Ekonomik değerlendirmeme
POLAT YILMAZ

POLAT YILMAZ

FİSKE

Ekonomik değerlendirmeme

11 Mart 2016 - 17:19

Biliyoruz ki, ekonomi bir bilim. Emtia raporu, bilanço, altın, dolar, döviz, petrol, fon ve daha bir sürü şey..

Bunları ince ince işlemek, veriler hazırlamak, sonuçlar çıkarmak uzmanların işi..

Kabul..

Kabul da makrosuna mikrosuna bakmadan, cep ekonomisini yapmak da vatandaşın işi..

Bu sorulardan elde ettiği çıkarımlardan yola çıkarak soru sormak da..

Temsil..

“Avrupa eksi faize geçerken, Japonya fazileri negatife indirirken, Türkiye’de sıradan bir tüketici olarak, neden ortalama enflasyonun üç dört kat üstünde faiz ödüyorum” sorusu, tam da ekonomiden anlamayan sıradan vatandaşın sorusu..

Evet, neden?

 

***

Misal..

Kemal Derviş’in bir kurtarıcı gibi sunulduğu 2001 krizinde, gelirine bakılmadan, Türk vatandaşının uluslararası bankerlere ‘açılmasının’ etkileri hala sürüyor olabilir mi?

İnsanlar yaratılış itibariyle şimdi olanı gelecekte olacak olana tercih ederler..

İnsanımız, şimdinin ihtiyacını bankalardan kullandığı kredilerle giderme göre eğiliminde..

Ne var ki ev alırken, araba alırken, tüketici kredisi alırken, hele hele bir zamanlar sokaklarda dağıtılan kredi kartlarına neden enflasyonun kat be kat üstünde faiz ödeniyor?

Hesap işletim paraları, dosya masrafı, havale ücreti bilmem neyi saymıyorum bile..

 

***

Türk üreticisinin korumacı ekonomiden, uluslararası rekabete paldır küldür itildiği 24 Ocak 1980 kararlarının ardından, 2001 krizinin ‘kurtarıcısı’ Kemal Derviş’in tüm Türkiye’yi, bankerlere açmasının sonuçlarına yakından bakalım:

Tüketici kredisi borçları 134 kat, kredi kartı borçları 17 kat arttı.

2 milyon 670 bin kişi tüketici kredisi ve kredi kartı borcunu ödeyemediği için kara listede.

‘Ödeme şartını ihlal’ gerekçesiyle 1 milyon 179 bin kişiye dava açıldı.

725 bin davada mahkûmiyet kararı çıktı.

Şimdiye kadar ‘ödeme şartını ihlal’ suçundan 110 bin borçlu cezaevine girdi..

Ve rakamlar..

Rakamlar..

 

***

Şimdi, hükümet, tüketici kredisine maaşın 3-4 katı sınırlama getirmeye çalışıyor..

Yani, ‘eller gider Mersin’e, biz gideriz tersine’ durumu..

Veyahut da eşeğini dövemeyen semerini döver pozisyonu..

Dünya, vatandaş para harcasın diye faizleri indirip, halkı kredi kullanmaya yönlendirmeye çalışırken, biz faizleri indirtemediğimiz için az kredi kullanın diyoruz..

2001 yılından sonra hızlanan küresel el değiştirmeyle, Türkiye'deki 49 bankadan 37'sinde yabancıların hissesi var.

Yüksek büyüme ivmesini başka hiçbir yerde yakalamalarının imkanı ve ihtimali yok..

Pazar tatlı..

Herkese tatlı pazarlar..

YORUMLAR

  • 0 Yorum