Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan : İşletmelerin Teşvik Edilmesi Gerekiyor

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan : İşletmelerin Teşvik Edilmesi Gerekiyor

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan : İşletmelerin Teşvik Edilmesi Gerekiyor
15 Mayıs 2020 - 04:12

 
 
 
Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, 14 Mayıs 2020 tarihinde Bloomberg TV canlı yayınına katıldı.
Arslan canlı yayında, Koronavirüs salgını sonrası normalleşme süreci ve salgının çalışma hayatına etkilerini değerlendirdi.
 
Genel Başkanımız Mahmut Arslan, HAK-İŞ, TÜRK-İŞ ve TİSK ile birlikte salgının ilk başladığı andan itibaren çalışma hayatına yönelik, çalışanların ve işletmelerin ortak çıkarlarının gözetileceği hemen hemen bütün alanlarda ortak hareket etmeyi prensip kabul ettiklerini belirterek, “Bu çerçevede bugün basınla üçlü protokolümüzü paylaştık. Protokolde, normalleşme sürecinde karşılaşacağımız zorlukların aşılabilmesi konusunda ortak bir dil oluşturduk ve ortak bir talepler listesini bugün kamuoyuna duyurduk” dedi.
 
“İşçi-İşveren Temsilcilerinin Birlikte Hareket Etmeleri Çok Önemli”
 
Arslan, “Normalleşme olduğu zaman toplu sözleşme düzeninde yer alan ve kayıt dışı ile mücadeleyi temel bir vatanseverlik olarak gören işletmelere toplu sözleşme kapsamında sendikalaşmaya destek oldukları için ayrıca bir ilave teşvik verilmesini arzu ediyoruz. Bu taleplerimizi üçlü bir yapı olarak HAK-İŞ, TÜRK-İŞ ve TİSK olarak ortak bir şekilde kamuoyuna açıkladık. İşçi ve işveren temsilcilerinin bu zor dönemde birlikte hareket etmelerini, birlikte çalışmalarını, Türk endüstri ilişkiler sistemi ve Türk çalışma hayatı açısından son derece değerli ve kıymetli buluyoruz. Bu iş birliğini sürdürmeye kararlıyız” dedi.
 
“Kısa Çalışma Ödeneği Bazı Sektör ve İşletmeler İçin Yıl Sonuna Kadar Olmalı”
 
Kısa Çalışma Ödeneği uygulanmasının kanunla 3 aylık süre ile getirildiğini kaydeden Arslan, “Cumhurbaşkanımız bunu 6 aya kadar uzatabiliyor. Bazı işletmelerimizin normalleşme süreci istihdamını yeniden harekete geçirmesi, üretimi yeniden harekete geçirmesi ve normalleşebilmesi için 3 aylık süre yetmeyebilir. Belli sektörlerde, belli işletmelerde kısa çalışma ödeneğinin uzatılmasını hatta bazı işletmeler için yıl sonuna kadar devam ettirilmesi talebinde bulunduk” dedi.
 
Arslan, HAK-İŞ, TÜRK-İŞ ve TİSK olarak aktif olarak çalışma hayatının içinde olan her işçinin kısa çalışma ödeneğinden yararlanmasını talep ettiklerini söyledi.
 
“İşletmelerin Teşvik Edilmesi Gerekiyor”
 
Üçlü protokolle, istihdamı koruyan, kısa çalışma ödeneğinin farkını işçilere vermek isteyen işletmelere teşvik uygulamasının yapılması önerisinde bulunduklarını belirten Arslan, “Bütün zorlu şartlara rağmen istihdamı koruyan, işçileri çıkarmayan işletmelerin desteklenmesi ve teşvik edilmesi gerekiyor. Bunun sağlanmasını istiyoruz” diye konuştu.
 
“Kayıtdışıyla Mücadelede Sendikalar Desteklenmeli”
 
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin son yıllarında yüzde 55’lerde olan kayıtdışı istihdam oranlarının kademeli olarak yüzde 30’lara kadar indiğini anlatan Arslan, “AB ölçeklerine baktığımız zaman Türkiye en yüksek kayıt dışı istihdamı temsil ediyor. Ancak aşağıya doğru bir iniş söz konusu ve bunu olumlu buluyoruz. Kayıtdışı istihdamla mücadele konusunda sendikalara çok büyük sorumluluklar düşüyor. Ama aynı zamanda sendikaların bu konuda desteklenmesi gerekiyor” diye konuştu.
 
“Kayıtdışı ile Mücadeleyi Sendikalarla Birlikte Yapmamız Gerekiyor”
 
Kayıtlı istihdamın ve toplu sözleşme düzeninin olduğu yerlerde iş kazalarındaki ölüm oranının yüzde 1’in altına düştüğünü vurgulayan Arslan, “Türkiye’nin iş kazalarındaki beşeri sermayesini kaybetmesine ve kayıtdışı çalışma oranlarının yüksek olmasına baktığımızda örgütlülüğün olmadığı, toplu sözleşme düzeninin bulunmadığı ve kayıt dışı istihdamın yaygın olduğu sektörlerde ölüm oranlarının yüksek olduğunu görüyoruz. Kayıtdışı ile hem sosyal güvenlik sistemimizin sürdürülebilirliğine büyük bir darbe vuruluyor hem de Koronavirüs salgını gibi olağanüstü dönemlerde kayıtdışı istihdamla yaşayan insanların çok büyük bir ekonomik kayıpla karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Bu yüzden vergi sisteminin güçlendirilmesi, sigortacılık ve sosyal güvenlik sistemimizin sürdürülebilir olması, adaletli bir gelir dağılımı, toplumun örgütlü gücünden ve demokrasimizden istifade edebilmesi için kayıtdışı ile mücadeleyi sendikalarla birlikte yapmamız gerekiyor” sözlerine yer verdi.
 
“Kayıtdışı İstihdamı Aşağıya Çekmenin Yolu Birlikte Çalışmaktan Geçiyor”
 
Kayıtdışı istihdamla mücadelenin temel unsurlarından bir tanesinin sendikalaşmanın önünü açmak olduğunu dile getiren Arslan, “Bizim örgütlü olduğumuz ve toplu sözleşme yaptığımız hiçbir işletmede kayıtdışı istihdam söz konusu olamaz. Bu işletmelerde iş kazalarındaki ölüm oranları çok ciddi şekilde aşağıya çekilmiş durumda. Aynı şekilde bizim muhatabımız TİSK’in örgütlü olduğu işyerlerinde de kayıtdışı istihdamdan bahsetmek söz konusu değildir. Toplu sözleşmeleri var, maliyetleri yüksek, vergisini ödüyor ama merdiven altında kayıtdışı çalıştıran, kayıt dışı sistemin içinde yer alan insanların ürettikleri ile rekabet etmek durumunda kalıyorlar. Onun için hem rekabet sistemimize zarar vermemek, kayıt altına alarak sistemin ekonomik ve sosyal anlamda güçlendirilmesi açısından sendikalaşmayı son derece önemli buluyoruz. Bu konuda hükümetimizin, devletimizin, Bakanlığımızın, işçi ve işverenlerin topyekün ortak bir irade ortaya koymaları gerekiyor. Kayıtdışı istihdamla mücadele sadece devlete bırakılmamalı. Ülkemizde halen yüzde 30’larda olan kayıtdışı istihdamı aşağıya çekmenin yolu birlikte çalışmaktan geçiyor” dedi.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum