Tarihinde Bir Destan Yatar Tokuşlar'ın

21 Mart 2011 - 03:45 | Güncelleme: 22 Aralık 2025 - 04:06

Arif Yağcı Haber Safari     Osmanlılar Dönemine da Karamanoğlu Beyliği idaresinde olan Tokuşların adı bir rivayete göre Sinanpaşa ovasını gezen ünü seyyahımız Evliya Çelebi Bi tepenin üzerin de ...

Arif Yağcı

Haber Safari

Osmanlılar Dönemine da Karamanoğlu Beyliği idaresinde olan Tokuşların adı bir rivayete göre Sinanpaşa ovasını gezen ünü seyyahımız Evliya Çelebi Bi tepenin üzerin de kuşların bolca olduğu istikameti göstererek ta kuşların olduğu yer neresi der ve o gün den buyana bu beldemizin adı TOKUŞLAR olarak anılır. Köken olarak Türkmen yani Yörük olan bu yöremiz tarihi yönden oldukça zengindir bir coğrafyadır. Yöre halkı Geçimini tarım ve hayvancılık yapar. Süt inekçiliği ve besicilik ileri seviyededir.

 

KURTULUŞ ŞAVAŞINDA ÖNEMLİ BİR YERİ VAR

Biz asıl anlatmak istediğimiz mevzu’ya dönelim. İşgalci Yunan ordusu Sinanpaşa ovasını saran tepeleri çok muazzam tahkimat yapar. Nerede hakim trajik tepe varsa oraya istihkamlar kazar. Bu ovayı elde tutmak Anadolu’yu elde tutmakla eş anlamlıdır. Bizim gezdiğimiz Yunan istihkamları bu konuda adamlar baya çok çalışmışlar hep önlerinde uzayıp giden ovaya baka dururken, arkalarından bir anda yıldırım gibi baskın yapacak Türk süvarilerini hesaba katmazlar. Ee savaş dediğin ihtimalleri hesaba katmak demektir.

 

5 TÜMEN SÜVARİ ADETA İĞNENİN DELİĞİNDEN GEÇER

Türk kurutuluş ordusunun en vurucu gücü olan süvari kolordu komutanı Fahrettin Altay komutasındaki süvari kolorduları uzun bir yürüyüş ve intikal sonrası Şuhut, Sandıklı ve Kumalar dağından geçerek Güdübez ormanlarına dalar. Toklu sivrisinden patika yolu takip eden süvariler, iğne deliğinden geçercesine bir atlının geçebileceği dar ve sarp geçitten, gece boyunca 5 tümen süvariyi geçirerek Sinanpaşa’ya bağlı Elvanpaşa Tazlar, Tokuşlar, Kınık, Çobanözü, Yörükmezarı, ormanlarında konuşlanır ve bir hamle ötelerindeki düşman mevzilerine dikkat kesilirler.

 

TOKUŞLARLI HAYDAR AĞA VE LİMON SUYU İLE PELÜR’A YAZILMIŞ BİLGİLER ATEŞE TUTUNCA OKUNUR

 

Daha önceden bu bölgede müthiş bir istihbarat çalışmaları yapılır. Yunan devriyeler ve ajanlarda etrafa göz açtırmazlar. Görülmedik baskı ve zulüm vardır. Tokuşlarlı Haydar Ağa 60 adımıyla Türk ordusuna canları pahasına istihbarat sağlar. Yunan ve ajanları hangi adamı yakalasalar tek laf bilgi alamadıkları gibi ceplerinde boş kağıt parçasından başka bir şey bulamazlar. Aslında bu kağıtlarda her türlü bilgi vardır. Ama onlar bir türlü göremezler. Çünkü ağanın adamlarının elindeki pelür kağıtlar limon suyu ile yazılmış, ateşe tutunca yazılar belirir. İşte türkün zekası buydu.

 

TÜRK SÜVARİLERİ YUNAN MEVZİLERİNE ŞİMŞEK GİBİ DALAR

 

26 Ağustos 1922 de Büyük Taarruz başlar ve Altay Paşa’nın komutasındaki Türk süvarileri yıldırım hızıyla Tazlar, Güneytepesi ve diğer Yunan mevzilerine şimşek gibi çakar. Düşman neye uğradığını anlamadan olduğu yerde mıhlanır. Demir yolunu da tutan süvarileri Yunan işgalci ordusunun İzmir’le bağlantısını keser. Kurtuluş Savaşı devam ederken, Fahrettin Altay Paşa tokuşlardaki Haydar Ağa’nın evinde savaşın seyrine göre planlar yapar.

 

ÖLÜM SÜVARİLERİ

 

27 Ağustos 1922 Türk ordusunun Çiğiltepe’nin eteklerindeki durumunu güney tepelerinden izleyen Altay Paşa, Afyon istikametinden bozgun halde Sinanpaşa Ovası’na doğru akan yunan ordusunun Çiğiltepe’deki düşmanla kıyasıya bir savaş içerisinde olan Türk piyadelerine saldırdığını görür. İhtiyatta tuttuğu 3 bine yakın süvarisini ellişer metre ara ile dizer, atların arkasına çalı bağlatır ve ölüm hücumuna kaldırır.

 

SİNANPAŞA OVASI TOZ DUMAN

 

Çiğiltepe’deki Yunan komutanı şaşkın, bozgun halindeki Yunan ordusu şaşkın… Nereden çıktı bu süvariler? Kilometrelerce uzunluğunda arkasını toza dumana boğarak gelen Türk süvarileri. Süvariler silah arkadaşları olan piyadeler için kendilerini feda ediyorlardı açıkçası. Çatlayan ata, tökezleyip düşene, şehit olana, dönüp bakan yoktur. Önüne ne çıkıyorsa silindir gibi geçiyordu süvariler. Misli görülmedik bir taktikle akın veriyorlardı. Çiğiltepe’deki Türk askeri bu muhteşem manzara karşısında coşmuş, az önce kaybettikleri komutanlarının acısıyla Çiğiltepe’ye doğru hücum dalgasını başlatmışlardı. Arkasındaki bozgun Yunan artıkları ile Yunan atlarının altında eziliyor, Sinanpaşa Ovası, zaferin nal sesleri ile inliyordu…

 

ALTAY PAŞA UNUTMAZ BU DİYARLARI

 

Fahrettin Altay Paşa fırsatını buldukça Tokuşlar’a gelir. Burada o muhteşem günleri bu yörenin halkıyla tekrar yaşardı. En son 1971 yılında gelir-ki; kendini karşılayanlar arasında Gülsüm Nine’yi göremeyince sorar. Ninenin vefat ettiğini öğrenince, hem ağlar hem de konuşur koca Paşa. O zamanlar yokluk, kıtlık yıllarıydı. Gülsüm ninemiz akser evlatlarım aç kalmasın diye varını yoğunu bize ikram ederdi. “Bu vatan analarının hakkı nasıl ödenir” der. Ondan sonra Fahrettin Altay Paşa’nın son gelişi olur bu diyara.