Kamuda performansa dayalı ücrete geçilmesi yönünde hazırlıklar yapıldığını ve bu durumun çalışanları köleleştireceğini savunan Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Şenol, halen PTT’de uygulanan sistemin zararlarını şöyle anlattı: Bir posta dağıtıcısının performans ücreti alabilmesi için yemeden, içmeden, dinlenmeden günde 20-30 km yürümesi ve günde 14-15 saat çalışması öngörülmüştür
Türk Eğitim -Sen Şube Başkanı ve Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Nizamettin Şenol, kamu personeline getirilen performansa dayalı ücret sisteminin çalışanı köleleştirmeye yönelik uygulamalar içerdiğine vurgu yaptı. Şenol, “Öyle ki, bir posta dağıtıcısının performans ücreti alabilmesi için yemeden, içmeden, dinlenmeden günde 20-30 km yürümesi ve günde 14-15 saat çalışması öngörülmüştür” dedi.
Yazılı bir açıklama yapan Şenol, son yıllarda kamu çalışanlarının ücretlerinde yapılacak değişikliklere ilişkin temel önerinin performans ücretine geçilmesi olarak öne çıktığını belirterek, önerinin kamu çalışanlarını köleleştireceğini ileri sürdü.
Kamu kesiminde performansa dayalı ücret uygulamasının 399 sayılı KHK’ye tabi olarak çalışanlar ve PTT AŞ’deki idari hizmet sözleşmeli personele uygulandığını aktaran Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Nizamettin Şenol, sistemdeki aksayan tarafları şöyle anlattı: “Yöneticiler tarafından yapılan performans değerlendirmesi sonucunda alınan puanlara göre çalışanların ücretleri farklı oranlarda artmaktadır. Temel ücret ve kıdem ücretine ilaveten alınan başarı ücreti temel ücrete ilişkin sorunları çözmenin bir aracı olmadığı gibi; eşit işe eşit ücret sağlamak için de çözüm yolu değildir. Özellikle, PTT’de idari hizmet sözleşmeli personel için getirilen performans sistemi çalışanı adeta köleleştirmeye yönelik uygulamalar içermektedir. Öyle ki, bir posta dağıtıcısının performans ücreti alabilmesi için yemeden, içmeden, dinlenmeden günde 20-30 km yürümesi ve günde 14-15 saat çalışması öngörülmüştür.”
SİYASİ VE KİŞİSEL KAYIRMACILIK ÖNE ÇIKAR
“Bu durumun kamu kesimindeki idarecilerin performansa dayalı ücret uygulamasının
ne anladığını açıkça ortaya koymaktadır” diyen Şenol, sözlerini şöyle sürdürdü: “Siyasi müdahalelere daha açık olarak çalışılan başta il özel idareleri ve yerel yönetimlerde çalışan geniş kesimler için başarı değerlendirilmesinin yapılmasında sübjektif unsurların, siyasi ve kişisel kayırmacılığın ön plana çıkması beklenen gelişmedir. Kaldı ki, bütün kurumlarda kamu hizmetlerine siyasetin nasıl etki ettiği kamuoyunun malumudur.”
Kamu yönetiminin ‘Kamu yararını ön plana çıkaran kamu politikası ve teşkilatlanması ve ‘bürokratik yapılanmayı ön plana çıkaran devlet kültürü’ açısından özel sektörden noktadan ayrıldığına vurgu yapan Türk Eğitim -Sen Şube Başkanı ve Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Şenol, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
PERFORMANSA DAYALI SİSTEM SAĞLIKTA FACİAYA DÖNÜŞTÜ
“Kamu yararının ön planda olduğu durumlarda, performans ölçümü için gerekli olan kamu kurumlarının hedeflerini kesin bir şekilde tanımlayamazsınız. Çünkü kamu hizmeti ve yararı, karlılık ve maliyet analizleriyle ölçülemez. Kaldı ki kamu kurumlarının performans değerlendirme sonuçları da güvenilir olmayabilir. Hâkim, savcı, avukat, denetmen gibi kamu personelinin performanslarını nasıl ölçeceksiniz? Sağlık sektöründe uygulanan performans sisteminin sonuçları hem hasta hem doktor hem de sağlık harcamaları açısından tam bir facia olmuştur.
Kamu yöneticilerinin politik davranışları ve statüleriyle ilgili gelecek kaygıları verdikleri kararları, özellikle idari kararları etkiler. Kamu hizmetlerinde performans ölçüm sistemi bu açıdan zorluklarla doludur.”●Kurtuluş



YORUMLAR