Doksanlı yılların başı.. Zafer Gazetesi’nde, nöbetçi müdürüm..
Akşam saatlerinde, Nejat Uygur’un aradığını söylediler. Telefonda Nejat Uygur, bir yetkili ile görüşmek istediğini söyledi.
O saatte oyunda olması gerekirken, beni kaldığı otele davet etti.
Lobide tek başınaydı. Üzerinde her zaman olduğu gibi eşofmanları vardı.
Tanıştık.
Kültür Müdürlüğü’nün davetine uyarak ‘Hastane mi Kestane mi’ oyununu Afyon’da oynamak için geldiğini, ancak paranın peşin ödenmesi konusunda anlaşamadıklarını ve sahneye çıkmaktan vazgeçtiğini anlattı.
Anadolu turnelerinde başına gelenleri, parasızlıktan İstanbul’a dönme zorlukları bile yaşadıklarını, şimdi ise ücreti peşin almadan sahneye çıkmama kararı aldıklarını kendi cephesinden anlattı..
*
Daha önce o ünlü Cibali Karakolu’nu tiyatroda izlemiş birisi olarak, Afyonlu sanatseverlerin bu büyük ustayı ne pahasına olursa olsun izlemelerini istiyordum. İsrar ettim, faydasızdı..
Bu arada, sohbetimiz, bir sanatçı ve gazeteci arasındaki “teknik” yeknesaklıktan çoktan çıkmıştı..
Konular peşi sıra açılıyor, mükemmel anekdotlar anlatıyordu..
Konu her nasılsa çocukluğuna geldi ve Sandıklı’da terzi çıraklığı yaptığı günleri anlattı..
Ayrılırken, sahneye çıkmamanın gerekçesini, “Aç ayı oynamaz” lafıyla açıkladı..
Zafer’de benzer başlıkla bu habere yer verdik.
*
Gazeteye döndüğümde, vakit gece yarısına yaklaşmıştı. Rahmetli Fatih Gümüş çıkageldi.
TRT ve Hürriyet’in Afyonkarahisar Temsilcisi, Zafer Gazetesi İstihbarat Müdürü Fatih Gümüş.
Nejat Uygur’un, para alamadığı için sahneye çıkmadığını ve yaptığımız görüşmeyi aktardım.
Çağır gelsin, bir de ben konuşayım dedi..
Kaldığı oteli aradım, bu arada vakit gece yarısıydı.
– “Yatmıştım be gülüm” dedi. Durdu, “Hadi gel beni al” dedi.
Gazeteye geldi, büyük utsa.
Sanki yıllardır gazeteye gelip giden, ya da orada çalışan birisiydi..
Herkesle dost, herkesle arkadaş..
Komik anılarına kahkahalarla karşılık veriyorduk..
Yeni Afyonspor’un iddialı zamanlarıydı..
– “Afyonspor için karikatür çizeyim, gazetede kullanırsınız” dedi.
Sabaha doğru, oteline bıraktım..
Ertesi gün gazeteye geldiğimde, sabah erkenden iki karikatür bıraktığını öğrendim. Spor servisi, birisi top namlusundan fırlayan şekilde çizdiği Afyonspor karikatürlerini gazetede kullanmıştı.
*
Büyük usta, muzip bakışlı terzi çırağı, Cibali Karakolu’nun cahil ama uyanık ‘kosmeri’ Nejat Uygur, hayata veda etti..
Bir türün son temsilcisi..
Kendi zamanının en iyilerinden..
Çocukluğumun ve gençliğimin efsane isimlerindendi ..
Pek çok kişiye bilerek ya da bilmeyerek örnek olmuş, hocalık etmişti..
Benim de payıma tevazuu ve sabaha karşı oteline döndüğü halde iki saat içinde iki karikatür çizerek verdiği söze bağlı kalışındaki disiplini düşmüştü..
Rahat uyu büyük usta ..


YORUMLAR