Türk el dokuma sanatlarından en önemlilerinden birisi olan kilimcilik, kadınların hünerli ellerinde yaşamaya devam ediyor. Dünyada bulunan en eski Türk kiliminin kökeni MÖ 5. yüzyıla kadar dayanırken, göçebe Türklerin kilimi her yerde kullanabilmeleri ve dokumasının her yerde yapılabilmesinin kilimciliği gelişmesinde önemli yer tutuyor.
Günümüzde kilime karşı ilgi azalsa da halılardan çok daha kısa bir süre içinde ve çok daha ucuz üretilen kilimler, Anadolu’da üretilmeye devam ediyor. Bir Türk geleneği olan kilimcilik, kadınların geçim kaynağı olarak varlığını korurken, kadınlar, halk eğitim merkezlerinden aldıkları eğitimle hem meslek sahibi oluyor hem de ata geleneğini yaşatarak aile ekonomisine katkı sunuyor.
HER KİLİMİN AYRI HİKAYESİ VARDIR
Dünyaca ünlü kökboyalı Bayat kilimleri için ilçede atölye kurulurken, yüzyıllarca solmayan kökboyası kullanıcıların tercih nedeni olabiliyor. Çoğunluğunu Oğuzlar'ın bir kolu olan Bayat boyu halkının oluşturduğu Bayat ilçesinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığı ile açılan kilimcilik kurslarında başlayan kökboyalı kilimler, daha sonra seri üretime geçildi. İl Özel İdaresi'nin destekleriyle Afyon-Ankara Asfaltının kenarına inşa edilen Bayat Kilim Atölyesi’nde Avşar Güzeli, Saçı bağlı, Bindallı, Hayat ağacı, Başaklı, Parmaklı, Asarcık, Kör çiçek, Bıtıraklı, Ejder halı, Örümcekli, Çamçalı, Seleser vb. gibi her birinin ayrı ayrı hikayesi olan kilimler üretiliyor.
KİLİMLERDE ATA KÜLTÜRÜ YAŞATILIYOR
Her bir nakışının farklı bir anlamı olan kilimlerin, 2 bin 500 yıldır Türk kadınlarının duygularını anlayana fısıldadıkları, hüzünlerini dile getirdikleri, özlemlerini, sevgilerini, acılarını dile getirdikleri bir araç olduğu biliniyor. Kültürel değerlerin yaşatılması ve nesilden nesile aktarılmasını kolaylaştıran kilimlerde eski Türk motiflerinin yanı sıra Selçuklu, Osmanlı, Anadolu motifleri ata kültürü yaşatılıyor. Henüz Türk sosyal bilimciler tarafından yeterli düzeyde araştırılmamış olan kilimler duyguları kuşaktan kuşağa aktarıyor.
Ne var ki, art niyeti açıkça belli olan kimi sözde araştırmacılar, kilim ve halının kökenlerini başka ırk veya medeniyetlere dayandırma çabası içinde olagelmişlerde bunda pek başarılı olamamışlardır. uqusturk.wordpress.com’da yer alan bir değerlendirmede şöyle yazılıyor:
TÜRK DAMGALARI HER YERDE
“Halı kilimlerdeki simetrik ‘damgalar-semboller’ Türk kültürünün hakim olduğu her alanda görülmektedir. Özellikle Sovyetler birliği zamanında Rusların yayınladığı eserlerde Türk halklarının halı-kimlerinde çokça tespit edilmiştir. Hatta Sibirya’nın en ücra yerlerinde yapılan çalışmalarda aynı damgaları görmek mümkün. Üstelik o damgaları zorlama çizimlere gerek kalmadan o insanları bilinen tarihi arkeolojilerinde görebilirsiniz.
Yukarıdaki bilgilerden anlaşıldığı gibi halı-kilim sanatı ve onun araştırılması sadece bir valilik faaliyeti olarak değil daha ciddi amaçlarla yapılmasını gerekli kılmaktadır. Diğer taraftan devletin kuruluşları, eserler yayınlarken, yayınlanmadan önce o konudaki uzmanların bilgilerine ve hakemliğine başvurmalarını zorunlu kılmaktadır.”●Kurtuluş/Derleme



YORUMLAR