KÖŞEBAŞI
İSTENİŞ HAKAN TÜPLEK
Birkaç aydır zamanımın büyük bir çoğunluğunu henüz kuruluş aşamasında olan bir firmanın fizibilite çalışmalarını yaparak harcıyorum. Reklam, organizasyon, anket vs hakkında çalışmalar yapıyoruz. Diğer bir taraftan düşünceleri kağıt kalem ile toparlamak, hem de plan projeyi hayata geçirmeden önce test aşamaları çalışmalarını sürdürüyorum.
***
Sabah vakti gazeteye geliyordum.
Planlamakta olduğum işin bir bölümünde de istenilen herhangi bir konuda anket yapmak yer alıyor. Anketin güvenilirliğinin yüksek olması için sokaktaki kişiler ile birebir çalışma yapmak gerekir. Anket yapan kişinin elinde bir dosya ile sokaktaki bir kişiye fazla vaktini almadan bir şeyler sorup, gizlilik içinde cevaplar edindiğini kurguladım.
Bir anda işin sokakta yürürken provasını yapmayı hayal ettim.
Karşımdan bana doğru yürüyen orta yaşlı başı örtülü mantolu bir kadın geliyordu. Anketten gerçeğe en yakın sonucun çıkması için konuya ilgili olduğunu düşündüğünüz herkese soru sormanız gerekir. İyi de bu kişiye soru sormaya cesaret edemeyeceğim fikrine kapıldım.
Ben her ortamda herkesle konuşabilirim. ‘Karşımdakine yönelip bir anket hakkında size birkaç soru sorabilir miyim’ desem sanrım cevap vermeden ve çekinerek yanımdan hızlıca yürürdü.
Bu kitlede olan kişiler için o kıyafetlere uygun bir kadının soruları sorması ve anketi yapmasının daha iyi bir fikir olacağı kanısına vardım.
Şalvarlı köylü kıyafetli bir bacımıza da ne bir şeyler sorabilir ne de yanına yaklaşabilirdim. O’nun içinde bir kadın personel çalıştırmak lazım. Diğer taraftan, başı açık, etekli/pantolonlu bir kadına da ‘anketimize katılmak ister misiniz ’ diye sormak aklıma geldi.
Sonra ise kendi kendime ‘Allah Allah ben saçmalıyor muyum, yoksa yanlış mı düşünüyorum’ diye ilk soruyu kendime sordum.
***
Kadınlarımızı niye açık kapalı diye sınıflandırdık, başkalaştırdık?
‘Yoksa bizi dünyaya getiren onlar değil miydi’ diyerek gazeteye geldim.
Son tiplemeye uyan kadın çalışma arkadaşımıza durumu anlattım. Kendi görüşlerini ifade etmesinin yanı sıra toplumun kadınlara daha iyi bir bakış açısı ile bakmaları gerektiğini söyledi. Toplumda kadının farklılaştırılmasına karşı olan ve üzülen yine kadınlarımız.
Kadının toplumda söz sahibi olamamasının sebebi çoğu zaman onları yok saymamızdır
Oysaki anketi bir erkek ile yapmak isteseydim, genci yaşlısı, köylüsü şapkalısı, şehirlisi takım elbiselisi hiç fark etmeyecekti…
Kılıf kıyafet ve şekline bakmadan anketi tamamlardım.
Yani yok bu bıyıklı, yok sakallı hiç fark etmeyecekti…
***
Belki biz erkeklerden daha iyi düşünecekler, daha iyi fikirler kadınlarımız tarafından ortaya çıkacaktı.
Yüce Atatürk’ün kadına sosyal ve siyasal anlamda nasıl değer verdiğini bütün dünya biliyor, yazık ki biz hala anlayamadık. Her nedense bugünkü toplum bu değerleri sanki unutmuş yaşamamış gibi… Bu değerleri sahiplenecek ve yaşamak ise yine toplumun kendisinde, yapacaksa da, engelleyecekse de yine toplum kendisi için yapacak… Eğitim şart.
Şimdi soruyorum.
Kadınlarımızın suçu ne?
Tek suçları kadın olmak mı?
***
Postane civarında yürüyordum, ben bu sorulara cevap ararken elinde bir dosya olan erkek bir anketör,
‘Abi engelliler hakkında konuşabilir miyiz’ dedi.
Kadınlara soru soramayacağım aklıma geldi.. Cevap verdim:
– Ben zaten engelliyim.



YORUMLAR