TÜRK BASKETBOL'U İYİ YOLDA
Afyon'da düzenlenen 12 DABO Uluslararası Basketbol Eğitim Kampı'nın tanıdık bir konuğu vardı: Chris Dial Bu sene 15. defa gerçekleşen 12 DABO Uluslararası Basketbol Eğitim Kampı'nın en ...
Afyon’da düzenlenen 12 DABO Uluslararası Basketbol Eğitim Kampı’nın tanıdık bir konuğu vardı: Chris Dial
Bu sene 15. defa gerçekleşen 12 DABO Uluslararası Basketbol Eğitim Kampı’nın en önemli misafirlerinden birisi de Amerikalı başantrenör Chris Dial’dı. Ama artık ne Türkiye, Chris Dial için sıradan bir seyahat, ne de Chris Dial, Türkiye için sıradan bir koç. Bu, onun Türkiye’ye altıncı gelişi. 6 senedir 12 DABO Uluslararası Basketbol Eğitim Kampı’na ekibi ile birlikte katılan Dial, basketbol bilgisini kampa katılan oyunculara ve koçlara aktarmaya çalışıyor.
Afyonkarahisar’da düzenlenen bu seneki kampa da her zamanki heyecanı ve isteği ile katılan Chris Dial, her fırsatta, tanıştığı herkese Türkiye’nin artık onun için bir ülkeden, burada tanıştığı insanların ise dostlarından daha fazlası olduğunu anlatıyor. Onları ‘ailesi’ olarak tanımlıyor. Röportajı tamamlarken şöyle diyordu:”Umarım röportajı okuyan herkes, burada yaptıklarımın benim için bir işten çok daha fazlası olduğunu, her sene bir kez daha buraya dönmek ve bu güzel insanlarla beraber olmak için sabırsızlandığımı anlarlar.”
Daha önce defalarca Türkiye’de bulundun. Bu, altıncı gelişin. Türkiye’de bulunduğun zamanlar içerisinde seni en çok etkileyen şey ne oldu?
Misafirperverlik, insanların bu kadar dost canlısı oluşu, yemek, tarih ve kültür… İstanbul’a ilk geldiğimde bazı evlerin benim ülkemden daha eski olduğuyla ilgili şaka yapıyordum. Buradaki tarih inanılmaz.Türkiye’deki ilk günlerini düşünecek olursan, o günden bu güne neler değişti senin gözünden?Genel olarak bakarsak, çok fazla inşaat oluyor. Her geldiğimde yeni binalar inşa edildiğini görüyorum. Basketbol özelinde ise altı sene önce Türkiye milli takımları bu kadar başarılı değildi. Büyük bir gelişim yaşandı. 2010’da Erkek Milli Takımı dünya ikincisi oldu, 2012’de Kadın Milli Takımı sporun en üst noktası olan Olimpiyatlar’da mücadele etti ve bu sene Dünya Şampiyonası’na ev sahipliği yapacak. Türk basketbolunun yaşadığı hızlı çıkış ivmesine gözlerimle şahit oldum.
Peki, sence Türkiye’nin sana kattığı en önemli şey neydi?
Çok fazla. Belki de en önemlisi her sene bularak kazandığım farklı bir perspektif. Türkiye sayesinde sahip olduklarıma ve henüz bilmediğim şeylere şükretmemi sağlayan yeni bir vizyon edindim. Buraya yaptığım seyahatler dünyayı benim için küçülttü. Dünyanın her yerinde çocukların aynı olduğunu anlamamı sağladı. Son altı yılda buraya geçirdiğim zamanın benim içime nasıl işlediğini anlatmama kelimeler yetmez ve Türkiye Basketbol Federasyonu’na bana bu imkanı verdiği için çok müteşekkirim.
Uluslararası Basketbol Kampı’nın ilginç yanlarından birisi de 12-13 yaşlarındaki gençlerde kızlar ve erkeklerin beraber maç yapabilmesi ve kızların, erkeklere bayağı zor zamanlar yaşatması. Bir koç olarak bunu nasıl değerlendiriyorsun? Çünkü 14-15 yaşlarında bu durum değişiyor.
Evet, değişiyor. Genellikle kızlar biraz daha hızlı gelişiyor. 12-13 yaşlarında kızlar erkeklerden daha koordineli davranıyor. Bu kampta gördüğümüz gibi… Evet, şu anda kampın en iyi 10 oyuncusunu seçecek olsam, yarısı kızlardan oluşurdu. 14-16 yaşlarında bu durum değişmeye başlıyor çünkü erkekler fiziksel olarak gelişmelerini hızlandırıyor.Yani kızlar erkeklerden daha koordine çalışıyor ama zamanla fiziksel güç buna üstün geliyor?
Kesinlikle… Ama yine de erkeklerin canını okuyabilecek kız oyuncular çıkabiliyor. Hatta kampta bir kız oyuncuyu erkeklerle aynı maçlarda oynatmıştık ve halen parkenin en iyisiydi.
Bu çocukların oyunlarını bir sonraki aşamaya çıkarmak için geliştirmeleri gereken özellikleri neler?
Bu özellikler ABD dahil nereye giderseniz gidin aynı. Çalışma etiği. Sadece çok çalışmayı öğrenmek değil, çok çalışmayı takdir etmek. Bu disiplini ve rutini geliştirmeliler. Aynı zamanda kararlılık ve başladıkları işi bitirebilmek… Onların sağlamlıklarını ve işleri doğru yoldan yapma güdülerini geliştirmek istiyoruz.
Genç oyuncuların her birinin inanılmaz yetenekleri olamaz. Tüm çocuklar doğuştan bu tip yeteneklere sahip olamıyor. Böyle gençlerin Hidayet Türkoğlu ya da Carlos Navarro gibi oyuncuların seviyesinde yer almak için ne yapmaları gerekiyor?
Çok çalışmak size uzun bir mesafe kat ettirecektir. Benim felsefem çok çalışmanın yeteneği yeneceği yönünde. En yetenekli oyuncu, en çok çalışan oyuncuya karşı olduğunda, çok çalışmak üstün gelecektir.Ama en üst seviyeye çıkmak için bundan fazlasına ihtiyacınız var. A Milli ve en iyi profesyonel ligler düzeyinde yer almak için çok çalışmak ve kararlılıktan fazlasına sahip olmalısınız. Fırsatları değerlendirmelisiniz. Aynı zamanda doğuştan yeteneklere sahip olmak da işinize yarayacaktır. Bir çocuğa iki metre uzun olmayı öğretemezsiniz. İki metre daha uzun olan çocuk, buna her zaman sahip olacaktır.
Türkiye Basketbol Federasyonu ile olan ilişkini nasıl değerlendirirsin?
Bu, benim altıncı yılım ve ben, buna bir iş gözüyle bakmıyorum. Bu, benim için bir aile. Koçlar, organizasyonlar, yönetim beni her sene buraya getiriyor. Her biri benim yakın arkadaşım. Buraya geldiğimde, bunu para için değil, bu insanları ailemin bir parçası olarak gördüğüm için yapıyorum. Kurduğum yakın ilişkiler sayesinde her seferinde elimden geleni yapmak için büyük bir istek duyuyorum.
Bu sene koç ekibinde Monika Roberts da yer alıyor. Kendisi eskiden Galatasaray’da da forma giyen bir basketbol oyuncusuydu. Onunla nasıl iletişime geçtin?
Kız kardeşim Houston’da gazeteci. Kadın koçları araştırırken, bir arkadaşım bana Monika’yı tavsiye etti. Kardeşime sorduğumda benim için araştırdı ve çok iyi bir geri dönüş yaptı. İyi bir geçmişi vardı, başarılı bir koçtu ve saygın bir insandı. Onu aradım ve konuşmamızın beş dakikasında, eğer gelebilirse, aradığım koç olduğunu anladım. Ve neyse ki gelebildi.
Diğer 12 Dev Adam Basketbol Okulları koçlarıyla iletişimin nasıl?
Çok iyi. Bu koçlardan bazılarını altı senedir tanıyorum. Onlar benim arkadaşım. Her yaz geldiğimde onlara meydan okumaya çalışıyorum: “Geçen sene olduğundan daha iyisin ama gelecek sene de böyle olacak mısın?” Her biri gerçekten çok dost canlısı. Çok çalışıyorlar ve Türkiye’nin dört bir yanından buraya geliyorlar. Çok çalışmak, erken kalkmak ve yatağa geç dönmek için kendi zamanlarından feragat ediyorlar ve belki de ailelerini ihmal ediyorlar.
TBF ile beraber çalıştığın bir diğer büyük proje de Pass It On. Bu kez dünyanın dört bir yanından gelen genç basketbolcularla bir arada olacaksın. Bu kampta neleri başarmak istiyorsun?
80’den fazla ülkenin temsil edileceği uluslararası bir basketbol kampından söz ediyoruz. Oyuncuların her biri bu kampı çok güzel nedenlerle asla unutamayacak. 2010 yılında Children of the World kampında yer almıştım ve kariyerimde gurur duyduğum en önemli deneyimlerden biriydi. Bu sene de benzer bir deneyim yaşamak istiyorum. Umarım bu sene gelecek olan oyuncular ve koçlar sadece bir basketbol deneyimi değil, bir kültür deneyimi yaşayacaklar. Umarım koç ekibi olarak da böyle bir atmosferin yaratılmasına yardımcı olabiliriz.
Türkiye ve Türk Basketbolu’nu düşündüğünde aklına gelen ilk anın hangisi?
Çok fazla harika anım var. İlk geldiğimde Diyarbakır’a gitmiştik ve çok fazla yemek yemiştim. Sanırım 10 kilo almıştım. Ama son gün bir fast food restoranına gittim ve bu aptalca bir karardı. Çünkü Amerkia’da da aynısını yiyebilirdim. O akşam fast food yedim ve o kadar hasta oldum ki hastaneye kaldırılmak zorunda kaldım. Orada herkes bana karşı çok yardımsever ve iyiydi. Kendimi çok kötü hissetmiştim. O günden sonra burada iyi ellerde olduğumu anlamıştım. Burada 2-3 bin yıllık evler, meşhur dini yapılar gibi harika şeyler gördüm, İslam dinini daha yakından tanıdım ve bu toprakların Hristiyanlıkla olan bağını keşfettim, harika yemekler yedim. Akdeniz büyük ihtimalle en sevdiğim deniz.
Son U18 ve U20 Avrupa Şampiyponaları’nda Türkiye altın madalya kazandı ve bu oyuncular şimdi önemli bir şeyin kıyısındalar. Performanslarını bir sonraki seviyeye çıkarabilir ya da yerlerinde sayabilirler. Bir sonraki adımı atmak için ne yapmalılar?
Yaptıkları ile yetinmemeliler. Bence harika bir iş başardılar. Bazen daha önce yapılmamış şeyler başarabilirsiniz ve bu çocuklar ancak 30 sene önce Yugoslavya’nın yaptığı bir şeyi yaparak arka arkaya şampiyonluklar kazandılar. Yaptıkları şey ile tatmin olmamalılar. Gözlerini bir sonraki hedefe dikmeliler. Eğer aç kalmaya devam ederlerse, A Milli seviyesinde muhteşem şeyler başarabilirler.
NBA veya NCAA’de başarılı olabilecek spesifik oyuncular dikkatinizi çekti mi?
Bence NCAA Division 1 takımlarının hepsi U18 takımının en iyi altı oyuncusunu kapışırdı. Berk gibi harika oyun kurucularınız var. Uzun zamanda beri sahip olduğunuz en iyi oyun kurucu nesline sahipsiniz. Ve bu çocuklar istatistik kağıdını dolduruyor. Sadece sayı ve asist değil, ribaund da alabiliyor ve özel bir savunma performansı ortaya koyuyorlar. 4-5 sene öncesine kadar çok daha iyi savunma yapan guardlarınız var.
Türkçen nasıl gelişiyor?
‘Küçük’ (Bunu gülerek Türkçe söylüyor) Her geldiğimde belki de 100 yeni kelime öğrenmiş oluyorum ama Teksas’a döndüğümde pratik yapacak kimse olmadığı için unutuyorum. Ama her yıl yeni bir kalıp ve cümle öğrenmeye çalışıyorum. Ama basketbol ölçeğinde iyi bir iletişim kurabildiğime inanıyorum.Yani Türkçen ‘Groundhog Day’ filmi gibi gelişiyor
Aynen öyle ve zaten ben de kendimi bazen Bill Murray gibi hissediyorum.