‘Vatan, bizim en kıymetli varlığımızdır’
AKÜ’de, şehit aileleri ve gazilere yönelik düzenlenen cumhuriyet konferansında konuşan Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Sezer, bir vatanın kazanılmasının kolay olmadığını belirterek, “Vatan, bizim en kıymetli varlığımızdır” dedi
Şehit yakınları ve gazilere cumhuriyetimizin kazanıldığı topraklarda cumhuriyet bayramı konferansı düzenlendi. Ahmet Necdet Sezer Kampüsü (ANS) Atatürk Kongre Merkezinde gerçekleştirilen konferansta Afyon Kocatepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sadık Sarısaman “92. Yılında Cumhuriyetin Getirdikleri” konulu bir konferans verdi.
Konferansın açış konuşmasını yapan Afyonkarahisar Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Alper Sezer vatanın, insanın halen üzerinde yaşadığı geçmişin acı ve tatlı hatıraları ile avunduğu, istikbale ümitle baktığı bütün bir mekan olduğunu söyledi. Sezer, “Bir toprak parçasının vatan olabilmesi kolay değildir. Yüzlerce yıl yurt edinilen, uğrunda şehitler verilerek kanla yoğrulan toprak parçasıdır vatan. Üzerinde bir medeniyet kurulan yerdir vatan” dedi.
ATALARIMIZ EN GÜZEL VE BEREKETLİ TOPRAKLARINI VATAN OLARAK SEÇMİŞLER
Vatanın Türk insanının en değerli varlığı olduğunu kaydeden Sezer, “Atalarımız dünyanın en güzel ve bereketli topraklarını vatan olarak seçmişler ve bizlere emanet etmişlerdir. Bu cennet vatanı yüzlerce yıl ecdadımız canları ve kanları pahasına korumuşlar ve binlerce yıl abide dikerek üzerinde bir medeniyet kurmuşlardır. Bu vatanın, bu millete ait olduğunu, camileri, türbeleri, çeşmeleri, sarayları, mezar taşları, hanları ve hamamları ile adeta tescil etmişlerdir. Vatan, bizim en kıymetli varlığımızdır” diye konuştu.
CUMHURİYETE KADAR TÜRKLER HEP MONARŞİ İLE İDARE EDİLDİ
Daha sonra söz alan Prof. Dr. Sadık Sarısaman ise I. Ve II. Meşrutiyet’ten ve cumhuriyete giden süreci anlattı, 2. Abdülhamit ve Vahdettin zamanında gizli bir cumhuriyet olduğunu savundu.
Sarısaman, konferansında tarih boyunca Türkler’de uygulanan yönetim biçimleri hakkında da bilgi verdi. Bu yönetim biçimlerine bakıldığında görülen tek şeyin monarşi olduğunu ve cumhuriyetin ilanına kadar Türklerde başka bir yönetim biçimi görülmediğini söyledi. Prof. Dr. Sarısaman sözlerine şöyle devam etti:
“Kurultay ya da kengeş denilen meclisler var. Fakat bu meclisler halkın yönetime dahil olduğu anlamına gelmiyor. Sadece bu kurultay ya da kengeşlerde beyler bulunuyor. Onların yetkisi de danışma meclisi niteliği dışına çıkmıyor. Yani onlardan görüş alınıyor. Son karar yine padişaha, kana, hakana ait oluyor.”
ASLINDA GİZLİ BİR CUMHURİYET VAR
Sarısaman konuşmasında ayrıca I. Ve II. Meşrutiyet’ten ve cumhuriyete giden yoldan da bahsetti. “Cumhuriyete giden süreçte Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması çok mühimdir” Sarısaman, şunları anlattı: “Aslında gizli bir cumhuriyet var. Birinci dönem TBMM döneminde. Çünkü Ankara’da bir hükümet var. Kanunlarını meclis vasıtasıyla çıkarıyor. Bakanlarını meclis vasıtasıyla görevlendiriyor. Bütün icraatı meclis yapıyor. Padişahın yapması gerekenleri de meclis başkanı yapıyor. Sanki devlet başkanı gibi. Böyle adı konmamış, fiilen başlamış bir cumhuriyet, ilk defa bizim tarihimizde TBMM’nin açılışı ile oldu. TBMM açılışı dualarla gerçekleşti. Mustafa Kemal Paşa ve diğer mebuslarla TBMM açıldı.”●Kurtuluş






YORUMLAR