♉ Boğa
Boğa, bilincin dünyayla temas ettiği noktadır.
Varoluş artık soyut bir bilinç hali değil, somut bir deneyimdir. Hayat bedenle, duyularla ve maddi gerçeklikle algılanır.
Temel soru şudur:
“Güvende miyim?”
Boğa psikolojisi güven, istikrar ve somut gerçeklik üzerine kurulur. Güven onun için bir lüks değil, temel ihtiyaçtır. Maddi düzen, fiziksel konfor, rutinler ve öngörülebilirlik sinir sistemini sakinleştirir. Belirsizlik arttığında içsel gerilim yükselir.
Toprağa basmak ister.
Ayaklarının altında sağlam bir zemin hissetmek zorundadır. Bu zemin maddi olabilir, duygusal olabilir ya da ilişkisel olabilir; ama mutlaka somut olmalıdır. Boğa için gerçek olan, deneyimlenebilen şeydir.
Soyutluk kaygı yaratır.
Net olmayan planlar, belirsiz ilişkiler, değişken koşullar huzursuzluk doğurur. “Bakacağız”, “zaman gösterir”, “belki” gibi ifadeler içsel güvensizlik hissini tetikleyebilir. Boğa görmek, bilmek ve emin olmak ister.
Boğa’nın temel ihtiyacı sürekliliktir.
Bir şeyin zamanla büyümesini, olgunlaşmasını, kök salmasını ister. Sabırlıdır; ama sabrının altında güçlü bir sahiplenme duygusu vardır. Sahip olduğu şeyi koruma içgüdüsü yüksektir.
Gölge tarafında aşırı tutunma görülebilir.
Değişime direnç, inatçılık, konfor alanından çıkmama eğilimi oluşabilir. Güvenli olanı bırakmak zorlayıcıdır. Çünkü bilinmeyen, kontrol kaybı gibi hissedilebilir.
Boğa’nın içsel cümlesi şudur:
“Sağlam olan kalır.”
Olgunlaşmış Boğa güveni yalnızca dış koşullara bağlamaz. İçsel değer duygusu geliştiğinde, güven ihtiyacı paniğe dönüşmez. Artık sahip olduklarını korurken, gerektiğinde bırakmayı da öğrenir.
Ve o noktada Boğa sadece güven arayan değil;
güven inşa eden bir bilince dönüşür.



YORUMLAR