YRP Genel Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Öztek : Türkiye’nin dijital çağda rekabet edebilir konuma gelebilmesi için hiç internet altyapısını güçlendirecek strateji planı ve buna bağlı faaliyet planlaması yapması gerekmektedir

YRP Genel Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Öztek : Türkiye’nin dijital çağda rekabet edebilir konuma gelebilmesi için hiç internet altyapısını güçlendirecek strateji planı ve buna bağlı faaliyet planlaması yapması gerekmektedir

YRP Genel Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Öztek : Türkiye’nin dijital çağda rekabet edebilir konuma gelebilmesi için hiç internet altyapısını güçlendirecek strateji planı ve buna bağlı faaliyet planlaması yapması gerekmektedir
24 Mayıs 2020 - 02:33


 
Genel Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Öztek yazılı bir açıklama yaparak,Türkiye’nin bütün altyapı yatırımlarının kendi dönemlerinde yapıldığını iddia eden 18 yıllık AK Parti iktidarının aslında yeni ekonomik yapı için ihtiyaç duyulan en hayati yatırımı ihmal ettiğini ve Türkiye’ye zaman kaybettirdiğini göstermektedir. İstanbul’u dünya finans merkezi yapma hayali peşinde koşanlar gerekli altyapı hazırlıklarını hiç hesaba katmamışlar. İşin daha da vahim olan yanı ise; 2020 yılına doğru tüm dünya internet altyapısına yatırım yaparken Türkiye’nin rekabetten daha da uzaklaşarak yarıştan kopmuş olduğunu iddia etti.
Öztek açıklaması şöyle devam etti;
 
2020 yılına gelindiğinde dünya internet hızının ortalamasını %29 arttırırken bu dönemde Türkiye’nin internet hızında sadece %13,6 oranında artı gerçekleşmiştir. Türkiye dünya sıralamasında bir sene içerisinde 9 sıra gerileyerek 2020 Mart ayında 102. sıraya düşmüştür. Yani, gerekli altyapı yatırımlarını ihmal etmeye devam eden Türkiye ile dünya arasındaki makas açılmaya devam etmektedir. Bu   dönemde Brezilya internet hızını %63,5 arttırmayı başarmıştır. Almanya ise bir yılda internet hızını %36,5 arttırarak Türkiye’nin sahip olduğu hızın dört katına ulaşmıştır.
Rakamların ortaya koyduğu internet hızında “dünya sonuncusu Türkiye” gerçeğini daha fazla örtbas etmeye çalışmaktan vazgeçerek iktidarın Türkiye’nin dijital çağda rekabet edebilir konuma gelebilmesi için hiç zaman kaybetmeden internet altyapısını güçlendirmek için strateji planı ve buna bağlı faaliyet planlaması yapması gerekmektedir.
Bu strateji çerçevesinde ülke geleceği için hayati öneme haiz Türk Telekom yeniden yapılandırılarak devletleştirilmelidir.
 
 
Dijital Çağ ve Türkiye
Alınan tüm tedbirlere rağmen yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgını dünya genelinde yayılmaya devam ediyor. 18 Mayıs 2020 tarihi itibariyle hasta olan insanların sayısı 4,5 milyonu, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 300 bini geçmiștir. Dünya genelinden farklı olarak Türkiye’de Koronavirüs salgınının yayılma hızı yavașlamıș hem sağlık sistemi hem de toplumsal ve ekonomik hayat için kontrol edilebilir seviyelere kadar inmiștir. Türkiye ve dünyadaki günlük yeni hasta sayılarını gösteren Grafik-1 incelendiğinde, Koronavirüs salgınının Türkiye’de dünya geneline göre 10 gün gecikmeli olarak dünya geneliyle aynı hızda artmaya bașladığı görülmektedir. Fakat Türkiye’de günlük yeni vaka sayısı (mavi çizgi) en yüksek seviyesine (tepe noktasına) ulaștıktan sonra hız kesmiș ve yavașlamaya bașlamıștır. Dünyada ise günlük yeni hasta sayısı (kırmızı çizgi) hız kesmemiș ve tepe noktasından yatay seyretmeye yani çok yüksek sayıda insan hasta olmaya devam etmektedir.
Böylesi bir tablo karșısında, Türkiye’de yapılan test sayısının dünyadan farklı olabileceği dolayısıyla ülke olarak daha az sayıda test yaparak günlük yeni vaka sayılarını eksik gösterilebileceğiniz șüphesi akla gelmektedir. Korona virüsün bulaștıktan sonra hasta yapma süresinin 5 ila 14 gün arasında olduğu düșünülürse test rakamlarını azaltarak vaka sayısını iki ay boyunca düșük göstermek mümkün olamaz. Ağırlașan vakaların kümülatif sayısında ani yükselmeler ve hayatını kaybeden insan sayısında ani artıșlar olușurdu. Bu durumda ülke genelinde ölümleri gizlemeniz, ağırlașan hastaların sayılarını sansürlemeniz veya yoğun bakım doluluk oranlarını çarpıtmanız gerekirdi ki Türkiye’de bunun son bir ay boyunca yapılabilmesi mümkün değildir.
Sağlık çalıșanlarının özverili üstün gayretleri ve halkın göstermiș olduğu hassasiyet ve ciddiyet neticesinde Türkiye Koronavirüs salgınının birinci dalgasını bașarıyla atlatmak üzeredir. Dünya geneli yeni vaka sayısının azalmaya bașlamaması ve hala çok yüksek olması, Koronavirüs salgınının ülkeler arası dolaștığını ve hala yüksek sağlık riski tașıdığını göstermektedir. Önleyici așısı veya tedavi edici ilacı henüz bulunmayan virüsün Türkiye’de yayılması tekrar hızlanabilir, ikinci, üçüncü dalgalar olușabilir. Dolayısıyla rehavete kapılmadan aynı ciddiyetle mücadelenin devam ettirilmesi ve her an tetikte hazır olunması büyük önem arz etmektedir.
Devlet ve millet olarak insan hayatını her șeyden üstün tutarak, salgın ile mücadelede sağlık tedbirlerinin yanında ekonomik ve sosyal hayatımızı kısıtlayıcı çok sert önlemler aldık ve bunları seferberlik halinde toplumsal dayanıșmayla uyguladık. “Evde Kal Türkiye” sloganıyla tavizsiz uyguladığımız mecburi tecrit uygulamaları ekonomik faaliyetlerin durmasına ve dolayısıyla Türkiye ekonomisinin çok derin bir krize girmesine neden olmuștur. 27 Nisan 2020 tarihli bültenimizde ifade ettiğimiz gibi Koronavirüs salgınının neden olduğu bu krizin Türkiye ekonomisine maliyeti 836 Milyar TL ile 1,27 Trilyon TL arasında olacağı öngörülmektedir. Böylesine büyük bir maliyet gerekli ekonomik önlemler zaman kaybetmeden alınmaz ise bu büyük rakamlarla da sınırlı kalmayabilir. Bu son krizin ağırlaștıracağı finansal problemler beraberinde șirket iflaslarını, ișsizliği ve geri ödenemeyen banka kredileri neticesinde yeni bir bankacılık krizini getirecektir. Nihai olarak, Türkiye ekonomisinde çarklar kısa süreli konjonktürel olarak değil, kalıcı olarak duracaktır. Bu durumda olușacak devasa maliyeti hesaplayabilmek mümkün değildir.
Türkiye Koronavirüs salgınıyla mücadelede sağlık alanında yapılması gerekenlerin tamamını bașarıyla yerine getirmiș ve salgını kontrol altına almayı bașarmıștır. Șimdi bütün enerjimizi ve vaktimizi ekonomi alanında olușan hasarları sarmak ve yapısal dönüșümleri yapmak için harcamalıyız. Sağlık alanında sergilemiș olduğumuz ciddiyet ve üstün gayreti ekonomi alanında da göstermemiz gerekmektedir. Artık sıra Hazine ve Maliye Bakanlığındadır. Bakanlık seferberlik ilan ederek gece-gündüz çalıșmalıdır. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak 100-150 Milyar TL bile tutmayan ekonomi paketlerinin muhasebe hesaplarıyla uğrașmayı, yazılımcı eğitimi için çabalamayı bırakmalı ve Türkiye ekonomisini yeni döneme adapte edebilecek stratejik hazırlıkları yapmalıdır.
Koronavirüs sonrası siyasi, ekonomik ve sosyal bütün yapıların, sistemlerin ve alıșkanlıkların çok köklü büyük değișimler ve dönüșümler geçireceği bir gerçektir. Hiçbir șey artık eskisi gibi olamaz ve kimse eskiye dönmeyi hedeflememeli ve bu doğrultuda çalıșmamalıdır. Hazine ve Maliye Bakanlığı da Türkiye ekonomisi için “yeni yapıyı” tanımlamak için bilim kurulu kurmalıdır. Bünyemize ve inancımıza uygun tanımlanacak “yeni yapıya” geçiși planlamalı ve değișimin sorunsuz olması için bütün tehditleri ve riskleri belirlemeli ve tedbirlerini almalıdır. Daha sonra “yeni yapıyı” sürdürülebilir kılacak destekleyici unsurları kurgulayarak hayatın her alanına tatbik edecek yasal altyapıyı hazırlamalıdır. Kısacası üç așamada; “yeni yapının” acilen tanımlanması, “yeni yapıya” dönüșümün tasarlanması ve “yeni yapının” sürdürülebilir kılınması gerekmektedir. Ve bu büyük görev Hazine ve Maliye Bakanına düșmektedir.
Bütün dünyada gerçekleșmesi beklenen Koronavirüs sonrası dönüșümün birçok bilinmeyeni ve belirsiz alanları vardır. Ama kesin olan bir șey var ki, o da: dijital dönüșüm. Uzak olmayan bir zamanda hayatımızın her alanı dijital dönüșüm ile tamamen değișmek zorunda kalacaktır. Eğitim, ekonomi, eğlence, sosyal hayat ve kamusal hayat hepsi dijital dönüșümün farklı evrelerinde ve dönüșüm hızla devam ediyor. Bu dönüșümü ya biz kendimiz kurgulayarak yapacağız ya da kurgulanana ayak uydurarak yapacağız. Üçüncü bir seçenek maalesef mevcut değildir.
Dijital dönüșüm ile ekonomik  ayatta bütün iș ilișkileri, üretim ilișkileri ve bölüșüm ilișkileri değișecektir. Dijital “yeni yapının” en önemli ve sağlıklı altyapısı fiber internet altyapısı olacaktır. Ekonomilerin dijital yapıya uyum süreçlerini, sürelerini ve liderliklerini hiç kușkusuz sahip oldukları fiber internet altyapıları belirleyecektir. Maalesef Türkiye bu noktada dönüșüme hazırlıksız yakalanmıștır. Daha doğrusu hatalı siyasi ve ekonomik politikalar neticesinde hazırlıksız bırakılmıștır.
Grafik-2 ve Grafik-3’de ülkelerin fiber altyapı kapasiteleri 2019 ve 2020 yılları için gösterilmektedir. Maalesef Türkiye’nin sahip olduğu internet altyapısı dünya ortalamasının çok altında yer almaktadır ve bu noktada Türkiye dünya ile rekabet edebilecek durumda değildir. 2019 Mart ayında Türkiye’deki internet hızı dünya ortalamasının altında ve Türkiye “internet hızı” sıralamasında dünya geneli ülkeler arasında maalesef 93. Sırada bulunuyordu. 2019 yılında Türkiye’deki internet hızı dünya ortalamasının üçte biri, Çin’in dörtte biri, İspanya’nın bește biri ve Singapur’un onda biri seviyesindeydi. Bu rakamlar, Türkiye’nin bütün altyapı yatırımlarının kendi dönemlerinde yapıldığını iddia eden 18 yıllık AK Parti iktidarının aslında yeni ekonomik yapı için ihtiyaç duyulan en hayati yatırımı ihmal ettiğini ve Türkiye’ye zaman kaybettirdiğini göstermektedir. İstanbul’u dünya finans merkezi yapma hayali peșinde koșanlar gerekli altyapı hazırlıklarını hiç hesaba katmamıșlar. İșin daha da vahim olan yanı ise; 2020 yılına doğru tüm dünya internet altyapısına yatırım yaparken Türkiye’nin rekabetten daha da uzaklașarak yarıștan kopmuș olmasıdır.
Grafik-3’de görüleceği üzere 2020 yılına gelindiğinde dünya internet hızının ortalamasını %29 arttırırken bu dönemde Türkiye’nin internet hızında sadece %13,6 oranında artıș gerçekleșmiștir. Türkiye dünya sıralamasında bir sene içerisinde 9 sıra gerileyerek 2020 Mart ayında 102. sıraya düșmüștür. Yani, gerekli altyapı yatırımlarını ihmal etmeye devam  eden Türkiye ile dünya arasındaki makas açılmaya devam etmektedir. Bu dönemde Brezilya internet hızını %63,5 arttırmayı bașarmıștır. Almanya ise bir yılda internet hızını %36,5 arttırarak Türkiye’nin sahip olduğu hızın dört katına ulașmıștır.
Rakamların ortaya koyduğu internet hızında “dünya sonuncusu Türkiye” gerçeğini daha fazla örtbas etmeye çalıșmaktan vazgeçerek iktidarın Türkiye’nin dijital çağda rekabet edebilir konuma gelebilmesi için hiç zaman kaybetmeden internet altyapısını güçlendirmek için strateji planı ve buna bağlı faaliyet planlaması yapması gerekmektedir. Bu strateji çerçevesinde ülke geleceği için hayati öneme haiz Türk Telekom yeniden yapılandırılarak devletleștirilmelidir.
18 sene içerisinde borç faizine 550 Milyar $ ödeme yapan Hazine ve Maliye Bakanlığının acilen sorumluluğunun bilincinde ve ciddiyetle ișin üzerine giderek internet altyapı yatırımlarına borç almadan kaynak bulması gerekmektedir. Yatırım planlamasında fiber altyapı araç ve gereçlerinin yerli üretimi stratejik alan olarak ilan edilmeli ve bu altyapı yatırımlarına ekonomiyi canlandırmak için yapılan harcamalarda öncelik verilmelidir. Aksi takdirde, dijital çağda Türkiye ekonomisinin ayakta kalması mümkün değildir.
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum