Mesut Akkaş denilince akla ilk gelen önce toplar, sonra dağıtır anlamına gelir. Mesut Akkaş Afyonkarahisar Belediyesinde görevli bir personeldir. Yanılmıyorsan zabıta kadrosuyla görev yapıyor. Mesut Akkaş’ın çenesiyle yarışmak neredeyse mümkün değildir.
Belediyenin tüm yardım etkinliklerinde onun parmağı mutlaka vardır. Belediye başkanları değişse de, o hep aynı görevi yapar. Çünkü görevinde oldukça başarılı ve istemekten utanmaz. Bu utanmaz kelimesi sakın başka yönlere gitmesin, vatandaşa yardım istemek için utanmaz anlamında kullanıyorum. Çünkü Mesut Akkaş’ın yaptığı görev her babayiğidin harcı değildir.
Mesut Akkaş Belediyedeki görevinin dışında yine bir hayır kuruluşunun müdürlüğünü yapmaktadır. Müdürlüğünü yaptığı hayır kuruluşu ise, Yarım Elma Sosyal Yardımlaşma Derneğidir.
Dünkü gazeteleri veya Belediye sitesini okuduysanız, Afyonkarahisar Belediyesi yardım birimi ve Yarım Elma Sosyal Yardımlaşma Derneği tarafından ihtiyaç sahibi olan vatandaşlara kırmızı et dağıtımının yapıldığı haberini ve resimlerini görmüşsünüzdür. Dağıtılan bu etler vatandaşlardan toplanan adak ve AKİKA kurbanlık etleri olduğunu yine kendi yaptıkları haberin içersinde var.
Akika kelimesi bir çok okuyucumuzun kafasını karıştırmış olup, biz nereye gidiyoruz? sorusunu birbirlerine sormaya başlamışlardır.
İsterseniz AKİKA kelimesini biraz açalım. Akika Arapça bir kelimedir. Yeni doğan çocuğun başındaki saça denir. Bir başka anlamda da, yeni doğan çocuk için şükür kurbanına denilir. Malikî, Hanbelî ve Şafiîlere göre AKİKA kurbanı kesmek sünnettir. Hanefîlere göre ise mubah, bir rivayete göre de menduptur. AKİKA kurbanı, koyundan olabileceği gibi, sığır ve deveden de olabilir. Kurban edilecek hayvanda bulunması gereken şartlar, etinin kimlere verilebileceği ve kimler tarafından yenilebileceği, kurban bayramında kesilen kurban gibidir.
Yani bizim düne kadar Şükür kurbanı ve adak kurbanı dediğimiz isim bugün karşımıza AKİKA olarak çıkıyor. Aslında yeni bir kelime değil bu AKİKA. Arapçada bulunan ve yukarıda anlamını açıkladığım bir kelimedir.
Dün yolda önümü keserek bu konuyu açan ve bu yazıyı yazmama neden olan bir okurum, bu konudan oldukça rahatsız olmuş. İran bize benzemeye çalışırken, biz İran’a mı benzemeye çalışıyoruz? diye soruyor.
Kişiyi tanımasam AK Parti karşıtı diyeceğim, ama değil diyemiyorum. Arapça, Osmanlıca dersleri oldukça yaygınlaşıyor. İngilizce, Almanca, Fransızca veya diğer diller de zaten vardı. Okula giden kız çocuklarımızın başları her geçen gün kapanmaktadır. Ama diğer yandan da inat olsun diye ilköğretimde okuyan kız çocuklarımızın bazılarının etek boyları da neredeyse miniye dönüşüyor.
Kısacası nereye gittiğimizi bende tam kestiremedim. Allah hakkımızda hayırlısını verir inşallah. Bu gidişatın sonu cadde ve sokaklarda o kapalı bu açık kavgasına dönüşmez umarım.
Yazımın sonunu bağlarken Mesut Akkaş’a da bir sözüm olacak. Yüz yüze konuşsak o benim hakkımdan gelir valla. Çenesi oldukça sağlamdır. Ben bir cümle söyleyene kadar Akkaş kitabı okur bana.
Sevgili kardeşim Mesut Akkaş, Hadis-i Şerifimizde el-Bakara suresinde bir cümle var, eğer bu cümleyi dikkate alırsan sevineceğim. “SAĞ ELİN VERDİĞİNİ SOL EL GÖRMEYECEK” umarım anlamışsındır. Aracı olduğun hayrı reklama dönüştürme. Resimde görülen vatandaşlarımızı da üzme.
Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.


YORUMLAR