SURİYE
İSTENİŞ HAKAN TÜPLEK Suriye Suriye diye dilimizde tüy bitti, oradan gelen felaket haberleri bitmek bilmedi… Sanıyorum bizden başkası da pek ilgilenmeye niyetli değil. Bir iç savaş ve ...
İSTENİŞ HAKAN TÜPLEK
Suriye Suriye diye dilimizde tüy bitti, oradan gelen felaket haberleri bitmek bilmedi…
Sanıyorum bizden başkası da pek ilgilenmeye niyetli değil. Bir iç savaş ve hesaplaşma oluyor ama biz nereye kadar insanı yardım adı altında bu ülkeye yardım edeceğiz? Suriye’de yaşanan iç savaştan dolayı yaklaşık 600 bin civarında kişi Türkiye Cumhuriyetimizde misafir ediliyor?
– İç savaş bitti, hadi yurdunuza dönün
denildiğinde sanırım bir çoğu aramızda kalacak. Şimdilik ekmek elden su gölden yaşıyorlar.
Benzer insanı yardım Irak-İran savaşında da sahne almış idi… Hatırlarsınız
kaşıkla verip kepçe ile alacaktık…..
Sınır komşumuz Suriye’ye bir göz atalım…
Mahallemizdeki kapı komşu misali, komşunun evinde şiddetli bir kavga var ise kavganın son bulması için yakınlarına haber veririz, durum biraz daha vahim ise karakolu ararız. Ne bileyim başka müdahale şekli aklıma gelmiyor.
Yani adamın evine girip onları ayıramayız. Zira bir haneye izinsiz girmek dünyanın hangi hukukuna bakarsanız bakın kanunlarda suç unsurudur.
DİBİMİZDE CİDDİ BİR İÇ SAVAŞ OLUYOR
Evde olan evde kalmalı, kapı kapandığında kimsenin evin içine karışma hakkı yoktur. Patırtı gürültü ile başkasını rahatsız etmek müdahale hakkı verir. Buraya kadar anlaştığımızı düşünüyorum.
Ülkeler içinde aynısı söz konusudur. Dibimizde ciddi bir iç savaş oluyor.
Kim kimi niye vuruyor, niyet nedir belli değil?
Beşar Esed niye kendi halkını veya bir bölümünü yok etmek istiyor bu hala netleşmedi. Kimse ortaya çıkıp da bunu net bir cümle ile henüz ifade edebilmiş değil. Bu Suriye meselesi yüzünden neredeyse kendimizi unuttuk.
Ben bazen,
– Aynaya bak kendini gör derim.
Lakin aynadaki başka ayna karşısında duran başka gibi geliyor bana….
Elbette bir insanlık dramı var, buna üzülmemek elde değil.
Fakat şunu da sormak lazım
-Biz bu işin neresindeyiz?
Tek amaç Suriye’nin toprak bütünlüğünün bozulmamasına destek vermek mi? Ülkemizin güney sınırında terör örgütlerinin bir ülke kurmasını engellemek mi?
Bir tehdit varsa da bu bahar yağmuru gibi geçici bir şey mi?
Sorular sorular insanların kafasındaki karmaşalar akıp gidiyor.
Birde silah yüklü olmayan düşürülen savaş uçağımız var.
Besle kargayı oysun gözünü….
İLGİ DUYACAĞINIZ KONULARI SEÇMEYE ÇALIŞIYORUM
Bu kadar soru bombardımanı savaşta bile kullanılmıyor değil mi? Biraz bu koridordan uzaklaşalım. Kalem tehlikeli yerlere gitmeye başladı.
Size açık bir çek vereyim.
Bu anlatım değil yerel ve ulusal basınımızda dünyanın hiçbir yerinde bu tarzda işlendiği bir yazıya rastlayamazsınız. Köşe yazılarında okuyucularımızla hem güncel konuları paylaşmak, hem de sizlerin ilgi duyduğuna inandığımız konuları seçmeye gayret ediyoruz. Ümit ediyorum ki yarın olsa da şu köşe yazısında neler yazıyor diyeceğimiz birlikteliği yakalarız.
SURİYE’Yİ NE KADAR TANIYORUZ?
Suriye konusunda madalyonun diğer tarafına bakalım.
Komşu ülkeyi ne kadar tanıyoruz?
Ben kısacık özetleyeyim.
1918 yılında Osmanlı’dan bağımsızlığını ilan eden Suriye eski bir Osmanlı eyaletidir.
Başkenti Şam olan ülkenin nüfusu 22 milyon civarında,
Komşuları: Türkiye, Lübnan, İsrail, Ürdün, Irak
Yönetim şekli: Üniter devlet yarı başkanlık sistemi
Para birimi: Suriye Lirası.
Hani çocuklar yaramazlık yapar da eline vurursunuz ya benim elim de o misal yazma siyaset diyorum gidiyor gidiyor o tarafa doğru. Ben de diğer elimle vurup cümleleri frenliyorum.
ORTA-DOĞUDA GÜÇLÜ BİR ESİNTİ ŞART
Yinede bir iki cümle yazayım. Aslında sorun sadece Suriye değil bak komşularına (Lübnan, İsrail, Ürdün, Irak) hepsi de her an savaş için eller tetikte bekliyor.
Hepside sağlam bir sopayı hak ediyorlar.
Orta-Doğuda suların durulması için güçlü bir esinti şart gibi görülüyor. Bu esinti de elbette Türkiye Cumhuriyetimizden gelmelidir. Suriye’de ve Orta-Doğu’da en büyük eksiklik bu yöreden bir ağabeyin çıkması ve bu uslanmaz çocukları Osmanlı’nın yönettiği gibi yönetmesi …
Bu ağabey de her zaman için Türkiye Cumhuriyetimizdir.
Başkası asla olmamalıdır.
Yüce Atatürk bu günleri taa o zamanlardan görerek
– Yurtda sulh cihanda sulh
demiştir.
İşte anahtar bu…..
Türkiye Cumhuriyetim çok daha güçlü olsa idi…
Çevir anahtarı kapı açılsın çevir kapansın….