☰
✕

"Süleyman Soylu'ya ceza davası açacağız"

24 Ocak 2013 - 21:23

 Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Genel Başkanı Gültekin Uysal, Ankara'daki Üniversitelerin Öğrenci Konsey Başkanlarıyla bir araya geldi. Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, 'Süleyman Soylu'ya ...

 

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Genel Başkanı Gültekin Uysal, Ankara’daki Üniversitelerin Öğrenci Konsey Başkanlarıyla bir araya geldi.

 

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Süleyman Soylu’ya ceza davası açacağız” dedi. Gaziantep’te atanamayan bir öğretmene “ O oy senin olsun. Al onu kendine sakla” diyen Başbakan Erdoğan’ı da eleştiren Genel Başkan Uysal,  “Demokrasiyi içselleştirememiş bir Başbakan.Mevlana, ‘Saksıda ne varsa o dışarıya taşar’ der.. Haznede ne varsa o dışarıya taşıyor. Zaman zaman zihni arka planın öne çıktığını görüyoruz. ‘Bu böyle biline’ diyen mantığın Türkiye’yi kucaklayabilme imkanı yoktur.” diye konuştu..

 

“SÜLEYMAN SOYLU, BİZİM İÇİN BİR SİYASİ MESELE DEĞİL”

DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, Ankara’daki üniversitelerin öğrenci konsey başkanlarıyla düzenlediği tanışma yemeğinde üniversite öğrencilerinin sorularını cevaplandırdı. Uysal “Kişiler üzerinden bir değerlendirme yapmak istemem. Bu bahsettiğiniz arkadaş, iktidar partisi hakkında ‘At’a binemeyen, Türkiye’yi nasıl yönetecek?’, ‘paçalarından yolsuzluk akıyor’  demiştir. Bunları söyleyen bir kişinin iktidar partisinin eteğinden tutunabilmesinin kabul edilebilir bir yanı yok. . Kendisine söylenmiş sözleri kabullenmiş bir iktidar partisine katılıyorsa bizce bir sorun yok. Genel Başkanlık yaptığı dönemde maddi tasarruflarıyla ilgili olarak, Hüsamettin Cindoruk döneminde, kaynakları çarçur etme noktasında kendisi hakkında bir ceza davası açıldı ve ceza aldı. Yakında bizde kendisiyle ilgili bir ceza davası açacağız…  Bizim için bir siyasi mesele değil, adli meseledir. O karşılığını da alacaktır.

Sayın soylu bu partiden istifa ederek Ak Partiye geçmedi. Kongrede Genel Başkanlığını kaybetti. Bir daha bu yapı içinde kendisine bir gelecek görmediği için böyle bir tercih yaptı. Kendi basit menfeatlerini önemseyen sayın Soylu iktidar partisine katıldı Allah Selamet versin. Bizim adımıza şöyle üzüntü verici. Bu karakterdeki bir adamı bu parti nasıl genel başkan yapmış diye düşünüyoruz.. Tanırız kendisini, karakterini biliriz” dedi.

 

“DEMOKRASİYİ İÇSELLEŞTİREMEYEN BİR BAŞBAKAN”

Uysal şöyle devam etti: “Atanamayan öğretmenlerden birinin Gaziantep’te kendisine yönelttiği soru karşında ‘Ananı da al git’ misali verdiği cevap, demokrasiyi içselleştirememekle alakalıdır. Mevlana, ‘Saksıda ne varsa o dışarıya taşar’ der.. Haznede ne varsa o dışarıya taşıyor. Zaman zaman zihni arka planın öne çıktığını görüyoruz. ‘Bu böyle biline’ diyen mantığın, benim mutlak doğrularım var. Bu doğruların dışında bir doğru tanımam anlayışının Türkiye’yi kucaklayabilme imkanı yoktur. Atanamayan öğretmenlerle ilgili olarak Başbakanın 2002’den önce yaptığı açıklamalar var..’İktidara geldiğimizde mezun olan kardeşim, herkes işine başlayacak’ diyordu. Şimdi de böyle diyor”

 

ÜNİVERSİTELERİMİZİ KADROLAŞMADAN ÇIKARTMAK LAZIMDIR

Üniversitelerde kadrolaşmanın olmaması gerektiğine değinen Uysal, “Türkiye’de bugün 103 tane devlet, 62 vakıf üniversitesi var. Sayısal anlamda aldığımız mesafeyi niteliksel . ve rekabet edecek boyuta taşımakla yükümlüyüz.

Vakıf üniversiteleri kurulmasını önemsiyorum. Ben de bir vakıf üniversitesi mezunuyum. Siyasetin kolay arka bahçeler yaratma hastalığı ile beraber üniversiteleri ideolojik kamplaşmaların aracı yapıldığı bir dönemde yaşıyoruz hala.. Bugün gelir adaletsizliği, eğitim adaletsizliğine dönüştü.Bugüne kadar 3. sıradakini rektör atadı diye eleştirilen cumhurbaşkanları aynı anlayışı sürdürüyor. Bugünkü cumhurbaşkanı da bu tutumu devam ettiriyor.

Üniversitelerimizi süratle , siyasetin kolay arka bahçe yaratma, kamplaşma kadrolaşma, kendi siyasal düşüncelerini bir takım manipülasyonlarla dayatma zemininden çıkartmak lazımdır” diye konuştu.

 

“YAYIN ORGANLARINI, BÜLTENLER HALİNE DÖNÜŞTÜRDÜLER”

Gültekin Uysal şunları kaydetti: “Bugünkü iktidarın, devleti mülkiyeti zannederek, milleti bir kalıba dökme gayreti içinde olduğunu görüyoruz.. Bu zamana kadar birçok iktidar bunu yaptı. Bu iktidarın da bu hastalığa çoktandır kapıldığını görüyoruz..   Türkiye’de bugünkü demokrasi tek ayaklı bir demokrasidir. Önemli mesafeler almasına rağmen ben bugün hala, kusurlu bir demokrasiye sahip olduğumuz düşüncesi içindeyim. Türkiye’nin bugün kendisine doğru soruları sorması gerekir.

Bugün yapıcı bir siyasetten ziyade yıkıcı bir siyaset anlayışının hakim olduğunu görüyoruz. Bir dezenformasyon bültenleri haline dönüştürdükleri birtakım yayın organlarıyla televizyonlarla beraber gerçekleri perdelemeye çalışsalar da perdelemeyecekleri düşüncesindeyim”