☰
✕

ÖZELLEŞTİRME

02 Aralık 2013 - 08:13

KÖŞEBAŞI     İsteniş Hakan Tüplek   Özelleştirme, kamu mülkiyetinde olan işletmelerin özel sektöre aktarılmasıdır. Sözlük tanımı bu… Sözlük benim ve siz okurlarımız arasında hakem olsun; özelleştirme deyince aynı düşünmek için kelime ...

KÖŞEBAŞI

 

 

İsteniş Hakan Tüplek

 

Özelleştirme, kamu mülkiyetinde olan işletmelerin özel sektöre aktarılmasıdır.

Sözlük tanımı bu…

Sözlük benim ve siz okurlarımız arasında hakem olsun; özelleştirme deyince aynı düşünmek için kelime tanımını yaparak konuya giriş yapmak istedim.

Zira özelleştirmeye özeleştiri yapacağız.  Yapılsın mı yapılmasın mı?

***

Öncelikle kamuda ilgili sektörde faaliyet gösteren bir kurum tek başına faaliyet gösteriyor ise bu kurum kesinlikle özelleştirilemez. Türk Telekom’un bu adımda özelleştirilmesini doğru bulmadığımı hemen söylemek isterim.  Keza Devletimize ait bir şeker fabrikası, bir çimento fabrikası özelleştirilecekse de, satılan fabrikadan elde edilen gelir ile farklı bir bölgeye yeni bir fabrika yapılması gerekir. Satılan fabrika aynı üretim kapasitesi ve aynı istihdam ile çalışma, taahhüdü alındıktan sonra satılma, devredilmelidir. Bu şartlarda bir satış ülkeme hem yeni bir fabrika kazandırır hem de özel sektörden ekstra vergi geliri elde edilmiş olur.

Diğer bir bakış ile ülkenin on tane şeker fabrikası varlığını devam ettirir iken, özel sektöre de ait bir fabrika olur. Özelleştirme bu koşulda yapılmalıdır. Üstelik son fabrika inşasında en son model teknoloji kullanılacağından, kamuya ait bina, ekipman ve teknoloji hem değer kazanır hem de yenilenmiş olur.   

Türk Telekom demişken haberleşme stratejik bir önem taşıdığı için özelleştirilmesi kesinlikle yanlıştır. Özelleştirme hangi kurum için yapılmalı hangisi için yapılmaması konusunda o kurumda çalışanların da bilgisi alınmalıdır. Nihai karar ise anayasal sınırlar içinde karara bağlanmalıdır.

Velhasıl bütçe kaynak bulamıyor hadi şu kurumu satalım olmaz. Devlet malını, millet malını hükümetlerin bu kadar kolay satması uygun olmasa gerek,  özelleştirme ciddi ve geri dönülmez bir iştir.  

Özelleştirmeyi yapan hükümet halktan aldığı yetki ile bu işi yapıyorum dese de, halkın bilinçsiz olduğu bir toplumda yaşıyoruz.

Seçmen kime niçin oy verdiğini ne görebiliyor ne de yorumlayabiliyor. Seçim heyecanı ile sevdiği liderin seçimi kazanması seçim döneminde caddelere asılan bayrakların verdiği sevinç birçoğumuza yetiyor.

Düğün havası gibi sonra bekle (!)  bir sonraki seçimi…

***

Çok merak edilen bir konu ise özel sektöre yok pahasına devredilen kurumların özel sektöre geçtikten sonra iyi paralara defalarca satılmasıdır.

Çay ilçemiz sınırları içinde bulunan SEKA kağıt fabrikasının bugünkü durumu içler acısıdır. Çalıştığında yöreye ciddi ekonomik kaynak iken bugün adeta yeniden küllerinden doğmayı beklemektedir.

Diğer bir düşündürücü durum ise, zarar edecekse neden kamuya ait fabrikalar ciddi bir fizibilite çalışması yapılmadan inşa ediliyor. Yeniden değerleme maliyeti ile 10 TL’ye inşa ettiğiniz bir fabrikayı 5 TL’ye özelleştirir iseniz zararınız 5 TL değil 15 TL olur.

Buna kim dur diyecek!

***

Bunun hesabını kim verecek, veya neden veremiyor, neden hesap sorulmuyor ?

Hazineye özelleştirme adı altında verilen zarar hepimizin cebinden vergi ve enflasyon olarak çıkacaktır.  Bütçenin dengede durması veya daha çok bütçe açığı vermemek için yok şu kurumun zarar telafisi için 10 kuruş akaryakıta/benzine zam yok şu kurum için 20 kuruş zam derken dünyanın en pahalı akaryakıtını kullanan ülke olduk.

Gerçi benzinin litresi 10 TL de olsa hiçbir şey olmaz.

Akılcı ve ne yaptığını sorgulayan bir toplum değiliz. Hep söylüyorum kaderci bir toplum olma yolunda ilerliyoruz. Kadercilikle, gerçeği ayıt edemeyen bir toplum oluyoruz.

Dediğim gibi yarın benzin litresi 10 TL olsa kimse sesini çıkarmaz.

Kader!