KÖŞEBAŞI
İSTENİŞ HAKAN TÜPLEK
Ekonomik gelişim ve değişim birbirinden farklı kavramlardır.
Gelişim, incelenen bir değerin önceki döneme göre artı yönde bir ivme göstermelidir. Değişim trendinde ise yine bir önceki dönem baz alınacak olup eksi (-) değerde gösterebilir.
Öncelikle birer örnek vereyim. Milli Gelir (+) gelişim gösterirken dış borçların
(-) değişim göstermesi beklenen senaryodur.
Sonucun sağlaması ise aile bütçelerine etki yapılması ile ölçülebilir. Aynı gelir ve harcama ile, bir önceki yıla göre kredi kartı borcunuz azalmış ise iyi bir ekonomik durum ve iyi bir aile bütçesi yönetilmiş demektir.
Devlet bütçesinin çekirdeğini, aile bütçesi oluşturur.
Farklı gelir ve sektör gruplarına sahip çalışanların toplam ortalamasının benzer durumda olması ülke ortalamasını gösterir. Sonuçta ülke gelişmişlik çizgisi ile orantı elde edilmiş olur.
Üniversite düzeyinde ekonomi okuyan okurlarımız hemen ‘’dışsal etkenler sabit kaldığında’’ diye bir söylemde bulunmuşlardır.
Evet
*******
Çalışanlar için dış borçlanma “kredi kartı, nakit banka kredisi veya ödünç para şeklinde olabilir”, devletlerde ise ancak bir başka devletten borç alma şeklinde olabilir. Bu da dış borç diye adlandırılır. Ekonomik sıkıntılarda bu andan itibaren başlar.
Kendi ekonomisi kendine yetmeyen bir ülkenin vatandaşları da Devlet ile birlikte borçlanmış olur. Devletin borcu hepimizin borcudur.
Bu noktada siyaset yapılmaz, yapılacak tek icraat hükümetlerin akılcı bir yapıda halk adına hareket etmeleridir. Hükümetler bir taraftan (+) değerde gelir çizgisini korumak ve değer katmak zorunda diğer taraftan faizi ile birlikte dış borçları ödemek zorundadır.
Çözüm varlık barışı yasası veya özelleştirme şeklinde olabilir.
Buda bilinçli seçmenin hükümete sarı kart göstermesi için bir nedendir.
Zira hükümetlerin varlık barışına veya özelleştirmeye muhtaç olması bu kaynakları çözüm görmesi düşen bir uçağın yüklerini atması yeniden irtifa kazanmasına benzer, uçak düşerse hükümet de düşer (!)
*********
Siyasi istikrarın sigortası ekonomik istikrar görülmüş ise dış borç çok büyük bir önem kazanmakta ve sürekli kontrol altında tutulmalıdır. Dış borcun ödenmesi için anapara ve faizinden daha çok önemli olan yurt genelinde paranın akılcı kullanılması ve ödeme tarihinden önce hazineye mutlak gelir olarak dönmesi ve toplanması lazım…
Aksi takdirde borç, bir başka borç ile ödeneceğinden dış borç artışının önüne geçilemez.
Bunu başarmak için en büyük destekçi argüman üretimdir.
Dış borç kullanım alamı yatırım olduğunda, vadesinden önce iç piyasada katma değer oluşturmalı, piyasaya hareketlilik katmalı, vergi/ SGK gelirlerinde ve özel sektör gelirlerindeki artış görülmelidir.
Yatırım haricinde yapılacak her türlü harcamada dış borç ödemelerinde ekstradan vade ve faiz yükü oluşturacak ve enflasyona sebebiyet verecektir.
************
Hazine başında oturan hükümet meşhur yandaş söyleminin altında kalmamak ve vatandaştan aldığı yetkiyi iyi kullanmak adına istihdama birinci dereceden önem vermelidir.
Devletçilik hizmet olduğu kadar da kar elde etmektir.



YORUMLAR