AHMET AYDOĞAN RÖPORTAJI 16.04.2013 SALI

AYRINTILARDAKİ AHMET AYDOĞAN   Bu hafta sayfamızda Afyonkarahisar'da bir çok kişinin ciğer köşem lakabı ile tanıdığı Ahmet Aydoğan' ı konuk ediyoruz. Az sonra, okumaya başlayacağınız röportajı, Ahmet ...

AHMET AYDOĞAN RÖPORTAJI 16.04.2013 SALI

AYRINTILARDAKİ AHMET AYDOĞAN   Bu hafta sayfamızda Afyonkarahisar'da bir çok kişinin ciğer köşem lakabı ile tanıdığı Ahmet Aydoğan' ı konuk ediyoruz. Az sonra, okumaya başlayacağınız röportajı, Ahmet ...

AHMET AYDOĞAN RÖPORTAJI 16.04.2013 SALI
15 Nisan 2013 - 22:58

AYRINTILARDAKİ AHMET AYDOĞAN

 

Bu hafta sayfamızda Afyonkarahisar’da bir çok kişinin ciğer köşem lakabı ile tanıdığı Ahmet Aydoğan’ ı konuk ediyoruz. Az sonra, okumaya başlayacağınız röportajı, Ahmet Aydoğan’ın Salar Kasabası’nda bulunan bahçesinde akşam saatlerinde gerçekleştirdik.

Röportajın tanıtım fragmanını yayınlamaya başladığımız Cuma gününden itibaren yazılı ve sözlü olarak birçok meraklı sorular aldık. Bunun sebebi, biraz da hazırladığımız röportajın manşetinden kaynaklı sanıyorum. Manşetimiz, “Benim Gözümle ATSO Meclisi ve Yönetimi” olunca gelen sorularda merak unsuru ön plana çıktı tabii ki.

Ahmet Aydoğan, aslında kendi gözüyle ATSO meclisi ve yönetimini anlatırken kesinlikle bireysel bir eleştireye girmedi. Gözlemlerini ve bu gözlemlerden doğan fikirlerini, Afyonkarahisar iş dünyasının önemle takip ettiği bu platformda sadece cesurca dile getirdi. Önemli olan fikri dile getirmekteki samimiyettir. Katılıp ya da katılmamak bir sonraki aşamadır.

İlimiz ekonomisini ve iş dünyasını uzun yıllardır yakından takip eden bir gazeteci olarak biliyorum ki; Meclis bünyesinde bulunan bazı büyüklerimiz keşke bu fikirleri meclis içerisinde görüşseydik diye bir sesli düşünceye muhakkak sahip olacaklardır. 66 kişilik meclisin tam kadro kolay kolay toplanamadığını öğrendiğimiz bir şehirde, bu fikirlerin kamuya açık olarak dile getirilmesi kadar doğal bir şey yoktur diye düşünüyorum.

Bana göre, röportajın en önemli bölümü, sorduğumuz en son soruya verilen cevapta saklıdır. Bu nedenle, liste yarışlarının kıyasıya ve kıran kırana yapıldığı şu günlerde, liste yapıcıların son soruya verilen cevabın ilk cümlesine dikkat etmelerini buradan önemle tavsiye ediyorum. Hatta Ahmet Aydoğan’ın söylediği o cümleyi, bende kendi köşemden, bu şehrin iş dünyasının ortak mesajı olarak koyu harfler ile satırlarıma taşıyorum: “Yeni seçilecek mecliste, devamsızlık yapmayacak üyeler ve meclis komiteleri olmasını istiyorum. Bu hassas yaklaşım, mecliste yer alacak 66 kişinin, bu teşkilatın üyesi olan 4 bin üyeye karşı en önemli sorumluluklarıdır.”

Bilindiği üzere, ATSO seçimlerinde yavaş yavaş son dönemece doğru geliniyor. Kesinlikle herkes tarafından bilinen bir tek gerçek var; o da bu seçimlerin kıran kırana geçeceği gerçeği. Bu tespiti, sürekli olarak meclis üyeleri ile sohbet eden bir gazeteci olarak söylemiyorum. Bu gerçek, Mayıs ayının ilk haftası yapılacak seçimlerde listelere oy verecek işletmeler içerisinde dile getirilen bir gerçektir. Bu noktada, ciddi anlamda kıran kırana bir seçim göreceğimizi şimdiden söyleyebiliriz.

Son olarak, yakından tanıdığım ve çok değer verdiğim İstanbul Afsiad Başkanı Kamil Ay beyefendi ile birlikte, derinden saygı duyduğum ve sevdiğim iş adamlarımızdan Salim Pancar beyefendiye, başsağlığı dileklerimi bu satırlar aracılığı ile arz ediyor, muhterem babalarına Allahtan rahmet diliyorum. İnşallah her iki büyüğümüz de gerçek dünyada Cennetle ödüllendirilirler.

Murat AKARÇAY

afyonisdunyasi@hotmail.com

BİZİM  SORDUKLARIMIZ

 

Murat Akarçay: Afyonkarahisar’ın “Ciğer Köşem” olarak tanıdığı Ahmet Aydoğan’ı tanıyabilir miyiz?

Ahmet Aydoğan: 1952 yılında Tevfik Aydoğan’ın oğlu olarak Afyonkarahisar’da dünyaya geldim. Evliyim, iki oğlum, bir kızım ve dünya tatlısı bir torunum var.

M.A: Bilenler muhakkak biliyorlardır. Ben bilmeyenler için sorayım. Ciğer Köşem lakabının hikayesi nedir?

A.A: “Merhum dedem Ahmet Aydoğan hoca, ilimiz yerel tarihinde görevli olduğu cami bünyesinde ifa etmiş olduğu hutbenin ardından cami cemaatine alışılmış olarak din kardeşlerim olarak değil, ciğerim köşelerim beni iyi dinleyin diyerek hitap eden ve verdiği vaazın ardından anladınız mı?  ciğer köşelerim diye sözlerini bitiren Ciğerköşem Ahmet Hoca’dır. Dedemizin bu sözleri, ilimiz yerel tarihinde kendisine ciğer köşem lakabını taşımış ve günümüze dek bizlerin bu lakap ile tanınmamızda miras olarak kalmıştır.”

M.A:  Ticaret hayatınıza nasıl başladınız?

A.A: Babam Tevfik Aydoğan, dönemin önemli esnaflarından birisiydi. Çocukken dükkanımıza gelmeyi çok severdim. Bir de babamdan aferin almak başka bir şeydi çocukluk yıllarımda. Kısaca, 7 yaşından itibaren ticareti öğrenmeye başladım.

M.A: Okumak istemediniz mi peki?

A.A: İstemez olur muyum. Bizim dönemimizde İlkokulu bitirme sınavları vardı. Öğretmenlerim hangi okula gideceksin diye sormuşlardı. Bende babam beni okutmayacak dediğimde okulumuzun sekiz öğretmeni dükkanımıza gelerek babama bu çocuğu okut diye konuşmaya gelmişlerdi. Babam benim bir oğlum var, işimi devam ettirecek, bunun için okutmayacağım demişti öğretmenlere. Öğretmenler alttan girip, üstten çıkarak babamı ikna etmeyi başarmışlardı. Ama tek bir şartla?

M.A: Rahmetli babanız oldukça bir çetin cevizmiş. Bir tek şart dediniz. Neydi babanızın şartı?

A.A: Oğlumun okumasına izin veririm. Yalnız herhangi bir sınıfta kalırsa, o zaman okuldan alırım demişti.

M.A: Aldı mı okuldan sizi peki?

A.A: Babam her yerde bunu söylemeye devam edip duruyordu. Ben de Ortaokul 2.sınıfta bilerek tek dersten kalmıştım. İnatçılığını biliyorum ya babamın; bakalım dediğini yapacak mı diye baktım. Aslında kıyacağına pek ihtimal vermiyordum. Kendisi sanki dört gözle o fırsatı bekliyormuş. Kısaca bile bile lades oldum. Okul hayatım sona erdi.

M.A: Sonra neler oldu?

A.A: O yıllarda 13 yaşındayım. Yaz aylarında, İlçe pazarlarına gidiyor, kış aylarında babamın dükkanında terzilik yapıyordum. Bu süreç, askerlik dönemime kadar devam etti. Babam askerliğimin bitmesine bir ay kala şu anda bulunduğumuz dükkanın ön tarafının yarısını kiralamış beni bekliyormuş. Babam sürprizlerle dolu bir adamdı ya…

M.A: Asker yolu beklerim türküsü sizin için yazılmış herhalde? (Gülüşmeler )

A.A: Hikayenin bundan sonrası tam mizah zaten. Ben askerden geldim. Babam beni karşısına aldı konuşmaya başladı. “Söyle bakalım ne iş yapacaksın” dedi. Bende tuhafiyecilik yapacağım dedim, kaşları kaldırdı. Ben arka arkaya saymaya başladım. Çerçilik, aktarlık, çimentoculuk, komisyonculuk… Yok, hiç birisini kabul etmedi. İstediği kendi işini devam ettirmemdi. Baskıyla da olsa kabul ettim ve çalışmaya başladım.

M.A: Peki baskıyla başladığınız baba mesleğini sevdiniz mi?

A.A: Sonuçta baba mesleğiydi tabi ki sevdim. Turgut Özal döneminin sonuna kadar güzel paralar kazandık. Ticaret o zaman bir başka güzeldi. Şimdilerde açılan büyük mağazalar ve küreselleşme etkileri küçük esnafın işlerini olumsuz yönde etkiliyor.

M.A: Bugün itibarı ile neler yapıyorsunuz?

A.A: Kendi kendini emekli edenler kervanında, çiçeği burnunda olan bir emekliyim. Benim gözetimim doğrultusunda, iki oğlum mağaza ile ilgileniyorlar. Bu arada, bana bakışından anladım. Sen sormadan hemen cevap vereyim Murat’cığım. Babamın bana yaptığını, ben çocuklarıma yapmadım. Aksine okumaları konusunda teşvik ettim ve kararları kendilerine bıraktım.

M.A:  Ticaret ve Sanayi Odası Meclis üyeliğinize gelmek istiyorum. Ne zamandır meclistesiniz?

A.A: Şahsen bu benim ikinci dönemim. Ayrıca bir dönemde meslek komite başkanlığı görevim oldu. Rahmetli Akın Ersöz’ün meclis başkanı seçildiği dönemde, meclise girmem konusunda teklif verilmişti. O yıllarda bu teklifi çeşitli sebeplerden dolayı kabul etmedim. Bir sonraki seçimde ATSO meclisine girdim.

M.A: Meclis üyesi konuklarıma sorduğum standart soruyu yönelteceğim. Mayıs ayında yapılacak seçimde aday mısınız peki?

A.A: Bu seçimlere girme konusunda tam kararlı değilim. Gerekirse yeni bir liste yaparak seçimlere katılmayı düşünmüyorum da değilim. Aslında, zamanında birlikte başladık, birlikte bırakırız dediğimiz arkadaşlarımız kendilerine yeni bir liste yapma kararı almışlar. Bu kararlarını bana kibarca söylediler. Sen bizim listemizde yoksun, kusura bakma dediler. Hayırlısı olsun bakalım.

M.A: ATSO Meclisinde 4 yıl nasıl geçti diye sorsam?

A.A: Periyodik olarak her ay gittik geldik. Desteklediğim çalışmalarda evet dedim. Desteklemediğim konularda hayır dedim. Bana göre, dört yıllık meclis hayatımda yakından takip ettiğim iki oylama olmuştur. Bunlardan ilki, yeni binanın yapımı ve yerinin satın alınması oylaması ile birlikte eski binanın satışa sunulması oylaması. Ben yeni binanın yapımı ve arsanın satın alınması konusunda evet oyu verdim. Eski binanın satış oylamasında ise bilindiği üzere hayır kararı çıktı. Şahsen, yeni binanın yapım maliyetleri bizlere belirtildiğinde, odamızın belli bir borç yükünün altına girmesi ve arsa rayiç bedellerinin yapılan yatırımla artacak olmasından dolayı bende hayal kırıklığına uğradım. Önemli olan o arsanın satın alınmasıdır. İnşallah yeni oluşacak meclis önlerinde bulunan dört yıl içerisinde yeni binanın bulunduğu arsayı satın alır ve bu hizmeti bu şehre kazandırır. Eski binanın satışı ile ilgili en doğru kararı da yeni oluşacak meclis ziyadesi ile verecektir. Ben size ATSO Meclisi ile ilgili başka bir üzüntümü aktarayım isterseniz?

M.A: Buyurun lütfen?

A.A: ATSO Meclisinde özellikle bu dönemde fazlasıyla gözlemlediğim ve çoğunlukta üzüldüğüm bir nokta vardı. Şahsen ben sekiz yıllık meclis üyeliği görevimde meclis toplantılarına dört kez katılmadım. Bu dönem 66 kişilik meclis bünyesinde 50 kişi ve altında olan birçok toplantı yapıldı. Eğer bu meclise seçildiysek, herkes katılmaya özen gösterecekti. Çünkü alınan kararlar 4000 üyesi olan bir teşkilatın kararlarıydı.

M.A: Meclis toplantılarında üye salt çoğunluğu şartı aranıyor değil mi?

A.A: Evet toplam üyenin yarısının bir fazlası yeterli oluyor. Benim anlatmak istediğim konu burada saklı zaten. Örnek veriyorum, oylama yapıyorsunuz, önemli bir karar alınacak, salonda 45 kişi var. O toplantıda, meclise katılmayan 21 kişi var. Sence, toplantıya katılmayan kişiler vebal yüklenmiş olmuyor mu?

M.A: ATSO Yönetiminin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz peki?

A.A: Ben isterdim’ ki, tüm toplantılarda ATSO yönetimi, eksiksiz ya da en az 9 kişi bir arada olsun. Bazı toplantılarda yönetimi 6 – 7 kişi bile gördüğümüz oldu. Öte yanda, yönetim kurulunun dört yıllık süreç zarfında uyumlu bir çalışma sergiledikleri kanaatindeyim. Bu vesile ile seçimlere az bir zaman kala, yaptıkları çalışmalar için bir meclis üyesi olarak sizin aracılığınız ile teşekkür ediyorum.

M.A: Sohbetimizin sonuna geliyoruz. Ekleyeceğiniz başka bir şeyler var mı?

A.A: En önemli konuyu, en sona bıraktım. Pek bilinmeyen bir gerçektir aslında.

M.A: Nedir bu gerçek?

A.A: Meslek komitesi toplantıları ilgili sıkıntı. Rutin olarak yapılan toplantılara meslek gruplarının gelmediğini ve çoğunlukta az meslek gruplarıyla toplantılar yapıldığını gözlemliyor ve üzülüyorum. Tüm meslek komitelerinin bu toplantılara sorunlarını aktarmak için katılmaları önemli. Bu konuda meslek komitesi başkanlarına önemli görev düştüğüne inanıyorum. Ayrıca ATSO yönetiminin meslek komitesi toplantılarına çoğunlukta katılmaları önemli. Her toplantıya başkanın katılması, diğer üyelerin katılmaması anlamına gelmez ki?

M.A: Son olarak neler söylemek istersiniz?

A.A: Yeni seçilecek mecliste, devamsızlık yapmayacak üyeler ve meclis komiteleri olmasını istiyorum. Bu hassas yaklaşım, mecliste yer alacak 66 kişinin, bu teşkilatın üyesi olan 4000 üyeye karşı en önemli sorumluluklarıdır. Şimdiden yeni seçimlerin şehrimize hayırlar getirmesini diliyor, bizleri tanıyan dostlara selam ve hürmetlerimi arz ediyorum. Ayrıca size de çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Gerçekten ATSO Meclisini, asıl meclis olan bu şehrin kamuoyuna tanıtımında önemli bir vazife gerçekleştiriyorsunuz.

 

YAKIN PLAN SORULAR

 

Murat Akarçay: Ticaret ile uğraşmasaydınız hangi mesleği yapmak isterdiniz?

Ahmet Aydoğan: Babamın baskısıyla bu mesleği seçmek zorunda kaldım. Tekstil üretimi konusunda bir girişim yapmak isterdim.

M.A: Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?

A.A: Herkesin derdine derman olma bir yetenekse kesinlikle bu yeteneği isterdim.

M.A: Hayatta sevdiğiniz dört şey nedir?

A.A: Ailem, işim, dostlarım ve seyahat etmek.

M.A: Bugün 18 yaşına tekrar dönseniz hangi hataları yapmazdınız?

A.A: Önce okur, bir mevkiye geldikten sonra kendi irademle bir iş yapmaya karar verirdim.

M.A: Kendinizde sevmediğiniz en kötü huyunuz nedir?

A.A: Bazı konularda inatçı olan yönümü hiç sevmem ama bir türlü de üstümden atamadım.

M.A: Hayatta aldığınız en büyük risk nedir?

A.A: Hayatımda çok önemli risklerim hiç olmadı.

M.A: Kendinizde gördüğünüz en güçlü yön nedir?

A.A: Verdiğim sözün arkasında olma yönümü severim. Ayrıca çevremden bu davranışı beklerim.

M.A: Kriz yönetiminde yol haritanız nedir?

A.A: Ayağımı yorgana göre uzatırım. Yüksek borçlanmaya girmemeye özen gösteririm.

M.A: Sizi en çok ne rahatsız eder?

A.A: Piyasanın durgunluğu, esnafın siftahsız kepenk kapatması, kişilerin zora girmeleri beni rahatsız etmeye yeter ve artar.

M.A: Hayatta aldığınız en kötü ve en iyi karar nedir?

A.A: Evliliğim en iyi kararımdır. Kötü kararım ise, kendi işime çakılı kalıp, başka işlere girişim yapmamamdır.

M.A: Sizi en çok ne ya da neler mutlu eder?

A.A: Başkalarının mutlu olması kadar güzel bir mutluluk verici bir şey yoktur.

M.A: En çok hangi yönünüzle hatırlanmayı vasiyet edersiniz?

A.A: Ciğerköşem Ahmet Aydoğan olarak hatırlanmak isterim. İnşallah öylede hatırlanırım.

GENÇ GİRİŞİMCİLERE DERSLER

 

Murat Akarçay: Para kazanmanın yolu sizce nereden geçiyor?

Ahmet Aydoğan: Şansın yaver giderse paranız para kazanır. Şansınız yoksa, paranız da yoktur.

 

Murat Akarçay: Bir iş adamının sizce üç kırmızıçizgisi nedir?

Ahmet Aydoğan: Sözüne sadık olmak, borcuna sadık olmak, işini takip etmek.

Bu haber 846 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
20.02.2026 İftar Saati
01|Adana—18:29
02|Adıyaman—18:18
03|Afyonkarahisar—18:45
04|Ağrı—17:58
05|Amasya—18:22
06|Ankara—18:35
07|Antalya—18:48
08|Artvin—18:00
09|Aydın—18:57
10|Balıkesir—18:55
11|Bilecik—18:46
12|Bingöl—18:08
13|Bitlis—18:03
14|Bolu—18:38
15|Burdur—18:48
16|Bursa—18:50
17|Çanakkale—19:00
18|Çankırı—18:31
19|Çorum—18:27
20|Denizli—18:52
21|Diyarbakır—18:12
22|Edirne—18:57
23|Elazığ—18:14
24|Erzincan—18:11
25|Erzurum—18:04
26|Eskişehir—18:44
27|Gaziantep—18:22
28|Giresun—18:15
29|Gümüşhane—18:10
30|Hakkari—17:59
31|Hatay—18:28
32|Isparta—18:47
33|Mersin—18:32
34|İstanbul—18:49
35|İzmir—19:00
36|Kars—17:56
37|Kastamonu—18:29
38|Kayseri—18:27
39|Kırklareli—18:55
40|Kırşehir—18:31
41|Kocaeli—18:46
42|Konya—18:38
43|Kütahya—18:47
44|Malatya—18:17
45|Manisa—18:59
46|Kahramanmaraş—18:22
47|Mardin—18:10
48|Muğla—18:56
49|Muş—18:05
50|Nevşehir—18:31
51|Niğde—18:31
52|Ordu—18:17
53|Rize—18:07
54|Sakarya—18:44
55|Samsun—18:22
56|Siirt—18:05
57|Sinop—18:25
58|Sivas—18:20
59|Tekirdağ—18:54
60|Tokat—18:22
61|Trabzon—18:11
62|Tunceli—18:12
63|Şanlıurfa—18:18
64|Uşak—18:50
65|Van—17:57
66|Yozgat—18:29
67|Zonguldak—18:36
68|Aksaray—18:33
69|Bayburt—18:07
70|Karaman—18:36
71|Kırıkkale—18:33
72|Batman—18:09
73|Şırnak—18:04
74|Bartın—18:33
75|Ardahan—17:57
76|Iğdır—17:53
77|Yalova—18:48
78|Karabük—18:33
79|Kilis—18:24
80|Osmaniye—18:26
81|Düzce—18:40
“Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez.” — Bakara 185.Ayet
Hoşgeldin 11 Ayın Sultanı