Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) bir kişinin sosyal güvencesi üzerinden bir başkası muayene ve tedavi olmasını engellemek amacıyla 1 Aralık’tan itibaren tüm Türkiye’deki hastanelere konulan ‘biyometrik avuç içi damar okuma cihazı’ tartışılıyor.
“Biyometrik Kimlik Doğrulama” sistemi olarak adlandırılan “avuç içi okutma sistemi” özel hastanelerde uygulanmaya başladı. Türk Tabipleri Birliği’nden (TTB) “Kimse bu bilgileri vermek zorunda değil. Hastaneler de bilgileri vermeyeni muayene etmem, SGK da parasını ödemem kesinlikle diyemez” açıklaması geldi. Ancak, Afyonkarahisar’daki özel hastaneler, acil vakalar ve parayla yapılan muayeneler dışında, sosyal güvencesi ile muayene olmak isteyenlerin kesinlikle avuç içi okutma sisteminden geçmesi gerektiğini açıkladılar.
HASTANELER MUAYENE ETMEM DİYEMEZ
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK), özel hastanelerden hizmet alımında yaşandığı tahmin edilen yaklaşık 700 milyon TL’lik suiistimali önlemek amacıyla uygulamaya koyduğu “Biyometrik Kimlik Doğrulama” sistemine Türk Tabipler Birliği (TTB) Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan, tepki gösterdi. Aktan, bu uygulamayla hastaların kişisel bilgilerin korunamayacağı konusunda büyük endişeleri bulunduğunu belirtirken, “Kimse bu bilgileri vermek zorunda değil. Hastaneler de bilgileri vermeyeni muayene etmem, SGK da parasını ödemem kesinlikle diyemez” diye konuştu.
‘UYGULAMADAN ENDİŞELİYİZ’
Prof. Dr. Özdemir Aktan’ın yaptığı değerlendirmeler şöyle:
“Bu tür biometrik veriler doğrudan hasta verilerinin gizliliğine girer. Bilindiği gibi daha önce Sağlık Bakanlığı’nın hasta bilgilerinin hepsinin kendisine gönderilmesine dair kararı Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Şimdi aynı isteğin evirip çevirip tekrar geri getirildiği görülüyor. Ayrıca daha önce insan hakları kurullarının verdiği kararlar vardı. Daha önce İstanbul İl İnsan Hakları Kurulu bu hastanelerde parmak izi ile kimlik kontrolünün uygun olmadığını, yasaklanması gerektiğini açıklamıştı. Burada zaten esas problem, alınan bilgilerin gizli tutulamayacağı, daha sonra gerektiği zaman kötü amaçlar için kullanılabileceği endişesi. Burada da aynı şey geçerli. Önemli olan verilmesi istenmeyen kişisel bilgilerin gizliliği. Alınan bu sağlık verilerinin ileride hangi amaçla, nasıl kullanılabileceğinin bir garantisi yok.
‘KİMSE BİLGİLERİNİ VERMEK ZORUNDA DEĞİL’
Bu yüzden şunu çok net ifade etmek gerekiyor; kişisel bilgiler gizlidir. Hastalar bu bilgileri kesinlikle vermek zorunda değiller. Yani eğer ‘Ben örnek vermiyorum’ derse kimse bunu zorla alamaz. Vermezsen muayene olamazsın gibi tehdit de asla geçerli değildir. Yani hastaneler avuç içi izi vermediği için muayene etmiyorum, SGK’da parasını ben ödemiyorum diyemez.
Amaç olarak söylenen suiistimali önlemek meselesi ise, örneğin başkasının ismiyle tedavi olanları ya da ilaç alanları kontrol etmek aslında çok kolaydır. Hiç böyle yöntemlere ve kişisel sağlık bilgilerin alınmasına gerek kalmadan basit bir kimlik kontrolü işlemi ile kolayca halledilebilir.”
ÖZEL HASTANELER: BİLGİ VERMEDEN MUAYENE OLACAKLAR BELLİ
Konun muhatabı konumundaki özel hastaneler, Türk Tabipler Birliği’nin yaptığı açıklamalarını dikkat almadı. Hastane sözcüleri, acil hastalara ve parasıyla muayene olacaklara avuç içi okuma sistemi uygulanmadığını belirttiler. Uygulamanın, sosyal güvenceden başkasının yerine yararlananları önlemek olduğunu kaydeden hastane sözcüleri, sosyal güvenlik şemsiyenden yararlanarak muayene olmak için gelenlerin zorunlu olarak avuç içi okuma sisteminden geçmesi gerektiğini vurguladılar. Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Devlet Hastanesi’nde avuç içi okutma sistemi kullanılmıyor.



YORUMLAR