'Yeni anayasayı halkın oyu belirler'

08 Mart 2016 - 16:44

‘Haber, Hukuk ve Medya Paneli’nde konuşan Av. Serken Toper, yeni anayasanın Meclis'te partilerin ortak noktada buluşmasıyla çözülemeyeceğin belirterek, halk oylamasına sunulacağı beklentisinin yüksek olduğunu söyledi

 

 

Afyonkarahisar Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nün düzenlediği ‘Afyon’da Haber, Hukuk ve Medya Paneli’nde konuşan Av. Serken Toper, yeni anayasanın Meclis'te partilerin ortak noktada buluşmasıyla çözülemeyeceğin belirterek, halk oylamasına sunulacağı beklentisinin yüksek olduğunu söyledi. Duygu Canbaş'ın moderatörlüğünü üstlendiği panele haber spikeri Buket Aydın ve Av. Serkan Toper konuşmacı olarak katıldı.

Rehberlik Araştırma Merkezi’nde gerçekleştirilen panele Garnizon ve İkmal Komutanı Tuğgeneral Gökhan İsmet Gülmez, Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

 

HALK MEDYAYA GÜVENMİYOR

Panelde ilk sözü alan Buket Aydın, geleneksel medya ile internet medyasını kıyasladı.

Medya kuruluşlarına güveninin de tartışıldığı panelde, Haber Spikeri Buket Aydın, Türkiye'de medya kuruluşlarına karşı bir güvensizlik oluştuğunu, bunun nedeninin ise geleneksel medyayı arkada bırakacağı düşünülen sosyal medya olduğunu söyledi. Sosyal medyada her şeyin çok doğru ve anında yansıtıldığı, buna karşılık geleneksel medyada ise haberlerin kamuoyuna uygun ve düzgün bir biçimde aktarılmadığı algısının yaratıldığını kaydeden Aydın, şunları kaydetti: Aslında bu algının çok yanlış olduğunu düşünüyorum. Kuzu görünümlü bir kurt olan sosyal medyanın bize neler yapabileceğini ayrı bir başlıkta anlatmak gerekebilir. Ancak şuna inanın sosyal medya şu anki haliyle geleneksel medyanın yerine geçebilecek düzeyde değil. Hayatta olduğu halde kimleri öldürdüler sosyal medyada herkesin malumu.”

 

HERKESE EŞİT DURMAYA ÇALIŞIYORUZ

Medyaya olan güvenin azalmasına rağmen kendisinin ve tanıdığı birçok gazetecinin olaylara ve kişilere eşit mesafede olmaya çalıştığını anlatan Duygu Canbaş “Herkese eşit mesafede olmak bizim işimizin bir parçası. Çünkü o etik dersini aldık. Ama o kadar her şeye açığız ki, aynı bülten içinde, şimdi bu haberi verdim şunca oluyorum, arkasından bu haberi verdim bunca oluyorum. Yani iş o kadar basit değil. Bizler oraya çıkıp makyajımızı yapıp süslenip bize verileni okumuyoruz” diye konuştu.

 

BASIN PATRONLARI ÖZGÜR OLMAK İSTİYORLAR MI?

 Avukat Serkan Toper de konuyu basın özgürlüğüyle bağdaştırarak, Basın patronları özgür olmak istiyorlar mı. Niçin bir medya patronu iktidara boğun eğer. Siz kendi alanınızın dışına çıkarsanız, devletten ihale alma peşine düşerseniz, o zaman iktidardaki kişiler, haberlerinize müdahale etme cesareti bulur. Medya güvensizliğinin kökünde bu var diye konuştu.

 

DARBE ANAYASASINDAN KURTULMAMIZ LAZIM

Panelin yeni anayasa ve başkanlık sisteminin tartışıldığı bölümünde ise Avukat Serkan Toper, Türkiye'nin sivil bir anayasaya ihtiyacı olduğunu belirtti. Toper, “12 Eylül 1980 darbesinin mahsulü olan darbe anayasasından Türkiye'nin acilen kurtulması gerekir diye konuştu.

 

 2010 yılında yapılan referandumla Anayasanın önemli bir kısmının değiştiğini ancak hala darbe anayasası olarak anıldığını kaydeden Toper, halkın iradesiyle Meclis'te bulunan partilerin ve milletvekillerinin yüzde yüz sivil bir iradeye dayanan anayasa yapması yönünde beklentiler olduğunu ifade etti.

Herkesin sivil bir Anayasa'dan yana olmasına karşılık Meclis'te uzlaşma ortamının sağlanamadığını belirten Toper, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu konuda kurulan komisyon çalışmıyor. İlk dört maddenin çok rahat aşılacağını düşünüyorum. Yalnız terör örgütünün siyasi uzantısı olan bir partinin resmi dille ilgili talepleri var. Yine çok tartışılan konu Türklük ve vatandaşlık kavramı. Bu konularda ortak nokta bulunmuş değil. Dokunulmazlık ve baraj sistemiyle ilgili de fikir ayrılıkları çok fazla. Yönetimde istikrar ve temsilde adaletle ilgili birbiriyle çok çakışan iki kavram var. Parti kapatma konusu var. Bir kısım siyasi görüş tamamen kapatmaya karşıyken, bir grup; terör suçları, terörün siyasi uzantısında olan partiler için kapatma hükmünün kalmasını istiyor. Yemin metniyle ilgili yoğun tartışmalar var. Kısacası bu başlıklarda hiçbir şekilde uzlaşma sağlanamadı. Görüşmeler bu maddelerde kilitlenip kalıyor. Meclis'te partilerin ortak noktada buluşarak bu işi çözemeyeceği ve halk oylamasına sunulacağı beklentisi yüksek.”

 

BAŞKANLIK SİSTEMİNİ ÖĞRENMEMİZ GEREKİYOR

Hukukçu kimliği nedeniyle yeni anayasa ile ilgili görüşmelerde olduğu kadar başkanlık sistemiyle ilgili görüşmelerde de ön plana çıkan Avukat Serkan Toper, tüm kesimlerin başkanlık sistemi konusunda bilgi sahibi olmaları gerektiğini söyledi. Toper, “Başkanlık sistemi tanım olarak, yürütme erkinin tek kişi tarafından kullanıldığı bir sistemdir. Parlamenter sistemden farklı olarak, yürütme erki adına bir kişi ortaya çıkar halk oyunu alır, yasama meclisinden bağımsız halk iradesiyle oluşturduğu yetkili kurumlarla ülkeyi yönetir. Başkanlık sisteminin basit anlatımı budur” ifadesini kullandı.

 

BAŞKANLIK İSTİKRAR SAĞLAYABİLİR

Başkanlık sisteminin Türkiye gibi ülkeler için istikrar anlamı taşıdığına dikkat çeken Serkan Toper, şöyle devam etti: Başkanlık sistemi aslında daha demokratik bir yönetim şeklidir. Parlamenter sistemde lider önünüze bir milletvekili listesi koyar, tanımadan o insanları seçersiniz. Ama başkanlık sisteminde halk tanıdığı ve inandığı kişiyi seçer ve onu yürütme erkinin başına getirir. Bir diğer avantajı kuvvet ayrılığı noktasında. Bizim 82 Anayasa'nın giriş bölümünde bir atıf vardır, derki; 'yasama ve yürütme erki birbirileriyle işbirliğiyle çalışmalıdır.' Bu hukuk mantığına ters, çünkü yürütme, yasamanın içinden çıktığı ve onun güvenoyuna muhtaç olduğu için burada bir ayrılıktan bahsetmek mümkün değil. Başkanlık sistemi bunu birbirinden net olarak ayırır.”

 

YARI BAŞKANLIK ZATEN UYGULANIYOR

Başkanlık sisteminin yerine konuşulan yarı başkanlık sistemiyle ilgili olarak da değerlendirme yapan Toper, sözlerini şöyle sürdürdü: Yarı başkanlık sisteminde iki başlı yürütme organından bahsedebiliriz. Birincisi, halk oylamasıyla görev almış yasamanın içinden çıkan bir bakanlar kurulu ikincisi yine halk oyunuyla seçilmiş bir devlet başkanı. İki tarafta halk iradesiyle seçilmiş fakat bakanlar kurulunun yasama meclisine karşı sorumluğu var. Devlet başkanının ise yasama organına karşı birebir bağımlığı ve güvenoyuna ihtiyacı yok. Bugün Türkiye'de baktığımızda seçimlerle işbaşına gelmiş bir Meclis, Meclis'in içinden çıkmış bir bakanlar kurulu, halkoyuyla seçilmiş bir Cumhurbaşkanı var. Aslında şu an yarı başkanlık sistemine benzer bir uygulama var. Anayasa'da, yürütme organını tanımlarken, yürütme organını 1- Bakanlar Kurulu, 2- Cumhurbaşkanı kullanır diyor. Sayın Cumhurbaşkanı, ben halk oyuyla seçildim, bilindik bir Cumhurbaşkanı olmayacağım diyor. Çift başlı bir yönetimden bahsedebiliriz şuan. Yine Sayın Cumhurbaşkanının ifade ettiği üzere ne başkanlık ne de yarı başkanlık düşünülmüyor. Asıl öngörülen sistem Türk tipi başkanlık sistemi. Ancak bu konuda  çok açıklayıcı bilgi bize ulaşmadı.

Toper, başkanlık sisteminin kişilerden bağımsız tartışılmasını önemli olduğunu da sözlerine ekledi.

 

ERDOĞAN BAŞKAN OLUR DİYE BAŞKANLIĞI İSTEMİYORLAR

Belediye Başkanı Burhanettin Çoban da panelde kısa bir değerlendirme yaptı. Çoban, şunları kaydetti: Bu sistem gelirse, Recep Tayyip Erdoğan başkan olur o yüzden biz bu sistemi istemiyoruz düşüncesiyle karşı çıkıyorlar. Bunun dışında başka hiçbir gerekçeleri yok. Bakın şimdi aynı partiden çıkmış bir başbakanımız ve bir cumhurbaşkanımız var. Ancak yürütme tarzında farklılıklar olabiliyor. Hatırlıyorsunuz bir günde açıklanacak bakanlar kurulu 5-6 günde açıklandı. Ülkenin artık önemli aşamalarda bu tür beklemelere ve görüş ayrılıklarına tahammülü olmayabilir. Elbette isteriz ki herkesin onayı alınsın ama mümkün olmayabilir. Herkesin onayını alacağız diye beklersek yanlış yaparız.”●Kurtuluş