Ne koyup ne alacağız?
SAİT KARADUMAN

SAİT KARADUMAN

KONUŞUYORUM

Ne koyup ne alacağız?

08 Aralık 2015 - 13:46

Körfez Savaşı çıktığı dönemde 8. Cumhurbaşkanı Merhum Turgut Özal, “Bir koyup, üç alacağız. Bu işten çok karlı çıkacağız. 21. Asır Türk Asrı' olacak” demişti.

Bu sözleri hatırlamayan yoktur.

Özal sahip olduğu vizyonu kanıtlamak ve uluslar arası arenada sergileyebileceği bir fırsatı yakaladığı zannederken, durum hiç de öyle olmadı.

Bunun için neler yapmadı ki; Her istediğini yaptırabilmek için, başta Anavatan Partililer olmak üzere muhalefeti de şaşırtarak, Başbakanlık koltuğuna bile Yıldırım Akbulut’u oturttu. 

Hakkında üretilen fıkralar nedeniyle "milletin yüzünü güldüren tek başbakan" diye dalga geçilen Akbulut, Özal'ın emrindeydi. Ancak hükümetin bazı bakanlarından ve özellikle ordudan Özal'ın savaşa girme, ABD Irak'a güneyden saldırınca kuzeyden de ikinci bir cephe açma politikalarına karşı ciddi bir direniş vardı.

Uzatmayayım, Özal, savaş sonrasında bölge yeniden düzenlenirken “galip devletler arasında masaya oturmak”tan söz ediyordu.

Ardından Dışişleri Bakanı Ali Bozer ile Milli Savunma Bakanı Safa Giray istifa ettiler. Bunların yerine Özal’ın adamları oturdu ancak, anlaşmazlık Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necip Torumtay’ın da istifasını getirdi.

Bunlar olurken, bu tepkiler Özal'ın Türkiye'yi bir maceraya sokmasını da engelledi.

Şimdi yeni bir dönem ve yine bir savaşın eşeğindeyiz.

Bu kez ülkeyi yönetenler farklı, Genel Kurmay ve Bakanlıklar farklı…

Peki şimdi ne koyup ne alacağız?

Üçün birin mi? Yoksa yine beşin birini mi?

 

***

Guardian gazetesinde yayımlanan bir makalede, Türkiye'nin Rusya'ya meydan okumasının çok büyük bir hata olabileceği ifade ediliyor...

 

***

Çöplük olmaktan kurtulamıyorlar

 

Geçtiğimiz günlerde bir vatandaşımızın bize ilettiği konuyu tekrar yazmak durumundayım.

İl merkezinde yıkımı gerçekleştirilen ancak yerine yeniden inşaatların yapılmadığı arsalar çöplük olmaktan çıkamıyor.

Boş duran inşaatlara sobaların yakılmasıyla birlikte atılan küller ayrı bir sıkıntı yaşarken, saatinde çıkarılmayan çöplerin de buralara bırakılması sorunu ayrı bir boyuta taşıyor.

Durum böyle iken belediye temizlik hizmetlerinin de buna seyirci kalmasına diyecek bir söz bulamıyorum.

Bunun faturası ise her zaman olduğu gibi belediye çalışanlarına değil, Belediye Başkana kesilecektir.

 

***

Bakın kim ne diyor;

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, “Türkiye’de siyasi belirsizlik azaldı. Küresel ekonomik arka plana bakınca bir takım sıkıntılar var, zor bir dönem. Bu gelişmekte olan ülkeler için iyi bir haber değil. Para akışını sınırlar hatta yönünü bile değiştirebilir. Dolar likitiditesinde bir miktar sıkıntı yaşanabilir.”

 

***

 

Randevulu sistem ne işe yarar?

Devlet Hastanelerinde veya Özel Hastanelerde uygulamaya konulan ancak bir türlü becerilemeyen Randevulu sistem bilmecesi devam ediyor.

İnsanlar önceden randevu alıyor ve deniliyor ki, şu saatte gelin. İşyerinden izinler o şekilde alınıyor ve varılan hastanede verilen randevuya nedendir bir türlü uyulmuyor.

Yine onun bunun hastaları bir iki kişi derken sana verilen randevular oluyor kocama bir sıkıntı. Buna bir de beklenmedik tahliller eklenince, hastanedeki geçireceğin zaman koca bir güne mal olabiliyor.

İş bununla da bitiyor mu bitmiyor elbette. Tekrar işyerine dönüp neler olup bittiğini neden geç kaldığını anlatamazsın bile.

Peki, kime ne diyeceksin? Hastaya mı, randevusuna uymayan doktora daha doğrusu hastaneye mi? Derdini anlatamadığın patrona mı?

Bu arada randevu almak için aradığın hastane numarası da senden her aramanda 4 lira para kesiyor, bunu da bilen yok. Hastalar ücretsiz tedavi ediliyor denilen Yeni Türkiye’de, muayene ücretini eczanede ödersin…

Yeni Türkiye’min eski insanları Türkiye bile yenilendi bi siz yenilenemediniz…

 

***

Güler misin ağlar mısın?

 

Hükümete yakınlığıyla bilinen A Haber, Antalya Film Festivali'nde ödül alan Nadir Sarıbacak'ın konuşmasını sansürledi.

Hem de ekranlarında “Sansüre hayır” yazısı varken.

Ödül töreninde “Bir duble rakı ya da bir demlik çay” diye konuşmaya başlayan Nadir Sarıbacak’ın konuşmasının bir kısmı canlı yayına verilmedi. Bu nedenle A Haber'in sansürüne sosyal medyadan da büyük tepki gelirken, güler misin ağlar mısın demekten de kendimi alamıyorum.

Bir taraftan sansüre hayır diyeceksin, bu yazıların ekranda iken başka birilerine sansür uygulayacaksın.

Ne diyelim... Sözüm bitti...

 

***

Yeşilliklerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, göster fakat akıldan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil güzeldir ettik.  Mevlana

 

***

Her Çarşamba mı?

 

Toplu sözleşme pazarlığından yeni çıkmış sendika başkanı, salonda toplanmış isçilere ateşli bir konuşma yapmaktadır:

"Yoldaşlar! Yönetimle yeni bir sözleşme yaptık. Bundan böyle haftanın dört günü daha çalışmayacağız!"

Kalabalık, "Yaşasııın!" diye bağırır.

"Çalışma saatimiz beşte değil, dörtte bitecektiiir!"

"Yaşaaaaaa!!"

"Çalışmaya dokuzda değil, onbirde başlayacagııızz!"

"Helaaallll!!"

"Maaşlarımız yüzde 150 artacaktııırrr!"

"Vaaaaaauuuuuvvvv!!"

"Yalnızca Çarşambaları çalışacağıııız!"

Bu sözün ardından derin bir sessizlik olur.

Derken arkalardan bir ses duyulur, "Her Çarşamba Mı ?"

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum