Yeniden Refah Partisi Korona Virüs ve Ekonomiye Etkileri rapor haline getirerek 1. Bölümünü yayınladı.
İşte Yeniden Refah Partisi’nin raporunun ilgi çeken bölümleri;
2019 yılı sonlarına doğru Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktığı ifade edilen yeni tip
Koronavirüs (Covid-19), 20 Nisan 2020 tarihi itibariyle Dünya genelinde 2,3 milyondan
fazla insanın hasta olmasına ve 155 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine sebep
olmuștur. Henüz herhangi bir tedavi edici ilacın veya koruyucu/önleyici așının
geliștirilemediği Koronavirüs salgınına karșı dünya genelinde alınan tedbirlerin bașında
“sosyal mesafe”, “sosyal izolasyon” ve “karantina” uygulamaları gelmektedir. Devletler
“evde kal” stratejisiyle insanların evlerinden çıkmamalarını temin etmeye ve insanların
birbirleriyle temasını en az düzeye indirmeye çalıșmaktadırlar. Mecburi tecrit
uygulamalarının doğal sonucu olarak dünya genelinde ekonomik hayat durma noktasına
gelmiș ve tüm ekonomiler son yüzyılın en derin ekonomik krizine doğru
sürüklenmektedirler. 2020 yılı içerisinde 170 ülkenin kiși bașı milli gelirinin azalacağı
öngörülmektedir, yani en basit ifadesiyle tüm dünya halkları daha da fakirleșecektir.
Önceden öngörülemeyen Koronavirüs salgınının sebep olduğu ekonomik krizin
tahribatını azaltabilmek için devletler ve merkez bankaları acil Ekonomik Tedbir paketleri
açıklamaktadırlar. Dünya genelinde devletlerin almıș olduğu mali tedbirlerin toplam
değeri 15 Nisan 2020 tarihi itibariyle 8 trilyon $ seviyesine yaklașmıștır. Grafik-1’de seçili
ülkelerin açıklamıș oldukları ekonomik tedbir programlarının mili gelire oranı yüzde olarak
gösterilmektedir. Bu sıralamada Türkiye Koronavirüs salgınından en kötü etkilenen
İtalya’nın önünde sondan ikinci sırada yer almaktadır.
Türkiye’nin ilan ettiği Ekonomik Tedbir paketi milli gelirinin sadece %2,15’ni
kapsamaktadır. Bu oran Polonya’da %9,2 gelișmiș Avrupa ülkelerinde %14-16, ABD’de
%11 ve Brezilya’da %3,5 civarındadır. Dolayısıyla açıklanan paket Türkiye Ekonomisi
için yetersizdir. 23 Mart 2020 tarihinde yayınlamıș olduğumuz değerlendirme
raporumuzda belirttiğimiz teklifimizi burada yeniliyoruz: Hükümetin acilen 75 milyar $
seviyesinde yeni bir Ekonomik Tedbir Paketi hazırlanması gerekmektedir. Bu
çağrımızın üzerinden bir ay geçmiș olmasına rağmen üzülerek ifade etmeliyiz ki, hükümet
herhangi bir adım atmamıștır.
Dünya genelinde toplam değeri 8 trilyon $’ı bulan çeșitli mali tedbirler arasında ilk sırada
3,3 trilyon $ ile kamu harcamalarının arttırılması ve kamu alacaklarından feragat
edilmesi gelmektedir. Ekonomik krizin doğal sonucu olarak azalan vergi gelirlerine ilave
olarak kriz ile mücadelede devletlerin tahakkuk etmiș alacaklarından feragat etmeleri
kamu gelirlerinin önemli ölçüde azalmasına ve artan kamu harcamaları ile bütçe açığının
artmasına neden olmaktadır. Bu noktada Türkiye maalesef krize hazırlıksız
yakalanmıștır. Grafik -2 de Merkezi Yönetim gerçekleșen ve hedeflenen bütçe açığı
birlikte gösterilmektedir. 2015 yılından itibaren Merkezi Yönetim bütçe açığı hızla
artmaktadır.
2018 Eylül ayında ilan edilen Yeni Ekonomi Programının (YEP-2018) 2019 yılı hedefi
tutturulamamıștır. YEP-2018 programı 2019 yılı için bütçe açığının 80,6 Milyar TL olacağı
hedefini koymuș olmasına rağmen 2019 yılında bütçe açığı 125 Milyar TL olarak hedefin
%55 üzerinde gerçekleșmiștir. Bu durum, YEP-2018 programı hedeflerinin revize edilmesi
zorunluluğunu doğurmuștur. 2019 Eylül ayı sonunda ilan edilen YEP-2019 programı ile
bütçe açığının çok daha fazla artacağı duyurulmuștur. Daha Koronavirüs salgını ortada
yokken hükümet bütçe kontrolünü kaybetmiș, bütçe açığı kontrolden çıkmıștır. Eski
program YEP-2018, bütçe açığının 2020 yılında 2019 yılına göre %21,7 artarak 98,1 Milyar
TL olacağını hedeflerken 2019 yılı gerçeklerini (yani hükümetin bașarısızlıklarını) göz önüne
almak zorunda kalan yeni program YEP-2019 bu artıșın bile yeterli olamayacağını ve
bütçe açığının 2020 yılında %72,3’lik rekor bir artıșla 138,9 Milyar TL olacağını
hedeflemektedir. Bu hedefler belirlenirken henüz Koronavirüs salgını ortada yoktu ve
salgınla mücadele çerçevesinde alınan tedbirler nedeniyle ekonominin 2020 yılında durma
noktasına geleceği bilinmiyordu. Șu an geldiğimiz noktada, devlet bütçemiz son 100 yılın
en ağır ekonomik krizi olarak ifade edilen Koronavirüs kaynaklı ekonomik krize maalesef
hazırlıklı değildir ve çoktan kontrolden çıkmıș olan bütçe açığı yașadığımız en ağır
ekonomik kriz neticesinde altından kalkılmaz hale gelme riskiyle karșı karșıyadır. Nitekim,
Mart 2020 bütçe gerçekleșme rakamları bu duruma ișaret etmektedir. Koronavirüs
önlemleriyle geçen mart döneminde bütçe sadece bir ay içerisinde 43,7 Milyar TL açık
vermiștir. Bu durumda YEP-2019 hedeflerinin tutturulması mümkün değildir. Bu kötü
gidișat nedeniyle hükümet milli gelirimizin sadece %2,15 seviyesinde ve dünya
ortalaması olan %9’un oldukça altında bir Ekonomik Tedbir paketi açıklamıștır. İșin
daha vahim tarafı ise yine 23 Mart 2020 tarihinde yayınlamıș olduğumuz değerlendirme
raporumuzda belirttiğimiz gibi hükümetin ilan etmiș olduğu paket kapsamında
devletin üzerine düșen toplam nakdi destek miktar sadece 15 Milyar TL’dir. Bu
durumu göz önüne aldığımızda hükümetin sunduğu paket milli gelirimizin %0,5’i bile
etmemektedir. Hükümet, kendi hazırlamıș olduğu ve kendi öngörüsünü ortaya koyan
bütçe açığı hedefleriyle ancak bu kadar destek düșünebilmekte, organize edebilmektedir.
Ekonomimizin ihtiyaç duyduğu seviyede bir ekonomik paketi hükümetin tek bașına
bulabilmesi mümkün değildir. Bu konuda akademisyenlerin ve uzmanların desteğine
ihtiyacı vardır. Dolayısıyla hükümetin acilen yeni bir ekonomik destek paketinin
hazırlanması için seferberlik ilan etmesi ve tüm siyasi partilerin, akademisyenlerin, meslek
odaları ve sivil toplum örgütlerinin farklı ve zengin görüșlerinden istifade edebileceği
yeni bir platform olușturması gerekmektedir. Sağlık Bilim Kurulunda yaptığı gibi,
hükümet ișlevsel ve verimli bir platform olușturmayı bașarabilir. Buna olan inancımız
tamdır.
Saygılarımızla
Yeniden Refah Partisi
Ekonomik İșler Bașkanlığı
Korona Virüs ve Ekonomiye Etkileri-1
2019 yılı sonlarına doğru Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktığı ifade edilen yeni tip
Koronavirüs (Covid-19), 20 Nisan 2020 tarihi itibariyle Dünya genelinde 2,3 milyondan
fazla insanın hasta olmasına ve 155 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine sebep
olmuștur. Henüz herhangi bir tedavi edici ilacın veya koruyucu/önleyici așının
geliștirilemediği Koronavirüs salgınına karșı dünya genelinde alınan tedbirlerin bașında
“sosyal mesafe”, “sosyal izolasyon” ve “karantina” uygulamaları gelmektedir. Devletler
“evde kal” stratejisiyle insanların evlerinden çıkmamalarını temin etmeye ve insanların
birbirleriyle temasını en az düzeye indirmeye çalıșmaktadırlar. Mecburi tecrit
uygulamalarının doğal sonucu olarak dünya genelinde ekonomik hayat durma noktasına
gelmiș ve tüm ekonomiler son yüzyılın en derin ekonomik krizine doğru
sürüklenmektedirler. 2020 yılı içerisinde 170 ülkenin kiși bașı milli gelirinin azalacağı
öngörülmektedir, yani en basit ifadesiyle tüm dünya halkları daha da fakirleșecektir.
Önceden öngörülemeyen Koronavirüs salgınının sebep olduğu ekonomik krizin
tahribatını azaltabilmek için devletler ve merkez bankaları acil Ekonomik Tedbir paketleri
açıklamaktadırlar. Dünya genelinde devletlerin almıș olduğu mali tedbirlerin toplam
değeri 15 Nisan 2020 tarihi itibariyle 8 trilyon $ seviyesine yaklașmıștır. Grafik-1’de seçili
ülkelerin açıklamıș oldukları ekonomik tedbir programlarının mili gelire oranı yüzde olarak
gösterilmektedir. Bu sıralamada Türkiye Koronavirüs salgınından en kötü etkilenen
İtalya’nın önünde sondan ikinci sırada yer almaktadır.
Türkiye’nin ilan ettiği Ekonomik Tedbir paketi milli gelirinin sadece %2,15’ni
kapsamaktadır. Bu oran Polonya’da %9,2 gelișmiș Avrupa ülkelerinde %14-16, ABD’de
%11 ve Brezilya’da %3,5 civarındadır. Dolayısıyla açıklanan paket Türkiye Ekonomisi
için yetersizdir. 23 Mart 2020 tarihinde yayınlamıș olduğumuz değerlendirme
raporumuzda belirttiğimiz teklifimizi burada yeniliyoruz: Hükümetin acilen 75 milyar $
seviyesinde yeni bir Ekonomik Tedbir Paketi hazırlanması gerekmektedir. Bu
çağrımızın üzerinden bir ay geçmiș olmasına rağmen üzülerek ifade etmeliyiz ki, hükümet
herhangi bir adım atmamıștır.
Dünya genelinde toplam değeri 8 trilyon $’ı bulan çeșitli mali tedbirler arasında ilk sırada
3,3 trilyon $ ile kamu harcamalarının arttırılması ve kamu alacaklarından feragat
edilmesi gelmektedir. Ekonomik krizin doğal sonucu olarak azalan vergi gelirlerine ilave
olarak kriz ile mücadelede devletlerin tahakkuk etmiș alacaklarından feragat etmeleri
kamu gelirlerinin önemli ölçüde azalmasına ve artan kamu harcamaları ile bütçe açığının
artmasına neden olmaktadır. Bu noktada Türkiye maalesef krize hazırlıksız
yakalanmıștır. Grafik -2 de Merkezi Yönetim gerçekleșen ve hedeflenen bütçe açığı
birlikte gösterilmektedir. 2015 yılından itibaren Merkezi Yönetim bütçe açığı hızla
artmaktadır.
Gra�ik -1
2018 Eylül ayında ilan edilen Yeni Ekonomi Programının (YEP-2018) 2019 yılı hedefi
tutturulamamıștır. YEP-2018 programı 2019 yılı için bütçe açığının 80,6 Milyar TL olacağı
hedefini koymuș olmasına rağmen 2019 yılında bütçe açığı 125 Milyar TL olarak hedefin
%55 üzerinde gerçekleșmiștir. Bu durum, YEP-2018 programı hedeflerinin revize edilmesi
zorunluluğunu doğurmuștur. 2019 Eylül ayı sonunda ilan edilen YEP-2019 programı ile
bütçe açığının çok daha fazla artacağı duyurulmuștur. Daha Koronavirüs salgını ortada
yokken hükümet bütçe kontrolünü kaybetmiș, bütçe açığı kontrolden çıkmıștır. Eski
program YEP-2018, bütçe açığının 2020 yılında 2019 yılına göre %21,7 artarak 98,1 Milyar
TL olacağını hedeflerken 2019 yılı gerçeklerini (yani hükümetin bașarısızlıklarını) göz önüne
almak zorunda kalan yeni program YEP-2019 bu artıșın bile yeterli olamayacağını ve
bütçe açığının 2020 yılında %72,3’lik rekor bir artıșla 138,9 Milyar TL olacağını
hedeflemektedir. Bu hedefler belirlenirken henüz Koronavirüs salgını ortada yoktu ve
salgınla mücadele çerçevesinde alınan tedbirler nedeniyle ekonominin 2020 yılında durma
noktasına geleceği bilinmiyordu. Șu an geldiğimiz noktada, devlet bütçemiz son 100 yılın
en ağır ekonomik krizi olarak ifade edilen Koronavirüs kaynaklı ekonomik krize maalesef
hazırlıklı değildir ve çoktan kontrolden çıkmıș olan bütçe açığı yașadığımız en ağır
ekonomik kriz neticesinde altından kalkılmaz hale gelme riskiyle karșı karșıyadır. Nitekim,
Mart 2020 bütçe gerçekleșme rakamları bu duruma ișaret etmektedir. Koronavirüs
önlemleriyle geçen mart döneminde bütçe sadece bir ay içerisinde 43,7 Milyar TL açık
vermiștir. Bu durumda YEP-2019 hedeflerinin tutturulması mümkün değildir. Bu kötü
gidișat nedeniyle hükümet milli gelirimizin sadece %2,15 seviyesinde ve dünya
ortalaması olan %9’un oldukça altında bir Ekonomik Tedbir paketi açıklamıștır. İșin
daha vahim tarafı ise yine 23 Mart 2020 tarihinde yayınlamıș olduğumuz değerlendirme
raporumuzda belirttiğimiz gibi hükümetin ilan etmiș olduğu paket kapsamında
devletin üzerine düșen toplam nakdi destek miktar sadece 15 Milyar TL’dir. Bu
durumu göz önüne aldığımızda hükümetin sunduğu paket milli gelirimizin %0,5’i bile
etmemektedir. Hükümet, kendi hazırlamıș olduğu ve kendi öngörüsünü ortaya koyan
bütçe açığı hedefleriyle ancak bu kadar destek düșünebilmekte, organize edebilmektedir.
Ekonomimizin ihtiyaç duyduğu seviyede bir ekonomik paketi hükümetin tek bașına
bulabilmesi mümkün değildir. Bu konuda akademisyenlerin ve uzmanların desteğine
eBülten 20 Nisan 2020
2
YENİDEN REFAH PARTİSİ EKONOMİK İŞLER BAŞKANLIĞI
ihtiyacı vardır. Dolayısıyla hükümetin acilen yeni bir ekonomik destek paketinin
hazırlanması için seferberlik ilan etmesi ve tüm siyasi partilerin, akademisyenlerin, meslek
odaları ve sivil toplum örgütlerinin farklı ve zengin görüșlerinden istifade edebileceği
yeni bir platform olușturması gerekmektedir. Sağlık Bilim Kurulunda yaptığı gibi,
hükümet ișlevsel ve verimli bir platform olușturmayı bașarabilir. Buna olan inancımız
tamdır.
Saygılarımızla
Yeniden Refah Partisi
Ekonomik İșler Bașkanlığı
3
YENİDEN REFAH PARTİSİ EKONOMİK İŞLER BAŞKANLIĞI
Korona Virüs ve Ekonomiye Etkileri-1
2019 yılı sonlarına doğru Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktığı ifade edilen yeni tip
Koronavirüs (Covid-19), 20 Nisan 2020 tarihi itibariyle Dünya genelinde 2,3 milyondan
fazla insanın hasta olmasına ve 155 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine sebep
olmuștur. Henüz herhangi bir tedavi edici ilacın veya koruyucu/önleyici așının
geliștirilemediği Koronavirüs salgınına karșı dünya genelinde alınan tedbirlerin bașında
“sosyal mesafe”, “sosyal izolasyon” ve “karantina” uygulamaları gelmektedir. Devletler
“evde kal” stratejisiyle insanların evlerinden çıkmamalarını temin etmeye ve insanların
birbirleriyle temasını en az düzeye indirmeye çalıșmaktadırlar. Mecburi tecrit
uygulamalarının doğal sonucu olarak dünya genelinde ekonomik hayat durma noktasına
gelmiș ve tüm ekonomiler son yüzyılın en derin ekonomik krizine doğru
sürüklenmektedirler. 2020 yılı içerisinde 170 ülkenin kiși bașı milli gelirinin azalacağı
öngörülmektedir, yani en basit ifadesiyle tüm dünya halkları daha da fakirleșecektir.
Önceden öngörülemeyen Koronavirüs salgınının sebep olduğu ekonomik krizin
tahribatını azaltabilmek için devletler ve merkez bankaları acil Ekonomik Tedbir paketleri
açıklamaktadırlar. Dünya genelinde devletlerin almıș olduğu mali tedbirlerin toplam
değeri 15 Nisan 2020 tarihi itibariyle 8 trilyon $ seviyesine yaklașmıștır. Grafik-1’de seçili
ülkelerin açıklamıș oldukları ekonomik tedbir programlarının mili gelire oranı yüzde olarak
gösterilmektedir. Bu sıralamada Türkiye Koronavirüs salgınından en kötü etkilenen
İtalya’nın önünde sondan ikinci sırada yer almaktadır.
Türkiye’nin ilan ettiği Ekonomik Tedbir paketi milli gelirinin sadece %2,15’ni
kapsamaktadır. Bu oran Polonya’da %9,2 gelișmiș Avrupa ülkelerinde %14-16, ABD’de
%11 ve Brezilya’da %3,5 civarındadır. Dolayısıyla açıklanan paket Türkiye Ekonomisi
için yetersizdir. 23 Mart 2020 tarihinde yayınlamıș olduğumuz değerlendirme
raporumuzda belirttiğimiz teklifimizi burada yeniliyoruz: Hükümetin acilen 75 milyar $
seviyesinde yeni bir Ekonomik Tedbir Paketi hazırlanması gerekmektedir. Bu
çağrımızın üzerinden bir ay geçmiș olmasına rağmen üzülerek ifade etmeliyiz ki, hükümet
herhangi bir adım atmamıștır.
Dünya genelinde toplam değeri 8 trilyon $’ı bulan çeșitli mali tedbirler arasında ilk sırada
3,3 trilyon $ ile kamu harcamalarının arttırılması ve kamu alacaklarından feragat
edilmesi gelmektedir. Ekonomik krizin doğal sonucu olarak azalan vergi gelirlerine ilave
olarak kriz ile mücadelede devletlerin tahakkuk etmiș alacaklarından feragat etmeleri
kamu gelirlerinin önemli ölçüde azalmasına ve artan kamu harcamaları ile bütçe açığının
artmasına neden olmaktadır. Bu noktada Türkiye maalesef krize hazırlıksız
yakalanmıștır. Grafik -2 de Merkezi Yönetim gerçekleșen ve hedeflenen bütçe açığı
birlikte gösterilmektedir. 2015 yılından itibaren Merkezi Yönetim bütçe açığı hızla
artmaktadır.
Gra�ik -2
2018 Eylül ayında ilan edilen Yeni Ekonomi Programının (YEP-2018) 2019 yılı hedefi
tutturulamamıștır. YEP-2018 programı 2019 yılı için bütçe açığının 80,6 Milyar TL olacağı
hedefini koymuș olmasına rağmen 2019 yılında bütçe açığı 125 Milyar TL olarak hedefin
%55 üzerinde gerçekleșmiștir. Bu durum, YEP-2018 programı hedeflerinin revize edilmesi
zorunluluğunu doğurmuștur. 2019 Eylül ayı sonunda ilan edilen YEP-2019 programı ile
bütçe açığının çok daha fazla artacağı duyurulmuștur. Daha Koronavirüs salgını ortada
yokken hükümet bütçe kontrolünü kaybetmiș, bütçe açığı kontrolden çıkmıștır. Eski
program YEP-2018, bütçe açığının 2020 yılında 2019 yılına göre %21,7 artarak 98,1 Milyar
TL olacağını hedeflerken 2019 yılı gerçeklerini (yani hükümetin bașarısızlıklarını) göz önüne
almak zorunda kalan yeni program YEP-2019 bu artıșın bile yeterli olamayacağını ve
bütçe açığının 2020 yılında %72,3’lik rekor bir artıșla 138,9 Milyar TL olacağını
hedeflemektedir. Bu hedefler belirlenirken henüz Koronavirüs salgını ortada yoktu ve
salgınla mücadele çerçevesinde alınan tedbirler nedeniyle ekonominin 2020 yılında durma
noktasına geleceği bilinmiyordu. Șu an geldiğimiz noktada, devlet bütçemiz son 100 yılın
en ağır ekonomik krizi olarak ifade edilen Koronavirüs kaynaklı ekonomik krize maalesef
hazırlıklı değildir ve çoktan kontrolden çıkmıș olan bütçe açığı yașadığımız en ağır
ekonomik kriz neticesinde altından kalkılmaz hale gelme riskiyle karșı karșıyadır. Nitekim,
Mart 2020 bütçe gerçekleșme rakamları bu duruma ișaret etmektedir. Koronavirüs
önlemleriyle geçen mart döneminde bütçe sadece bir ay içerisinde 43,7 Milyar TL açık
vermiștir. Bu durumda YEP-2019 hedeflerinin tutturulması mümkün değildir. Bu kötü
gidișat nedeniyle hükümet milli gelirimizin sadece %2,15 seviyesinde ve dünya
ortalaması olan %9’un oldukça altında bir Ekonomik Tedbir paketi açıklamıștır. İșin
daha vahim tarafı ise yine 23 Mart 2020 tarihinde yayınlamıș olduğumuz değerlendirme
raporumuzda belirttiğimiz gibi hükümetin ilan etmiș olduğu paket kapsamında
devletin üzerine düșen toplam nakdi destek miktar sadece 15 Milyar TL’dir. Bu
durumu göz önüne aldığımızda hükümetin sunduğu paket milli gelirimizin %0,5’i bile
etmemektedir. Hükümet, kendi hazırlamıș olduğu ve kendi öngörüsünü ortaya koyan
bütçe açığı hedefleriyle ancak bu kadar destek düșünebilmekte, organize edebilmektedir.
Ekonomimizin ihtiyaç duyduğu seviyede bir ekonomik paketi hükümetin tek bașına
bulabilmesi mümkün değildir. Bu konuda akademisyenlerin ve uzmanların desteğine
eBülten 20 Nisan 2020
ihtiyacı vardır. Dolayısıyla hükümetin acilen yeni bir ekonomik destek paketinin
hazırlanması için seferberlik ilan etmesi ve tüm siyasi partilerin, akademisyenlerin, meslek
odaları ve sivil toplum örgütlerinin farklı ve zengin görüșlerinden istifade edebileceği
yeni bir platform olușturması gerekmektedir. Sağlık Bilim Kurulunda yaptığı gibi,
hükümet ișlevsel ve verimli bir platform olușturmayı bașarabilir. Buna olan inancımız
tamdır.
Saygılarımızla
Yeniden Refah Partisi
Ekonomik İșler Bașkanlığı
4
YENİDEN REFAH PARTİSİ EKONOMİK İŞLER BAŞKANLIĞI
Korona Virüs ve Ekonomiye Etkileri-1
2019 yılı sonlarına doğru Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktığı ifade edilen yeni tip
Koronavirüs (Covid-19), 20 Nisan 2020 tarihi itibariyle Dünya genelinde 2,3 milyondan
fazla insanın hasta olmasına ve 155 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine sebep
olmuștur. Henüz herhangi bir tedavi edici ilacın veya koruyucu/önleyici așının
geliștirilemediği Koronavirüs salgınına karșı dünya genelinde alınan tedbirlerin bașında
“sosyal mesafe”, “sosyal izolasyon” ve “karantina” uygulamaları gelmektedir. Devletler
“evde kal” stratejisiyle insanların evlerinden çıkmamalarını temin etmeye ve insanların
birbirleriyle temasını en az düzeye indirmeye çalıșmaktadırlar. Mecburi tecrit
uygulamalarının doğal sonucu olarak dünya genelinde ekonomik hayat durma noktasına
gelmiș ve tüm ekonomiler son yüzyılın en derin ekonomik krizine doğru
sürüklenmektedirler. 2020 yılı içerisinde 170 ülkenin kiși bașı milli gelirinin azalacağı
öngörülmektedir, yani en basit ifadesiyle tüm dünya halkları daha da fakirleșecektir.
Önceden öngörülemeyen Koronavirüs salgınının sebep olduğu ekonomik krizin
tahribatını azaltabilmek için devletler ve merkez bankaları acil Ekonomik Tedbir paketleri
açıklamaktadırlar. Dünya genelinde devletlerin almıș olduğu mali tedbirlerin toplam
değeri 15 Nisan 2020 tarihi itibariyle 8 trilyon $ seviyesine yaklașmıștır. Grafik-1’de seçili
ülkelerin açıklamıș oldukları ekonomik tedbir programlarının mili gelire oranı yüzde olarak
gösterilmektedir. Bu sıralamada Türkiye Koronavirüs salgınından en kötü etkilenen
İtalya’nın önünde sondan ikinci sırada yer almaktadır.
Türkiye’nin ilan ettiği Ekonomik Tedbir paketi milli gelirinin sadece %2,15’ni
kapsamaktadır. Bu oran Polonya’da %9,2 gelișmiș Avrupa ülkelerinde %14-16, ABD’de
%11 ve Brezilya’da %3,5 civarındadır. Dolayısıyla açıklanan paket Türkiye Ekonomisi
için yetersizdir. 23 Mart 2020 tarihinde yayınlamıș olduğumuz değerlendirme
raporumuzda belirttiğimiz teklifimizi burada yeniliyoruz: Hükümetin acilen 75 milyar $
seviyesinde yeni bir Ekonomik Tedbir Paketi hazırlanması gerekmektedir. Bu
çağrımızın üzerinden bir ay geçmiș olmasına rağmen üzülerek ifade etmeliyiz ki, hükümet
herhangi bir adım atmamıștır.
Dünya genelinde toplam değeri 8 trilyon $’ı bulan çeșitli mali tedbirler arasında ilk sırada
3,3 trilyon $ ile kamu harcamalarının arttırılması ve kamu alacaklarından feragat
edilmesi gelmektedir. Ekonomik krizin doğal sonucu olarak azalan vergi gelirlerine ilave
olarak kriz ile mücadelede devletlerin tahakkuk etmiș alacaklarından feragat etmeleri
kamu gelirlerinin önemli ölçüde azalmasına ve artan kamu harcamaları ile bütçe açığının
artmasına neden olmaktadır. Bu noktada Türkiye maalesef krize hazırlıksız
yakalanmıștır. Grafik -2 de Merkezi Yönetim gerçekleșen ve hedeflenen bütçe açığı
birlikte gösterilmektedir. 2015 yılından itibaren Merkezi Yönetim bütçe açığı hızla
artmaktadır.
2018 Eylül ayında ilan edilen Yeni Ekonomi Programının (YEP-2018) 2019 yılı hedefi
tutturulamamıștır. YEP-2018 programı 2019 yılı için bütçe açığının 80,6 Milyar TL olacağı
hedefini koymuș olmasına rağmen 2019 yılında bütçe açığı 125 Milyar TL olarak hedefin
%55 üzerinde gerçekleșmiștir. Bu durum, YEP-2018 programı hedeflerinin revize edilmesi
zorunluluğunu doğurmuștur. 2019 Eylül ayı sonunda ilan edilen YEP-2019 programı ile
bütçe açığının çok daha fazla artacağı duyurulmuștur. Daha Koronavirüs salgını ortada
yokken hükümet bütçe kontrolünü kaybetmiș, bütçe açığı kontrolden çıkmıștır. Eski
program YEP-2018, bütçe açığının 2020 yılında 2019 yılına göre %21,7 artarak 98,1 Milyar
TL olacağını hedeflerken 2019 yılı gerçeklerini (yani hükümetin bașarısızlıklarını) göz önüne
almak zorunda kalan yeni program YEP-2019 bu artıșın bile yeterli olamayacağını ve
bütçe açığının 2020 yılında %72,3’lik rekor bir artıșla 138,9 Milyar TL olacağını
hedeflemektedir. Bu hedefler belirlenirken henüz Koronavirüs salgını ortada yoktu ve
salgınla mücadele çerçevesinde alınan tedbirler nedeniyle ekonominin 2020 yılında durma
noktasına geleceği bilinmiyordu. Șu an geldiğimiz noktada, devlet bütçemiz son 100 yılın
en ağır ekonomik krizi olarak ifade edilen Koronavirüs kaynaklı ekonomik krize maalesef
hazırlıklı değildir ve çoktan kontrolden çıkmıș olan bütçe açığı yașadığımız en ağır
ekonomik kriz neticesinde altından kalkılmaz hale gelme riskiyle karșı karșıyadır. Nitekim,
Mart 2020 bütçe gerçekleșme rakamları bu duruma ișaret etmektedir. Koronavirüs
önlemleriyle geçen mart döneminde bütçe sadece bir ay içerisinde 43,7 Milyar TL açık
vermiștir. Bu durumda YEP-2019 hedeflerinin tutturulması mümkün değildir. Bu kötü
gidișat nedeniyle hükümet milli gelirimizin sadece %2,15 seviyesinde ve dünya
ortalaması olan %9’un oldukça altında bir Ekonomik Tedbir paketi açıklamıștır. İșin
daha vahim tarafı ise yine 23 Mart 2020 tarihinde yayınlamıș olduğumuz değerlendirme
raporumuzda belirttiğimiz gibi hükümetin ilan etmiș olduğu paket kapsamında
devletin üzerine düșen toplam nakdi destek miktar sadece 15 Milyar TL’dir. Bu
durumu göz önüne aldığımızda hükümetin sunduğu paket milli gelirimizin %0,5’i bile
etmemektedir. Hükümet, kendi hazırlamıș olduğu ve kendi öngörüsünü ortaya koyan
bütçe açığı hedefleriyle ancak bu kadar destek düșünebilmekte, organize edebilmektedir.
Ekonomimizin ihtiyaç duyduğu seviyede bir ekonomik paketi hükümetin tek bașına
bulabilmesi mümkün değildir. Bu konuda akademisyenlerin ve uzmanların desteğine
eBülten 20 Nisan 2020
ihtiyacı vardır. Dolayısıyla hükümetin acilen yeni bir ekonomik destek paketinin
hazırlanması için seferberlik ilan etmesi ve tüm siyasi partilerin, akademisyenlerin, meslek
odaları ve sivil toplum örgütlerinin farklı ve zengin görüșlerinden istifade edebileceği
yeni bir platform olușturması gerekmektedir. Sağlık Bilim Kurulunda yaptığı gibi,
hükümet ișlevsel ve verimli bir platform olușturmayı bașarabilir. Buna olan inancımız
tamdır.
Yeniden Refah Partisi Coronavirüs’ün ekonomiye etkileri raporunu hazırladı
23 Nisan 2020 - 06:50
Bu haber 784 defa okunmuştur.



YORUMLAR