TEDBİR Mİ TAKDİR Mİ?
ESRA FİLİZ

ESRA FİLİZ

ESRA'NIN BAKIŞI

TEDBİR Mİ TAKDİR Mİ?

15 Ağustos 2020 - 09:43


Sıkça kullanılarak deformasyona uğratılmış, anlamı üzerine kafa yorulmadan dile pelesenk edilmiş bir takım kavramlara günden güne arttığına şahit olmaktayız. Bir de olay ve olgular üzerine, belki kolaycılığa kaçmaktan dolayı belki de kendini kurtarmak amacıyla bilemem, her şeyi kadere atmanın adet haline getirildiğine tabii ki... Ne kadar da kolaymış bu ‘’kadercilik’’ oyunu! At kadere gitsin, nasılsa en iyi o kurtarır yapılan yanlışlar karşısında ezileni.(!) İşte bu düşünce sistemi ile hareket etmek, bu mantaliteyi şiar edinmek, bireylerin ve dolayısıyla toplumun yıkımına sebep olacak etmenlerin başında gelmektedir. Bu düşünce sistemini biraz daha irdelemek, bu bağlamda tedbir ve takdir kavramlarının üzerinde durmak yerinde olacaktır. Tedbir önlem, hazırlık demektir. Yani meydana gelebileceği düşünülen herhangi bir olay öncesinde tam teçhizatlı hazır bulunmaktır tabiri caizse. Takdir ise yazgı, kader olarak geçmektedir. Yani bir olayın gerçekleşmeden önce saptanmış olması demektir. Bu iki kavramın zihinlerde doğru bir şekilde yer etmemesi, ‘’tedbirsiz takdir’’ olgusunu daha da güçlendirmektedir. Dolayısıyla olup biten her şey kader kapsamında değerlendirilmektedir.
Covid-19 virüsü ile mücadele edilen bu zorlu günlerde insanların virüs karşısında bahsi geçen kadercilik oyununu oynaması, durumun vahametini daha da arttırmaktadır. Birçok insanın, hastalığın takdire bağlı olduğu yönündeki düşüncesi, tedbir konusunun geri planda kalmasını sağlamaktadır. ‘’Tedbirsiz takdir ne kadar anlamlıdır?’’ sorusunu ise okurlarımın ‘’takdir’’ ine bırakıyorum. Tedbirleri göz önünde bulundurmayanların, virüsten etkilendiklerinde suçu tedbirsizliğe değil de kadere atması, hayatlarını kurtarmaya yetmeyecektir belki de. Hâlbuki virüsün yayılması, tedbirsizce sergilenen bir tutum karşısında suçun ne olduğu ile suçlunun kim olduğu konusunda yapılan doğru saptamalar, bu sürecin daha kolay atlatılmasına yardımcı olacaktır. Gündem, birçok insanın önlemler konusundaki serbest tutumunun virüs tablosuna yansıdığına dikkat çekmektedir. Bu tablodan da anlaşılacağı üzere virüse karşı tedbir zorunluluğunun getirilmesi oldukça gereklidir. Ayrıca sağlık bakanı Fahrettin Koca’nın virüslü kimselere geçmiş olsun ziyaretine gidildiği hususunda vermiş olduğu bilgi de bu doğrultuda alınan tedbirlerin (!) yetersizliğine işaret etmektedir. Zorunlu kısıtlamalar olmaksızın mesafe ve maske kuralı gereğince yerine getirilemiyorsa bir takım önlemlerin alınması hususundaki zorlamalar dolayısıyla anlamlı olacaktır.
Mesafe ve maskeden bihaber olunması ve önlemlerin hafife alınması, hem bireysel hem de toplumsal anlamda birçok probleme neden olmaktadır. Bu tutumların nasılsa hasta olup olmamamız kadere bağlı düşüncesi ile tedbiri elden bırakmaya sebebiyet vermesi, toplumdaki tüm bireyleri olumsuz yönde etkilemektedir. Tedbiri elden bırakmadan, büyük bir özveri ile mücadele edildiği takdirde virüsün üstesinden gelinebilir. Bu mücadele birkaç kişinin çabasıyla değil, tüm bireylerin çabasıyla kazanılabilir. Dolayısıyla tedbirin bireyler açısından takdirden önce geldiği bilinmeli, bu doğrultuda hareket edilmelidir. Nitekim takdir ve tedbir kavramlarına yüklenilen anlamlar ve bu kavramlara dayanılarak bilinçsizce benimsenen düşünceler de bu doğrultuda tekrar gözden geçirilmelidir.
 

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Sedanur uzun
    3 ay önce
    Çok güzel bi noktaya parmak basmış,şu an türk toplumunun en büyük sorunu. Tebrik ederim esra hocam????????
  • Muradiye SİVRİKAYA
    3 ay önce
    Tedbir bizden Takdir ALLAH 'tan diyelim o zaman .