da kendini geri çekmesi gerekir.

Serbest piyasa ekonomisine ne oldu da tavan fiyat belirlemesi yapıyorsunuz.

Yoksa gerçekten vatandaşı mı düşünmeye başladınız.

Öncelikle buna bir açıklama getirmek gerekir.

Her alanda vatandaşın cebinden elini çekmeyen devlet şimdi ne oldu da et fiyatlarına müdahale etmeye çalışıyor.

Hayvancılık artık yavaş yavaş köylünün elinden mi alınmak isteniyor.

Öyle ya, binlerce hayvan besleyen ve etini istediği gibi satanlar dururken köylünün üç beş hayvanını düşünecek kim var ki?

Gelin siz eti 50 lira yapın.

Gerçekten söylüyorum.

Nasıl olsan bu millet tepesine bineni tekrar tekrar seçer ve yaptıklarınızı iki gün içinde unutur.

Zaten alt ve orta düzey çalışanlar etin nasıl bir şey olduğunu unuttular.

Boş verin siz, gelin düz hesap 50 lira deyin ve hatta özel tüketim vergisi alın.

Nasıl fikir ama…

 

***

Her insanın düşündüğünü söylemeye, her dinleyenin de ona karşı çıkmaya hakkı vardır. SAMUEL JOHSON

 

***

Bir avuç fındık nelere iyi geliyor

 

Türkiye’de üreticinin ürünleri para etmezken aradaki komisyoncuların tabiri caiz ise malı götürdüğü herkesin bildiği bir konu.

Fındıkta da öyle.

Karadeniz’de fındık fiyatı düşerken, Uzak Doğu ülkelerinden Japonya’da kavrulmuş Türk fındığı raflarda kilogramı 208 TL’den satılıyor.

Sen durma yetiştir, sorma yetiştir…

Karadeniz’de serbest piyasa ve borsalarda 9 lira bandına düşen fındık fiyatı üreticiye kabus yaşatırken market raflarındaki fiyatlar adeta çıldırtıyor.

Bunlar bize gelen haberler ve sizlerle paylaşıyoruz.

Türkiye’de bir gram altının 110 TL’ye satıldığı günümüzde Japonya’da satılan fındık 2 gram altın fiyatına denk geliyor.

Sen durma yetiştir, sorma yetiştir…

Bir de bir avuç fındık iyi gelir derler.

Bir avuç fındık nelere ve kimlere iyi geliyor değil mi ama…

 

***

Haşhaş yağına neden el atılmıyor?

 

Son dönemlerin en çok merak edilen bitkisel yağlarından birisi Haşhaş Yağıdır.

Bu yağ pek çok sağlık sorununu önceden önleyebiliyor.

Ancak ilimizde de çok yetiştirilen haşhaşın yağını sanırım  başta Afyonlular olarak biz de tüketmiyoruz.

Bu yağ özellikle saç bakımında ve cilt bakımında bu özel yağın kullanılması büyük katkılar sağlıyor.

Saçı besliyor uzamasını sağlıyor. Cilt için ise, adeta gençlik kaynağı.

Papeverin, kodein, tebain, narsoin ve morfin içerir.

Keyif vericidir. Kabızlığı önler. Ağrı kesici özelliği bulunur ve bilhassa da diş ağrılarını dindirir.

Saçları uzatıp besler. Rahat bir şekilde uyutur. Tansiyonu düşürür. Cildi besler. Haricen çıbanlara sürülebilir.

Yapacağınız ise günde 2 defa bir çay bardağı suya veya şekere 2-3 damla damlatılarak içmenizdir.

Piyasada her şeyin yağı varken neden haşhaş yağına rastlanılmaz ki?

 

***

Nasibinde varsa alırsın karıncadan bile ders.... Nasibinde yoksa bütün cihan önünde eğilse sana ters. MEVLANA

***

Üç kafadar

 

Üç arkadaş tren istasyonuna gitmişler. İçlerinden biri gişeye yaklaşıp bilet almış ve trenin kalkmasına ne kadar  zaman olduğunu sormuş.

-Bir saat on beş dakika... Arkadaşlarına dönmüş:

-Daha çok var, hadi gidip su karşıki kafede çay içelim...

Oradan buradan derken laf lafı açmış. Birden tren düdüğüyle kendilerine gelmişler. Koşarak dışarı fırlamışlar ama nafile, tren kaçmış.

Sormuşlar:

-Sonraki tren ne zaman?

-Bir buçuk saat sonra... Yine dönmüşler kafeye. Yine çay, yine laf ve derken yine düdük sesi... koşmuşlar ama bu defa da treni kaçırmışlar.

Bir saat sonra bir tren daha varmış. Dönmüşler kafeye. Ama bu kez uyanık duruyorlar. Trenin sesini duyar duymaz kalkmışlar ve koşmaya başlamışlar.

İçlerinden ikisi; biri bir vagona, diğeri başka vagona zar zor yetişmiş. Üçüncü ise geride kalmış ve yetişememiş.

Bir süre dövündükten sonra başlamış katıla katıla gülmeye.

Durumu gören istasyon memuru dayanamayıp sormuş:

-Hem treni kaçırdın hem gülüyorsun!

-Nasıl gülmeyeyim!... Onlar beni uğurlamaya gelmişti...

YORUMLAR

  • 0 Yorum