'Suriyeli mültecileri fırsat olarak görüyoruz'
Katılım Bankacılığı ve Girişimcilik Ekosistem Çalıştayında konuşan Başbakan Yardımcısı Şimşek: Batı, Suriyeli mültecileri bir yük olarak görüyor, biz fırsat olarak görüyoruz
Katılım Bankacılığı ve Girişimcilik Ekosistemi Çalıştayı'nda konuşan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, “3 milyon Suriyeli kardeşimize kapımızı açmışız. Batı bunu bir yük olarak görüyor, biz bunu bir fırsat olarak görüyoruz. İşte, bizim farkımız bu” dedi.
Borsa İstanbul’da düzenlenen Katılım Bankacılığı ve Girişimcilik Ekosistemi Çalıştayı açılışı bugün gerçekleştirildi. Açılış öncesi çalıştay için Gong Töreni düzenlendi. Bu tören sırasında Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, bir konuşma yaptı. Şimşek, Batı’nın Suriyeli mültecilere bakış açısı ile Türkiye’nin bakış açısını değerlendirdi. Şimşek Suriyeli mültecilerin iş gücüne katkısına dikkat çekerek, “Türkiye açık bir ülke, açık bir ekonomi olduğu için 3 milyon Suriyeli kardeşimize kapımızı açmışız. Batı bunu bir yük olarak görüyor, biz bunu bir fırsat olarak görüyoruz. İşte, bizim farkımız bu. Bu aslında uzun vadede Türkiye’ye yük değil, güç katacak bir gelişme; Türkiye’nin açık olması” şeklinde konuştu.
“TÜRKİYE’NİN BÜYÜK YERALTI ZENGİNLİKLERİ YOK. İYİ Kİ DE YOKMUŞ”
Türkiye’nin ekonomik gücünün kaynaklarına da değinen Şimşek, konuşmasına “Girişimcilik ekosisteminin gelişmesinin ne kadar hayati bir önem taşıdığının farkındayız. Türkiye’nin çok zengin, en azından bizim bildiğimiz, petrol, doğalgaz anlamında yeraltı zenginliği yok. İyi ki de yokmuş. Çünkü olsaydı biz de belki bu coğrafya gibi biraz sırtımızı oraya dayayabilirdik. Bazı komşularımızın gelirlerinin yüzde 90’ı petrole, doğalgaza dayanıyor. Bu iyi bir sistem değil. Öyle olmadığını şimdi görüyoruz. Türkiye’nin en güçlü tarafı genç nüfusu olduğu kadar, aslında girişimcilik ruhudur. Türkiye ekonomisi bu kadar zor bir coğrafyada büyük bir direnç gösteriyor. Türkiye ekonomisi buna rağmen Batı’yla arayı kapatmaya devam ediyor” diyerek devam etti.
REFORMLAR, KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİRİ ARTIRACAK
Öte yandan, Başbakan Yardımcısı Şimşek, Türk otomotiv sektörünün önde gelen idarecilerinin de hazır bulunduğu ve sektörde dijitalleşme konusunun masaya yatırıldığı Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği'nin (OYADER) Otomotiv Kongresi'ne konuk oldu. Burada sektör temsilcilerine hitap eden Şimşek, geçmişten verdiği örneklerle ekonomik istikrara vurgu yaptı. Şimşek, “Geçmişte, bütçenin iyi yönetilmediği dönemlerde ülke büyük sıkıntılar yaşadı. O zamanlarda kredi ile otomobil almak mümkün değildi. Çünkü vadeler en fazla 18 aydı, 36 aydı. Bugün öyle değil, vadeler çok uzadı. Ev alabiliyorsunuz, otomobil alabiliyorsunuz. Maaşınızın çok cüzi bir kısmı ile otomobil alabiliyorsunuz” şeklinde konuştu.
KREDİ İLE OTOMOBİL ALABİLİYORSUNUZ
Önceki hükumetlerde yaşanan yüksek faiz oranlarına ve derin bütçe açıklarına da göndermede bulunan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, bu sıkıntılardan dersler çıkarıldığına işaret ederek, şunları kaydetti: “Büyük bütçe açıkları, hatırlarsanız yüksek enflasyon, yüksek faiz ve ciddi makro ekonomik istikrarsızlık getirdi. O nedenle geçmişteki deneyimlerden de yola çıkarak büyük dersler çıkarttık. Bütçe disiplinine büyük önem verdik. Kabul ediyorum; küresel ölçekte dahi baksanız otomotiv ağır vergi yükü olan sektör. Tabii şu an Gelir Vergisi Reform Tasarımız var. Son birkaç yıl siyasi konjonktür açısından kolay bir dönem olmadı. Son iki yılda 4 seçim yapıldı. Dolayısıyla reformlara odaklanma, meclisi çalıştırma imkanı olmadı. Çok şükür seçimler geride kaldı, şimdi reform gündemi. İleride vergiler tabana yayılırsa, nispeten ağır vergilendirilen birkaç alan var, onlar tekrar gözden geçirilebilir.”
GELDİĞİMİZ NOKTAYI KÜÇÜMSEMEMEK LAZIM
Reformlara vurgu yapan Başbakan Yardımcısı Şimşek, Türkiye’nin önünde önemli fırsatlar olduğunu kaydederek sözlerini şöyle noktaladı: “Türkiye ekonomisi dinamik bir ekonomi ve sektör tabii ki bundan güç alıyor. Biz aslında bu reform programlarını güçlü bir şekilde hayata geçirebilirsek, enflasyon kalıcı bir şekilde yüzde 5’lerin altına düşerse ki; bu önemli bir hedefimizdir. O zaman vadeler daha da uzar. Krediye erişim daha da gelişir. Ve o zaman çok daha hızlı bir şekilde büyüme yaşanır. Aslında bu reformlar, kişi başına milli geliri artıracak ve Türkiye’de sürdürülebilir yüksek büyümeyi sağlayacak türden reformlardır. O nedenle geldiğimiz noktayı küçümsememek lazım, iyimser olmak lazım. Çünkü önümüzde önemli fırsatlar var. Bu reformlarla birlikte Türkiye’yi çok daha kalıcı, yeni bir yüksek büyüme patikasına oturtma imkanlarımız var. Devlet desteklerimizi, teşviklerimizi güçlü bir şekilde devam ettireceğiz.”●iha