10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü
SAİT KARADUMAN

SAİT KARADUMAN

KONUŞUYORUM

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü

09 Ocak 2016 - 11:58

Gazeteciler halkın gözü, kulağı ve sesidir.

Ama ne gariptir ki; kendinin ne gözü, ne kulağı ne de sesi olabilmişlerdir.

Bu yıllardır böyledir ve sanıyorum böyle de devam edecek.

Her alanda yaşanan mutluluğu ve yaşanan acıya şahit olurlar.

Yaşananları, birileri ders alır mı diye yayınlar ama kendileri ders almaz.

Konuşanların ağzından çıkanları aktarırlar ama yaranamazlar.

Olan olaylardan hep haberdar olmak zorundadırlar.

“Sen gazetecisin bilirsin…” diye başlayan ve ardından gelecek tüm soruları bilmek zorundadır.

Bilemezsen zaten bitmişsin demektir.

İşçinin hakkını savunurlar ama kendi haklarını savunamazlar.

Bir patrona neden işçilerine maaş artışı sağlamıyorsun diye sorabilir ancak kendi patronundan zam isteyemez.

Birileri tatil yapar ama gazetecinin tatili yoktur.

Çünkü tatil yapanları da takip edip haber yapacak birilerine ihtiyaç vardır.

Kendine ayıramadığı zamanı, eşine ve çocuklarına da ayıramazlar.

Yine de ne yaparsa yapsınlar yaranamazlar.

Doğruları yazdın diye hapse atılır ama kimseye sesini bile duyuramazsın.

Halkın gözü, kulağı ve sesi olan gazeteciler kendilerine gelince üç maymunu oynamak zorundalar.

Çünkü onlar kendinden önce halkın çıkarlarını ön plana koyar.

Yarın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü…

Gününüz kutlu olsun sevgili meslektaşlarım.

Tabii, nasıl olacaksa…?

 

***

Rusya’da havyar kuyruğu

 

Dünyaca ünlü mail sitesi mail.ru’nun, Rusya’nın Facebook’u olarak da bilinen Vkontakte’den sonra gelen “Benim Dünyam” adlı sosyal paylaşım sitesinde yer alan bir fotoğrafı sizlerle paylaşmak istedim. Hani bizim uçağını düşürdüğümüz ve çıkan kriz sonrası domateslerimizi bile almayan Rusya’dan.

Fotoğrafı paylaşan kişi “havyar kuyruğu!” notunu eklemiş.

Biz domatesi bizden almazlarsa nereden ne alıp ne yiyecekler derdine düşmüşken Rusya sanıyorum bunu çoktan aşmış.

***

Cehalet ne güzel şey (miş)

 

Cehalet ne güzel şeymiş derken bu konuda yapılan araştırmalar bile olduğunu hatırlatmak isterim.

Justin Kruger ve David Dunning ABD'li iki psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya attı.

"Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır."

Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı.

Yapılan araştırmanın sonuçları da oldukça ilginç.

Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler. Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir. Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.

Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

Sonuçlardan bir kaçı böyle.

Cornell Üniversitesi'ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı ve klasik "Nasıl geçti?" sorusuna öğrencilerden yanıtlar istendi.

Burada alınan yanıtlar da cehaletin ne derece güven telkin ettiğini ortaya koydu.

Soruların yüzde 10'una bile yanıt veremeyenlerin "kendilerine güvenleri" müthişti.

Soruların yüzde 90'ından fazlasını doğru yanıtlayanlar ise "en alçakgönüllü" deneklerdi.

"İşinde çok iyi olduğuna" yürekten inanan 'yetersiz' kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz!

Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!

Ancak bu 'cahillik ve haddini bilmeme' karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur.

Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında 'fazla alçakgönüllü' davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler.

Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler...

Sohbet ortamlarında bile kendini rahatlıkla hissettiren bu cehalet timsali insanlara dikkat edin.

Diyeceksiniz ki; Cehalet ne güzel şeymiş…

 

***

Yeşilliklerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıldan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir. MEVLANA

***

 

Akvaryum

 

Temel ABD'ye gitmiş ve bir adamla tanışmış. Adamın mesleği ise mantıkçılıkmış. Temel sormuş:

-"Ya abi nedir bu mantık?".Adam da anlatmak için sorularına başlamış.

-Senin akvaryumun var mı?

-Vaar.

-O zaman sen hayvanlardan hoşlanıyorsun.

-Eveet

-Sen hayvanlardan hoşlandığına göre insanlardan da hoşlanırsın

-Doğru.

-İnsanlardan hoşlandığına göre kadınlardan da hoşlanırsın

-Haklısın.

-Demek ki sen i.ne değilsin. Bak iste buna mantık derler.

Temel mantığı öğrendi ya köye gidince soruyorlar:

Köylüler sorar:

-Yav ne öğrendin ABD'de?

-Mantık.

-Hadi yaa. O ne ki?

-Dur anlatayım. Akvaryumunuz var mı?

-Yook.

-O zaman hepiniz i.nesiniz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum