Unutmadık Devlet Ağa Unutmadık (1)
ALPER AKSOY

ALPER AKSOY

KONUK YAZAR

Unutmadık Devlet Ağa Unutmadık (1)

01 Mart 2016 - 14:58

Tarih 17 Temmuz 2000.

AB Türkiye komiseri Gunter Verheugen Ankara’da. 57. Koalisyon ortakları Ecevit, Bahçeli ve Yılmaz ile kapalı kapılar arkasında görüşüyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısının kaderini tayin eden tarihi bir dönüm noktası bu görüşme.

***

Tarih 18 Temmuz 2000:

Hürriyet gazetesinin manşeti:

“Verheugen’den Ağır Ev Ödevleri"

Hükümete Kürtçe televizyon, Kürtçe eğitim ve “azınlık hakları” konusunda ev ödevleri sunup takvim isteniyor.

AB’nin “azınlık hakları”ndan ne anladığı ise Kopenhag Antlaşması’nda apaçık yazılı:

“Bir ülkede resmi dilden gayrı anadili olan her halk azınlıktır”

Bu da demek oluyor ki Lozan Antlaşması çöpte.

Ve antlaşmanın altında Türk Milliyetçileri’nin bayraktarı Devlet Bahçeli’nin de imzası var.

Bu antlaşmaya göre Türkiye’de Kürtler, Çerkezler, Araplar, Boşnaklar... “azınlık” statüsüne kavuşuyorlar.

***

Tarih 10 Ağustos 2000.

ANAP milletvekili Kamran İnan Türkiye Cumhuriyeti’nin “imza atarsak bölünürüz” korkusu ile 17 yıldır beklettiği “Birleşmiş Milletler Bireysel ve Siyasi Haklar Sözleşmesi” ne imza atılacağını duyan üç beş kişiden biri.

Gerçek bir vatansever olan İnan önce Bahçeli’nin kapısını çalıyor:

-“Sayın Bahçeli bu antlaşmaya Fransa ve İspanya imza atamadı. Çünkü atarsak bölünürüz korkusu taşıyorlar. Türkiye’deki bölücülük tehlikesi Fransa’dakinin elli katı, İspanya’dakinin yüz katı… Gerekirse koalisyondan çekilin sakın ha bu antlaşmaya imza attırmayın” diye âdeta yalvarıyor.

Bahçeli gayet sakin, koltuğuna yaslanıyor:

“Gereğini yapacağım, merak etmeyin Kamrân Bey” diyor sadece.

***

Tarih 15 Ağustos 2000.

BM Türkiye Daimi Temsilcisi Volkan Vural “Birleşmiş Milletler Bireysel ve Siyasi Haklar Sözleşmesi”ne 57. Hükümet adına imza atıyor.

İmzadan sonra Arap-Ermeni melezi olan Volkan Vural basın mensuplarına aynen şöyle diyor:

- “Bu gün hayatımın en mutlu gününü yaşıyorum, sevincim sonsuzdur, Türk Milleti köhne zihniyetini bir kenara bırakarak çağdaş milletler seviyesine bu antlaşma ile adım atmaktadır.”

Volkan Vural:

- “Oh olsun, Türk Milletini tongaya düşürmek bana nasip oldu” der gibi âdeta.

***

Tarih 16 Ağustos 2000.

PKK yayın organları şu manşetle çıkıyor: “TC’ye Diz Çöktürdük. Birleşmiş Milletler Bireysel ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’ne attırılan imza ile Bağımsız Kürdistan’nın önündeki en önemli engel ortadan kaldırıldı”.

***

Tarih 17-18-19-20. Ağustos 2000.

Ülkücü Hareket mışıl mışıl uyuyor…

Türk Milletinin dinamik gücü MHP’nin milletvekilleri Akdeniz sahillerinde tatil yapıyorlar, Ülkü Ocakları Ozan Arif’in kesinkes hain olduğu iddialarını yineliyor, internet sitelerinde iki eliyle bozkurt işareti yapan köşe yazarları "Lidere biat şereftir" yazıları döktürüyor ama hiçbiri PKK’nın “TC’ye Diz Çöktürdük!” manşetini merak bile etmiyor.

Rahmetli Behiç Kılıç, Aslan Bulut, Ümit Özdağ gibi köşe yazarlarının kalk borusu mahiyetindeki yazıları milletin dinamik gücü (!) Ülkücüler tarafından: “Hadi be! Liderimiz imza attırdıysa vardır bir bildiği, size ne!” tepkileri arasında kaybolup gidiyor.

***

“Birleşmiş Milletler Bireysel ve Siyasi Haklar Sözleşmesi” neden “ihanet antlaşması hükmündeydi? Bunun için sadece 1. ve 2. maddeye göz atmak yeterlidir:

Madde 1. Bütün halklar kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptir. Bu hak vasıtasıyla halklar kendi siyasal statülerini serbestçe tayin edebilir ve ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerini serbestçe sürdürebilirler.

Madde 2. Bütün halklar doğal kaynakları ve zenginlikleri üzerinde kendi yararına serbestçe tasarrufta bulunabilir.        (DEVAMI YARIN)

Tarih 17 Temmuz 2000.

AB Türkiye komiseri Gunter Verheugen Ankara’da. 57. Koalisyon ortakları Ecevit, Bahçeli ve Yılmaz ile kapalı kapılar arkasında görüşüyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısının kaderini tayin eden tarihi bir dönüm noktası bu görüşme.

***

Tarih 18 Temmuz 2000:

Hürriyet gazetesinin manşeti:

“Verheugen’den Ağır Ev Ödevleri"

Hükümete Kürtçe televizyon, Kürtçe eğitim ve “azınlık hakları” konusunda ev ödevleri sunup takvim isteniyor.

AB’nin “azınlık hakları”ndan ne anladığı ise Kopenhag Antlaşması’nda apaçık yazılı:

“Bir ülkede resmi dilden gayrı anadili olan her halk azınlıktır”

Bu da demek oluyor ki Lozan Antlaşması çöpte.

Ve antlaşmanın altında Türk Milliyetçileri’nin bayraktarı Devlet Bahçeli’nin de imzası var.

Bu antlaşmaya göre Türkiye’de Kürtler, Çerkezler, Araplar, Boşnaklar... “azınlık” statüsüne kavuşuyorlar.

***

Tarih 10 Ağustos 2000.

ANAP milletvekili Kamran İnan Türkiye Cumhuriyeti’nin “imza atarsak bölünürüz” korkusu ile 17 yıldır beklettiği “Birleşmiş Milletler Bireysel ve Siyasi Haklar Sözleşmesi” ne imza atılacağını duyan üç beş kişiden biri.

Gerçek bir vatansever olan İnan önce Bahçeli’nin kapısını çalıyor:

-“Sayın Bahçeli bu antlaşmaya Fransa ve İspanya imza atamadı. Çünkü atarsak bölünürüz korkusu taşıyorlar. Türkiye’deki bölücülük tehlikesi Fransa’dakinin elli katı, İspanya’dakinin yüz katı… Gerekirse koalisyondan çekilin sakın ha bu antlaşmaya imza attırmayın” diye âdeta yalvarıyor.

Bahçeli gayet sakin, koltuğuna yaslanıyor:

“Gereğini yapacağım, merak etmeyin Kamrân Bey” diyor sadece.

***

Tarih 15 Ağustos 2000.

BM Türkiye Daimi Temsilcisi Volkan Vural “Birleşmiş Milletler Bireysel ve Siyasi Haklar Sözleşmesi”ne 57. Hükümet adına imza atıyor.

İmzadan sonra Arap-Ermeni melezi olan Volkan Vural basın mensuplarına aynen şöyle diyor:

- “Bu gün hayatımın en mutlu gününü yaşıyorum, sevincim sonsuzdur, Türk Milleti köhne zihniyetini bir kenara bırakarak çağdaş milletler seviyesine bu antlaşma ile adım atmaktadır.”

Volkan Vural:

- “Oh olsun, Türk Milletini tongaya düşürmek bana nasip oldu” der gibi âdeta.

***

Tarih 16 Ağustos 2000.

PKK yayın organları şu manşetle çıkıyor: “TC’ye Diz Çöktürdük. Birleşmiş Milletler Bireysel ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’ne attırılan imza ile Bağımsız Kürdistan’nın önündeki en önemli engel ortadan kaldırıldı”.

***

Tarih 17-18-19-20. Ağustos 2000.

Ülkücü Hareket mışıl mışıl uyuyor…

Türk Milletinin dinamik gücü MHP’nin milletvekilleri Akdeniz sahillerinde tatil yapıyorlar, Ülkü Ocakları Ozan Arif’in kesinkes hain olduğu iddialarını yineliyor, internet sitelerinde iki eliyle bozkurt işareti yapan köşe yazarları "Lidere biat şereftir" yazıları döktürüyor ama hiçbiri PKK’nın “TC’ye Diz Çöktürdük!” manşetini merak bile etmiyor.

Rahmetli Behiç Kılıç, Aslan Bulut, Ümit Özdağ gibi köşe yazarlarının kalk borusu mahiyetindeki yazıları milletin dinamik gücü (!) Ülkücüler tarafından: “Hadi be! Liderimiz imza attırdıysa vardır bir bildiği, size ne!” tepkileri arasında kaybolup gidiyor.

***

“Birleşmiş Milletler Bireysel ve Siyasi Haklar Sözleşmesi” neden “ihanet antlaşması hükmündeydi? Bunun için sadece 1. ve 2. maddeye göz atmak yeterlidir:

Madde 1. Bütün halklar kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptir. Bu hak vasıtasıyla halklar kendi siyasal statülerini serbestçe tayin edebilir ve ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerini serbestçe sürdürebilirler.

Madde 2. Bütün halklar doğal kaynakları ve zenginlikleri üzerinde kendi yararına serbestçe tasarrufta bulunabilir.        (DEVAMI YARIN)

 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Zeki ÖZGEN
    1 yıl önce
    Hocam, keşke''' ülkücü' kelimelerinin yerine'' mhp'' kelimeleri kullansa idiniz.Bir ülkücü olarak ülkücülüğün halihazırda yanlış yönetenlerin, yöneticilerin kontrolündeki mhp icraatlarıyla özdeş tutulmasını hoş bulmadım.Saygılar.