phishing
Orhan DURAK

Orhan DURAK

DURAKTAKİ ADAM

BİZ NEDEN BÖYLE OLDUK. . ?

                BİZ  NEDEN BÖYLE  OLDUK. . ?

 

 

Geçmişte yazdığım bazı konuları tekrar yazarken inanın son derece rahatsız oluyorum. Yazmadan önce gözlemliyorum,yazmamıza rağmen ilgili konuda bir düzelme ve gelişme olmamış ise tekrar yazıyorum. Gerçi bazı insanların beynine yirmilik çivi ile çaksan da yazdığın konu etki yapmıyor. Olumsuzlukları da gördükçe ister istemez ağzımızdan şu kelimeler dökülüyor: ‘Biz neden böyle olduk?’

 

SOKAKLAR ADIM BAŞI BALGAM

Cumartesi günü hava güzeldi; evden işyerine yürüyerek gittim. Gittim ama keşke yürüyerek gitmeseydim. Neden, diyeceksiniz.. Midenizi bulandırmak istemem ama yazdıklarımda gerçek.. Sabahın saat 07.30’unda caddelerde adım başına okkalı bir şekilde tükürülmüş balgamlar var. Hem de birçok yerde.. Sabahın o saatinde o manzarayı görenlerin mideleri kesinlikle ağızlarına geliyordur.. Kimsenin bunu yapmaya hakkı yok diyorum.. O cadde ortasına balgam tükürenlere tek kelime ile hitap edeceğim: Magandalar..

 

DURAKLAR PİSLİK YUVASI

Yürümeye devam ettim ve yıllardır eleştirdiğim otobüs duraklarına şöyle bir göz attım. Üzülerek söylüyorum; söylediğimiz ve yazdığımız konularda bir arpa boyu yol alınmamış.. Her şey eskisi gibi. Değişen hiçbir şey yok. Duraklar pislik içinde,cam olan kısımları kim bilir ne zamandır silinmiyor veya yıkanmıyor.? Çok dikkatli bakarsanız, cam olduğunu fark ediyorsunuz, çünkü pislikten görünmüyor.. Durağın içi ve kaldırım taşlarının araları kuru yemiş kabuğundan geçilmiyor. Temizlenmiyor ama orayı pislik yuvası haline getiren pislikler de temizlemeyenler kadar suçlu.. Bira kutuları ise duraklarda adeta baş köşede.! Onlara kimse dokunmuyor. Eğer bira şişesi ve kutusu toplayıp satanlar görürse oradan alıyorlar, yoksa aylarca orada kalır o kutu ve şişeler. Çünkü temizlikçilerde dokunmuyorlar bunlara. Belki de “Zıkkım içesiceler, onlar içecek pisliklerini biz mi temizleyeceğiz” diyorlar belki de.

 

HER ŞEYİ BELEDİYE’DEN BEKLEMEK DOĞRU MU?

Fazla lafa gerek yok,demem şu ki duraklar pislik içinde. Oysa duraklar bir şehrin vitrinidir.. Haa bu arada bir şeyi daha belirteyim; her şeyi Belediye’den beklemek de haksızlık olur. Bizimde temiz olmamız, şehrimizin temizliğinde katkı sahibi olmamız gerekir diye düşünüyorum. Her yeri kırıp döküp, pisleyip ondan sonrada gelsin belediye temizlesin mantığı  bizlere yakışır mı.? Aynı şey bizlere yapılsa tepkimiz ne olur? Hiç düşündünüz mü?

 

 ALO  PAKET. .

Artık moda oldu ve günlük yaşamımıza da girdi; Alo paket. Ağırlıklı olarak gıda sektöründe uygulanan bu sistem insanlarımıza birçok kolaylıkları da beraberinde getirdi. Aslında pratik bir yöntem.. Açıyorsunuz telefonu, veriyorsunuz siparişi ve adresi en geç 20 dakikada istedikleriniz kapınızda.. Buraya kadar çok güzel.. Verdiğiniz sipariş sıcak sıcak elinizde.. Peki verdiğiniz sipariş size bu kadar süratli ve çabuk nasıl geliyor hiç düşündünüz mü? Paketleri yerine ulaştıran motosiklet sürücüleri sürücü değil akrobat adeta . Ne yaya kaldırımı tanıyor, ne yolun sağını, solunu tanıyor, nede iki yolu ayıran ve yayaların geçişi için kullanılan refüjü tanıyor.. Trafik kurallarına uymak ise onların lügatlerinde yok.. Sanki kuralları koyanlar onlar.. Diledikleri şekilde motosiklet kullanıyorlar ve ikazlara da kulak vermiyorlar. . Peki bunlara kim dur diyecek. . ? Kim disiplinize edecek. Bunlar kendilerini ikaz edenlere de efelenmekten geri kalmıyorlar.. İlerde bazı problemleri ve üzüntüleri yaşamamak için önceden tedbir alınmalı diyorum..

 

ÇİĞ  KÖFTE Mİ? O DA NE?

Aylar önce çok geniş bir araştırma yaparak okurlarımıza sözde etsiz çiğ köftenin insan sağlığına verdiği zararları anlatmıştım.. Tüketilmemesinin isabetli olacağını vurgulamıştım.. Yazımdaki inceliği sanıyorum fark ettiniz.. Bahse konu olan çiğ köfte etsiz yapılan. Misal olarak yazıyorum; bu konu ile ilgili yazı yazdığım tarihte Afyon’da 15 tane çiğ köfteci varsa bugün 45 tane var.. Her köşede bilmem ne ustanın çiğ köfte salonu var. Aslında bu işin ustalıkla falanda ilişkisi yok. Çünkü Afyon’da imal edilen bir şey de yok.. Afyon’daki tüm sözde çiğ köftecilere bu mamuller İstanbul’dan geliyor. Çiğ köfte diye satılan ve kapanın elinde kala bu mamulün maliyeti kilo olarak 4 ile 7 TL arasında. Zaten sattıkları da salça+baharat+acı biber ve katılaşmayı sağlayan üstelik satışı da yasak olan bulyon..! Bulyon insan sağlığına yüzde 100 zararlı bir madde.. Gülünç bir rakama mal ettikleri bu sözde çiğ köfteler kilosu 60 TL’ye kadar satılıyor.. Yazık değil mi insanımıza.? Böylesine zararlı bir gıda maddesi (salça baharat vs ) nasıl olur da insanlarımıza satılır.? Ben bunu anlamakta zorlanıyorum.

 

                EKSOZ  MAGANDALARI. .

Sevgili okurlarımız; bu konuda geçtiğimiz dönemlerde de defalarca yazmıştım. Allah var Emniyetimiz de konuyu ciddiye alarak bu egsoz magandaları ile bayağı mücadele vermişti. Bir grup kendini bilmez, egsozlarındaki susturucuyu çıkarttırıyorlar ve o şekilde dolaşıyorlar. Üstelik bu tür şahıslar geceleri saat 02.00’den sonra meydana çıkıyorlar ve İnönü Bulvarı ile Ambar Yolunda yüksek egsoz sesleri arasında yarışıyorlar.. Yaşlı, hasta ve çocukları olan aileler bu konuda son derece rahatsızlar. Bunlara kim dur diyecek acaba ?

YORUMLAR

  • 0 Yorum