Dün, kardeşim, yazarımız Murat Akarçay ile birlikte Konya’ya, tedarikçilerimizin yanına gittik. Yolda giderken de muhabbettin belini kırdık ve başladık oradan buradan anlatmaya. Murat kardeşim dertliydi. Hem de Afyonkarahisar’da ‘abi diye’ selam verdiklerinden. Bizim gazetede yazmaya başladıktan sonra ne teklifler almış, hatta bazıları başka şeyler de söylemişler ama o denilenlere aldırmamış ve yoluna devam etmiş. Çok zorluyorum, “Kim ne dedi? Sen bana bir söyle. Bak neler yapacağım” diye, ama ne mümkün! Ağzından laf almak, isim almak, bir şeyleri dedirtmek. “Ben sır küpüyüm abi. Mümkün değil. O benle birlikte mezara gidecek” diyor.
MURAT RAHMETLİ SAİM ÇELEBİ GİBİ
Bu sözleriyle rahmetli Saim Çelebi’yi hatırlattı. O da çok sırdaş ve kadim bir dosttu. Yakından tanıyanlar kendisini çok iyi bilirler. Afyon basınına da büyük emekleri geçmişti Allah gani gani rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun. Yoldaki güzellikleri akrabalarını ve Abdurrahman Dilipak’ın kuzeniyle evlenen akrabasından bahsetti. Muhabbetin belini kırdık anlayacağınız.
Konya’ya vardık. İkimiz de acıkmıştık. Dedik, ‘yemeği dönerken bizim Hayrilerin mekânında yiyelim.’ Kendimizi oraya sakladık. Hemen tedarikçimiz Hasan Bey’in dükkanına vardık Hasan Bey kardeşimiz yok. Telefonlaştık ve dönüşte uğramak üzere yerinden ayrıldık. Sonrasında tedarikçilerimizden Osman ve İbrahim beylere uğradık. İbrahim abi yerinde yok. O’nu nerede bulacağımız belli. Organize’deki fabrikada tabiî ki oraya da gideceğiz. Ama Osman bey kardeşimiz dünya tatlısı. Kendisi her zaman izzet ve ikramda kusur etmez. Bize gerekli ikramda bulundu ve siparişlerimizi verdik. Murat kardeşim tedarikçimizin yan komşusu matbaacıyla yeni basacağı kitabının baskı ve diğer konularını görüşmek üzere yan dükkana geçti. Bizse Osman bey kardeşimle (benim tabirimle tosunum Osmanım) muhabbet ettik. Kitap işini halleden Murat kardeşim de geldi. Biz oradan Organize’ye, İbrahim abimizin yanına geçtik.
HAYRİ’NİN MEKANINDA
Ayaküstü muhabbetten sonra alacaklarımızı aldık ve yola koyulduk. Hani çok da açıkmıştık. Yolda bizim Hayrilerin mekanına uğradık. Baktık yemekler güzel, başladık bakmaya ve kendimize et yemekleri ve fasulyeli pilavdan menü kurduk. Baktık dostumuz Hayri ortalarda yok. Biz yemeğe başladık. Hayri tezgahta dolanıyor, seslendim, “Birader bize iki çay söyle” diye. Sesimi duyunca bir baktı ve başladı gülümsemeye. Masamıza geldi. Hal yarenliği ettik. İşleri sorduk. Hayri kardeşimiz Afyon’dan uzak birisi değil. Bir ayağı buralarda. Bizim termallerde pen işi yapıyorlar. Son aldıkları işten bahsetti. Enine boyuna konuştuk. Alamadıkları paralardan bahsetti. Sonrası ayrılık vakti. Tekrar yola çıktık. Ve akşamın karanlığında geldik şehrimize.
Sağlıklı ve huzur dolu günler temennisiyle Allaha emanet olun.


YORUMLAR