Namazla Dirilmek
Namazla Dirilmek Namaz ibadettir, teslimiyettir, tefekkürdür, zikirdir, duadır, ilticadır, huşudur, kısacası kulun Rabbinin huzurunda duruşudur. 'Her işin başı İslam, direği ise namazdır' (Tirmizi, İman, 8.), hadisi Müslüman'ın ...
Namazla Dirilmek
Namaz ibadettir, teslimiyettir, tefekkürdür, zikirdir, duadır, ilticadır, huşudur, kısacası kulun Rabbinin huzurunda duruşudur.
“Her işin başı İslam, direği ise namazdır” (Tirmizi, İman, 8.), hadisi Müslüman’ın hayatını hangi esaslara göre tanzim etmesi gerektiğini bizlere hatırlatır. Günümüzde Hz. Peygamber (s.a.v) “gözünün nuru” olarak nitelendirdiği (Nesai, Işratü’n-Nisa, 1.) namazı, hakkı ile eda edememenin sonucu namazı zayi etmek, namazı kaybetmek tehlikesi ile karşı karşıyayız. Namazlar ya dünyalık için eda edilmekte, ya da şekilden ibaret olan namazın içi doldurulamamaktadır. Namazı ikame etmek, namazla ayağa kalkmak, namazla ayarları yapmak, değere değer katmak gerekirken, namazdan kaçmak, ortadan kaldırmak ya da namazı geçiştirmek hayat felsefesi haline gelmiştir. Namazı zayi edenler zarar etmeyi, kaybetmeyi göze almışlar demektir. Namazı zayi edenler ise, fani heveslere dalanlardır, nefsanî arzulara uyanlardır. (Meryem, 19/59.)
Kur’an, müminlerin vasıflarını anlatırken pek çok ayette onların namazlarını dosdoğru kıldıklarından söz eder. (Tevbe, 9/71.) Namazlarına devam ettiklerini (Mearic, 70/23.), namazlarını muhafaza ettiklerini (Mü’minun, 23/9.) ve namazlarında huşu içinde olduklarını (Mü’minun, 23/2.) anlatır.
NAMAZI KILAN OLMAK YERİNE İKAME EDEN OLMAK
İnananlar olarak namazı kılmak yerine ikame etmemiz esastır. Namazı kıldığımız halde hala yanlışlıkla ve kötülükle imtihan olunuyorsak, kendimizi kötülükleri işlemekten uzak tutamıyorsak namaza tam olarak tutunamıyoruz, bir şeyler yolunda gitmiyor demektir. Rabbimiz namazın insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyan yönüne dikkat çeker. (Ankebut, 29/45.)
Namaz, kullukta hayatın merkezindedir. Müslüman için olmazsa olmaz namazı, hayatın merkezine yerleştirememenin sakıntılarını yaşıyor, hayatın kalbine koyamıyoruz. Ya namaz öncesi hazırlıkta, ya da namazın hakkını vermede hata ediyoruz. Ona özen göstermede, onu özlemede, onunla özlemimizi gidermede çoğu zaman yetersiz kalıyoruz. Namazdan çalarken imanımızdan Şeytanın çalmasına göz yumuyoruz.
NAMAZLA HAYAT BULMAK
Bugün kararmış kalpleri, kuru kalabalıkları nitelikli bir topluluk yapacak, tevhit iklimini derinden yaşatacak, insanların eşit olduğunu ve iman kardeşliğinin her şeyden üstün olduğunu gösterecek ilk ilaç namaz, tedavi edecek hastane de camidir.
Kul olmanın zevkine erenler, aynı boya ile boyanıp caminin içinde fırınlananlar, cemaat olma derecesine yükselirler. Her yükseliş rahmete ve kardeşliğe bir adım daha yaklaşma vesilesidir.
Namazı Allah’ın emrettiği, Rasulünün (s.a.s.) öğrettiği şekilde, özellikle camilerde cemaatle eda edenler, ruhlarını namazla güçlendirme, namazın ruhuyla dirilme, yeniden hayat bulma imkânına kavuşurlar. Namazların cemaatle eda edilmesi, kaynaşmanın, sevgi ve dayanışmanın harcıdır.
Gündelik hayatın meşgaleleri nedeniyle giderek yalnızlaşan insanların iman ekseninde sosyalleşmesi, yeniden dirilişi ancak namazla olur. “Bir kimsenin mescide alakasını görürseniz, onun mü’min olduğuna şehadet edin, zira Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inananlar imar ederler” (Tirmizi, Tefsir, Sure 2. H. No 3092) hadisince toplu diriliş de cami ve mescit merkezli bir hayat yaşamakla mümkün olacaktır. Orada “Bir kimse evine gelene nasıl ikramda bulunursa, Allah’ta evine (camiye) gelene özel ikramda bulunur.” (Sahih-i Buhari Cilt 2, sayfa 625) hadisince ilahi ikramlarla karşılaşacak, hep kazanan olacaktır.
” Ben yeryüzü halkına azap etmeyi murat ettiğimde mescitleri inşa, tefriş, tamir ve tenvir edenleri, benim rızam için sevişenleri ve seher vakitlerinde istiğfar edenleri görünce onlara azap etmekten vazgeçerim” hadisi ile teselli bulacak, kendisi ayakta kalırken insanlığın ayakta kalmasını da sağlayacaktır.