İffet; çirkin söz ve fiillerden uzak kalma, hayâ ve edep dairesinde bulunma, doğruluk, dürüstlük ve ahlâkî değerlere bağlılık üzere yaşamak ve temiz olmak demektir.Hayânın sözlük anlamı “utanma, çekinme”dir. Ahlâkî bir terim olarak iffet, “yeme içme ve cinsî arzu konusunda ölçülü olmak, aşırı istekleri bastırıp nefsi, dinin ve aklın buyruğu altına sokmak suretiyle kazanılan güzel ahlâk” mânâsında kullanılmaktadır.
Allahü teâlâdan utanmak, imanın kuvvetli olduğuna, hayasızlık da imanın zayıf olduğuna alamettir. Hadis-i şeriflerde, “Haya, baştan başa hayırdır.” (Müslim),”Her dinin bir ahlakı vardır. İslamiyet’in ahlakı da hayadır” (İbni Mace),buyrulmuştur. Ahlâkî terim olarak hayâ “nefsin çirkin davranışlarından rahatsız olma, onları terk etme” mânâsına gelmektedir. Hayâ, kötülüğü terk etme veya hayrı tercih etme, iffet ise; seçilen bu güzel ahlâkı karakter olarak ortaya koymaktır.
UTANMAYAN DİLEDİĞİNİ YAPAR
Bütün peygamberlerin değişmez bir hakikat olarak bildirdiği “Eğer utanmıyorsan istediğini yapabilirsin!” sözü İslâm ahlâkının da temel prensiplerindendir. Peygamberimiz (sav) “Hayâ sadece iyilik getirir.” buyurunca sahabe-i kiram, “Hayâ dinden midir” diye sorarlar. Efendimiz (sav), “Evet. Hattâ o dinin tamamıdır.” buyurmuşlardır. Ardından da Peygamberimiz “Hayâ, haramlardan sakınmak, diline sahip olmak ve iffetli yaşamaktır.” şeklinde haber vermişlerdir.
İnsandaki hayâ ve iffet duygusu yaratılış gereği olup, kaynağı da iman ve İslâm ahlâkıdır. Çünkü insandaki bu duygular, kişinin çirkin söz ve fiillerden uzak kalmasını, doğruluk, dürüstlük ve ahlâkî değerlere bağlılık üzere yaşamasını sağlamaktadır.
ALLAH BANA ONUN İKİ KATINI VERDİ
Hz. Ömer (ra) döneminde Medine’de takvasıyla bilinen bir genç vardır. Bu genç birden bire gözlerden kaybolur, Hz. Ömer (ra) cemaate gencin nerede olduğunu sorar; onlar da gencin vefat ettiğini söylerler. Vefatı öncesinde evine gelip giderken bu gence kötü niyetli bir kadının musallat olduğunu, ağına çekmek istediğini gencin bu durum karşısında “Takvâya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah’ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler.” (A’râf, 7/201) âyetini okuyarak oracıkta ruhunu teslim ettiğini öğrenir. Hemen gencin gömüldüğü yere gider ve orada ona ‘’Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimselere iki cennet vardır.’ (Rahmân, 55/46) Şimdi sen istediğine girebilirsin.” diye seslenir. Hz. Ömer sözlerini henüz bitirmiştir ki, o sırada herkesin duyacağı şekilde mezardan “Yâ Emire’l-Müminîn! Allah bana onun iki katını verdi” diye bir ses yükselir: (Ali el-Müttakî, Kenzü’l-ummâl, II/218)
CENNETTE BANA KOMŞU OLACAKSIN
Bir gün gencin dükkanına gelen bir bayan, evinde tamir edilecek musluklar olduğunu söylemişti. Bunun üzerine beraber eve gitmişlerdi. Eve geldiklerinde kadın kapıyı arkadan kapatmış ve delikanlıyı kendine davet etmişti. Delikanlı bu çirkin teklifi kabul etmeyince:
– Bak bağırırım, bana saldırdı, derim, şeklinde tehdit etmişti delikanlıyı.
Delikanlı bunun üzerine:
– Peki kabul ediyorum; fakat benim tuvalate gitmem lazım, diyerek ayrılmıştı kadının yanından.Tuvalate giderek yüzünü, ellerini, elbiselerini pisliğe bulaştırmıştı. Çıktığında onu bu vaziyette gören kadın tiksinmiş ve:
-Git, seni görmek istemiyorum, diyerek kovmuştu.
Cehennemin dehşetli ateşleri yerine dünyada pisliğin bulaşmasına zerre kadar aldırmayan genç, az bir pisliğe bulanarak, daha büyük bir pislikten kurtulmuştu.
Bunun ardından evine gitmiş ve temizlenmişti. O gece rüyasında gördüğü nurani bir zât, ona şu müjdeyi vermişti:
-Evlâdım, seni tebrik ederim! Ben Hz. Yusuf’um. Cennette bana komşu olacaksın.
HZ. YUSUF İFFETİNİ KORUMAYI BAŞARIR
Hz. Yusuf (aleyhisselâm)’a sarayda vezirin hanımı tarafından uygunsuz bir teklif yapılır. Bu takva âbidesi insan, bizatihi Rabbi’nin kendisine apaçık delilleri göstermesiyle düşürülmek istenilen şeytanî tuzaklardan kurtulur ve iffetini korumayı başarır. Çünkü o şeytanın tuzaklarına karşı Rabbi’ne sığınmış, zina gibi bir harama düşmektense zindana girmeyi tercih etmiştir. Allah.’a itaat etme ve ettirme misyonu için seçilmiş bu iffet âbidesi insan, vezirin hanımı tarafından bile “(Evet) Ben onun nefsinden kâm almak istedim, ama o iffet ve ismetine sımsıkı kilitli kaldı.”(Yûsuf, 12/32) sözüyle yâd edilmiştir.



YORUMLAR