Türkiye Muhtarlar Derneği Afyonkarahisar Şube Başkanı Süleyman Akagündüz ve beraberindeki heyet Ankara’ya değim yerindeyse çıkarma yaptı. AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ürün’ün davetlisi olan heyet, önce Anıtkabir’i gezdi, sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni. Heyet son olarak Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nu ve AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Sait Açba’yı ziyaret etti.
DEVAMI AZSONRA…
Süleyman Akagündüz Muhtar arkadaşlarımızın maaşlarının yükselmesi gerekiyor. 871 lira olan maaşlardan SSK primi kesilirse de bizim için uygun olur. Yani en azından maaşı düşük alabiliriz ama sosyal güvencemiz olur. Muhtarlara verilen paradan kimse prim yatırmıyor, dolayısıyla para harcanılıp gidiyor. Muhtarlara biraz daha fazla maaş verilirse bu bizim avantajımıza olur. Bir de silah harcı var. Bu harçlar bizden taksitlendirilerek alınırsa ekonomik olarak daha da rahatlayacağız. Halil Ürün Ben daha iyisini söyleyeyim size; Muhtarlara bir makam odası, bir otomobil, bir şoför, bir hizmetli ve 2 bin 500 lira maaş vermeyi düşünüyoruz. Hanımlara pozitif ayrımcılık yapıp bunu hanımların çocuk sayısı ile çarpıp vermeyi düşünüyoruz. Kaç çocuğu varsa ona göre vermeliyiz. Mesela bir muhtar 2 bin 500 lira maaş alıyorsa üçle çarpmak gerekiyor. Bu benim hayalim. Geçmişte yatırım yapılsaydı, parayı size harcardık Ak parti kurulduğunda bir toplantı yaptı. Herkes hayallerini söylüyor. Ben dedim ki, asgari ücret en az 1500 dolar olmalı. O zaman da asgari ücret 300 lira civarında. Herkes bana bunun olmasının mümkün olmadığını anlattı. Olmayacak şeyler değil elbette, bu devlet çok büyük, bildiğiniz gibi değil. 1932 yılında bu devlet kurulduğunda nüfusumuz çok az, çalışacak nüfus yok, üretim yapacak insan yok. nüfus hep yaşlılardan oluşurdu. O günden bu güne kadar sadece bizim hükümetimiz döneminde alt yapıya bu kadar yatırım yapıldı. Eğer biz alt yapıyı, karayollarını, demiryollarını, PTT’nin iletişim hatlarını, deniz yollarını ve limanlara yatırımı birkaç yıl içinde yapmasaydık, yani bunlara geçmişte bu güne kadar yatırım yapılsaydı, bunlara yatırım yapmak ve bunlara enerjimizi harcamak yerine kadınlara, engellilerimize, işçimize daha fazla para ayırma imkanı bulabilirdik. 2002 yılındaki bütçe büyüklüğü ile bugünkü bütçe büyüklüğü arasında çok fark var. Bugün GSMH’mizin boyutu 800 küsur milyar dolar. Bu paranın içinde petrol geliri yok, tamamı 77 milyonun ürettiği katma değerdir. Bu haldeyken bunları yapabiliyoruz. Siz bunları talep etmeye devam edin, çalışın. Vergi toplayamıyoruz Bu memlekette doğrudan vergi ödeyen insan sayısı çok az. Biz Türkiye’de vergi kaçırmak için mali müşavirlik müesseseleri oluşturmuş bir milletiz. Doğrudan vergiden para alamıyoruz. Dolaylı vergilerden para alabiliyoruz. Bu da nasıl oluyor, mazota yüklüyoruz, tüketim maddelerine yüklüyoruz, iletişime yüklüyoruz kaçamıyorlar. Bu vergilerle bu ülkeyi ayakta tutuyoruz. Aslında olması gereken dolaylı vergilerle değil, doğrudan vergilerle ayakta durmamız gerekiyor. Sosyal yardımlar tembelleştiriyor Devletin sosyal yardımları nedeniyle bir kısım vatandaşlarımız “ben yatayım gelsin” havasına girdi. Bunu en iyi bilen sizlersiniz. Sosyal yardımlaşmaya yönlendiren sizlersiniz. Zaman zaman bana kadar geliyor. Muhtar da bıkmış, sosyal yardımlaşma da bıkmış, hepsi bıkmış anlayacağınız, gına getirtmişler. Maalesef bazıları da bir işe giriyor ve kendisinin sigortasının yapılmasını istemiyor, çünkü hem maaş alacak hem de işsizlik maaşı. Diğer taraftan da işverene sigortasız işçi çalıştırması halinde çok ciddi müeyyidesi olduğunu anlatıyoruz. Maalesef bunlar da bizim ülkemizin gerçekleri. 2 bin 500 lira maaşı hayal görmeyin Ben muhtarlara 2 bin 500 lira maaş verelim dediğimde çok büyük hayaller görmeyin, bunlar 10 – 15 sene sonra olacak şeyler. Belki şöyle bir idari sistem gelecek 58 muhtar yerine 10 – 15 muhtar gelecek, muhtarlar aynı zamanda belediye meclis üyesi olacak. O zaman onlara 2-3 bin lira maaş vereceğiz. Bu bir sistem değişikliği olabilecek bir şey. Muhtarların maaşı meclis üyeliği ile artar Aslında bu valilik, belediye başkanlığı, İGM üyesi ve belediye meclis üyesi yapısını bitirmemiz gerekiyor. Bunu Büyükşehirlerde bitirdik, bir tane meclis olmalı bir tane de başkan olmalı. Bunun adı vali de olabilir adına vali diyelim ama biz seçelim. Tek meclis tek başkan. O zaman biz bunu şöyle yapabiliriz; her mahalle muhtarı kişi hem belediye meclis üyesi de olur ve sorunu ortadan kaldırırız. O zaman da belediye meclis üyeliğine para koyarız. Şehirlere federal yönetim modeli Zaten belediye meclis üyelerinin oturum başına aldıkları ücretler çok düşük, il genel meclisinin de öyle. Şimdi düşünün Dazkırı il genel meclisi üyeleri bir oturum için Afyonkarahisar’a gelse aldıkları para araçlarının yakıtına yetmez. Seçilmişlerin özlük hakları yetersiz geliyor. Muhtarlar 800 lira gibi bir ödenek alıyor ama belediye meclis üyeleri ile il genel meclis üyeleri alamıyor. Keza milletvekillerinin de özlük hakları konusunda sıkıntıları var. Biz milletvekillerinin özlük haklarını çok yanlış biliyorlar. Mesele biz iki yıl çalıştığımızda emekli olduğumuzu sanıyorlar ama böyle bir durum yok. Aldığımız ödenek basından dolayı herkesin ağzında, bir bereketi falan da yok. Bu ödenek yetmiyor. Bunların hepsini bir düzene sokmamız lazım. Mesela ben milletvekilliğim bitince bir esnaf gibi Bağ-Kur’umu yatırıp emekli olabileceğim. Mahallelerin doğalgaz sorunları Doğalgaz Afyonkarahisar’ın her yerine gelmek mecburiyetinde. Bugün gelmezse yarın gelmek zorundadır. Mesela Fatih Mahallesi sakinler geçtiğimiz yıl doğalgazımız yok diye sitem ederken bu yıl geldi. Bu kez de almıyorlar. Şehrin göbeğinde eski işyerimin önünden doğalgaz geçmişti, insanlar kömür yaktı ama yıllarca gaz almamak için direndi. Afyonkarahisar’da firma yatırım yaptığını ama kimsenin de abone olmadığını söylüyor. Muhtarlardan “sit”i kaldırın önerisi Kışlacık’ta sit alanı olduğunu söylüyorsunuz, birçok yerin de sit alanı içinde olduğunu belirtiyorsunuz. Biz sit alanını nasıl kaldırabiliriz, bizi hücrelere bölerler. Orası milli park alanına giriyor, o konuda çalışmalarımız var. O alanı daraltacağız ve kısmen çözülecek. Müezzin sorunu Daha önceleri imam sorunlarımız vardı, biz bu sorunu çözdük elhamdülillah. Şimdi camilerden gelen talepler müezzin yönünde oluyor. Örneğin geçtiğimiz günlerde bana bir personel talebinde bulunuldu. Vatandaş kendi camilerinin çok büyük olduğu gerekçesi ile temizlik için personel ataması istiyor. Şuanda Diyanet İşleri Başkanlığımıza ayırdığımız bütçenin yüzde 95’i imam masraflarına gidiyor. Camileri vatandaşımız yapıyor, giderlerini vatandaşlarımız karşılıyor, böyleyken biz bütçeyi hazırladığımızda muhalefet ‘bu imamlara niye bu kadar para veriyorsunuz’ diye başımızın etini yiyor. Müezzin konusunda biraz sabretmenizi istiyoruz.



YORUMLAR