Yaşam normale döndüğünde Afyonkarahisar sizi bekliyor

Yaşam normale döndüğünde Afyonkarahisar sizi bekliyor

Yaşam normale döndüğünde Afyonkarahisar sizi bekliyor
25 Mart 2020 - 15:16


 
Sözcü Gazetesi yazarı Mehmet yaşin bugün yayınlanan yazısında Afyonkarahisar’ı anlattı.Yaşin’in yazısı şöyle ;
Eğer günün birinde, Korona virüsü çekip gider, yaşam eskisi gibi akmaya başlar ve siz yeniden lezzetli yemeklerin peşine düşmeye niyetlenirseniz, size Afyonkarahisar'ı öneririm.
 
Afyon, Gaziantep ve Hatay'ın ardından UNESCO'nun “Yaratıcı Şehirler Ağı”na dahil oldu.
 
Virüslü günler öncesinde Afyona gittiğimde tüm yetkilileri, bu seçime layık olmak üzere canla başla çalışırken gördüm.
 
En önem verdikleri konu da Gastronomiydi. Afyon'un çok lezzetli yemeklerini gün yüzüne çıkarmakta iddialılardı. Bu konuda Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü ile de çalışmalar yürütüyorlardı.
 
Bölgedeki gezime yolumun üstündeki Kütahya'dan başladım.
 
Sanayi Sitesi'ndeki CUMHURİYET LOKANTASI'na uğradım.
 
Burası eski göz ağrımdır. 10 yıl önce yine buradan geçerken keşfetmiş, mide fesadı geçirmiştim.
 
Vitrinde sıralanmış yemekleri görünce eski tatlar yine damağıma üşüştü.
 
Lokanta'nın tarihi 1930. Şimdi kepçe, üçüncü kuşağın temsilcisi Ahmet Öztop'un elindeydi. Dördüncü kuşak ise sırasını bekliyordu.
 
Aşçı Ahmet Bey, sıcağı ile zeytinyağlısıyla ve tatlılarıyla günde 60 çeşit yemeğin çıktığını söylüyordu.
 
Seçim yapmak için gittiğim tezgahın başında şaşırdım kaldım. Hangisi seçsem acaba diye sormaktan yoruldum. Sonunda kararımı verdim: İşkembeli nohut, kuşbaşı fırında kaburga, kadınbudu köfte, iç pilav.
 
Ne sebzeye ne de tatlıya yer kaldı.
 
Lokanta 18.00'e doğru kapanıyordu. Pazar günleri ise açık değildi.
 
Yolunuz Kütahya çevresine düşerse, buraya uğramayı aman ihmal etmeyin.
 
Afyon'daki yemek maratonunu, Frigya Vadisi'nde başlattım. Demirli Köyü'ndeki KYBELE BUTİK OTEL'in, bahçesinde muhteşem bir kahvaltı hazırlamışlardı.
 
Otel dediysem, koca bir taş bina aklınıza gelmesin. 12 odalık, ahşap bir yapıydı. Pencereleri Frigya Vadisi manzaralıydı.
 
Bütün ev halkı el birliği ile çalışıyordu. Kadınlar mutfakta, erkekler servisteydi.
 
Masanın üstünde kahvaltılık adına ne isterseniz vardı. Ama ben peynir, zeytin gibi bildikleri atlayıp, daha yöresel yiyeceklere yöneldim.
 
Üstüne kaymak koyduğum haşhaş ezmesi damağımı sarhoş etti.
 
Un, patates, biber kurusu ve haşhaşla yapılan Sac Aşı, öylesine lezzetliydi ki, iştahıma çüşşş demesem tüm tepsiyi bitirebilirdim.
 
Çevreden toplanan mevsim otları ile yapılan gözlemeye nasıl “hayır” diyebilirdim ki!.
 
 
Ama masada bir hamur işi daha vardı ki, bunun hem yapılışını hem de lezzetini anlatabilmek benim yeteneğimi aşıyordu. Evin annesi Dudu Hanım'ın yaptığı bu lezzet bombasının adı “Göbekli” börekti. Tarifini almak için “virüssüz günlerde” bir kez daha Frigya Vadisi'ne gideceğim.
 
Frigya Vadisi'ndeki ikinci durağım, Üçler Kayası Köyü'ndeki FRİGYA ORGANİK KÖYEVİ oldu. Burada kaz ziyafeti çekecektim.
 
Bu bölgede her evin 5-10 kazı var. Kaz yemeğini çok seviyorlardı. Hatta Kars'a bile buradan kaz gönderiyorlarmış. Burada da mutfak evin annesine emanet edilmişti. Kaz önce haşlanıyor, sonra fırında kızartılıyordu.
 
Önden, kaz suyu ve kuru yufka ile yapılmış tirit yedim. Ardından yine kaz suyuyla yapılmış Siyez bulgur pilavı eşliğinde kazı parçaladım. Koyun sütünden yapılmış taze yoğurt, bu ziyafete eşlik etti.
 
Afyon'daki en sevdiğim lokantalardan biri de AŞÇI BACAKSIZ'dır. Bu lezzet durağını yıllardan beri bilirim. 1938 yılından beri aynı yerde hizmet verir ve sadece 6 masası vardır.
 
YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
 
 
 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Julia Gül Arslan
    1 hafta önce
    Afyon'a 2 kez gittim. ..orada çok değerli misafirperver insanlar tanıdım.. bazı esirleri de misafir eden özel bir şehir olması kurtuluşa savaşının geçtiği yerler...nasıl özel olmaz ..