☰
✕

MUSTAFA SARIDERE RÖPORTAJI 12.03.2013 SALI

11 Mart 2013 - 22:21

AYRINTILARDAKİ MUSTAFA SARIDERE   "Afyonkarahisar İş Dünyası Sohbetleri" her hafta şehrin önemli iş insanlarını sayfalarında konuk etmeye devam ediyor. Bu hafta sayfamızda Mustafa Sarıdere'yi konuk etmenin mutluluğunu ...

AYRINTILARDAKİ MUSTAFA SARIDERE

 

“Afyonkarahisar İş Dünyası Sohbetleri” her hafta şehrin önemli iş insanlarını sayfalarında konuk etmeye devam ediyor. Bu hafta sayfamızda Mustafa Sarıdere’yi konuk etmenin mutluluğunu yaşadık. Mustafa Sarıdere, bu şehirde kurumsal yapıya inanmış ve kurumsal işleyişi, işletmesine nakletmiş iş adamlarından birisidir.

Aslında bu inanış çok önemlidir. Çünkü ticari hayatını sürdürmüş olduğu kulvardaki hinterland çok büyük ve rekabete açıktır. Kısaca, gıda perakendeciliği sektöründe, hem ulusal, hem de global markalarla rekabet etmek ve ayakta kalmak hiç kolay değildir.

Bizler bu noktada yerel ve bölgesel marka olmuş Avm, Opium, Alp ve Söz gibi markalara buradan teşekkür ediyor, böylesine rekabete açık büyük bir endüstride kendilerine kolaylıklar ve başarılar diliyoruz.

Mustafa Sarıdere ile birazdan okumaya başlayacağınız röportajı sabah ve akşam olmak üzere iki oturumda gerçekleştirdik. Zaman konusunda sıkıntı yaşayan insanlara buradan kesinlikle sabırlar diliyorum.

Mustafa Sarıdere ile sohbet etmiş olduğumuz süre içerisinde bir çok konuyu ele aldık. Her biri sürmanşet olacak konuları ikili sohbetimizde dakikalarca masaya yatırdık. En son olarak, yayınlayacağımız röportajda yer vereceğimiz konuları kendisinin isteği doğrultusunda birlikte belirledik.

Geçtiğimiz günlerde bir dostum sen röportajları yaparken neden kayıt cihazı kullanmıyorsun diye bir soru sormuştu. Bir hafta bana müsaade et, cevabını bu hafta sana röportaj köşemden vereyim demiştim. Aynı zamanda, gazeteci olan sevgili dostum. Cevap şudur: Benim gazetecilik anlayışıma göre röportaj bir sohbettir ve hiçbir sohbet kayıt altına alınamaz. Röportaj bir basın toplantısı ya da basın açıklaması değildir. Röportajlarda kişiler, kendi fikirlerini özgün bir biçimde ifade etme özgürlüğüne sahiptirler ve bu özgürlük üzerinden hiçbir gazeteci cımbızla bir sözü çekerek üstüne de yorum katarak röportaj yapamaz ve o röportajı yazamaz.

İşte bizde, bu fikirler nezdinde her hafta iş adamlarımız ile yapmış olduğumuz röportajlarda kayıt cihazı kullanmıyoruz. Sohbet esnasında her şeyi konuşuyor ve yazmayalım diye belirtilen konuları kesinlikle kaleme almıyoruz.

Bu noktada, hem güven kazanıyoruz, hem de röportaj yapmış olduğumuz kişiyi kayıt altına alınma psikolojisinden uzaklaştırıyoruz. Kızarsanız ya da kızmazsınız, katılırsınız yada katılmazsınız.

Önümüzdeki günlerde, Kurtuluş Gazetesinde Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu ile yapılan röportaj yayınlanmaya başlayacak. Sizlere bu satırlar aracılığı ile Eroğlu röportajını Kurtuluş Gazetesinden takip etmenizi önemle tavsiye ediyorum. Özellikle Afyonkarahisarlı iş adamlarını net bir cümle ile iş başına davet ettiği konu sizleri çok ama çok ilgilendiriyor.

Murat AKARÇAY

afyonisdunyasi@hotmail.com

BİZİM SORDUKLARIMIZ

 

Murat Akarçay: Mustafa Sarıdereyi kısaca tanıyarak başlayalım isterseniz?

Mustafa Sarıdere: 1969 yılında Hanife ve Şükrü Sarıdere’nin oğlu olarak, Afyonkarahisar’da dünyaya geldim. Evliyim ve iki evladım en büyük mutluluk kaynağım.

M.A: Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütmüş olduğunuz “Sarıdere Aş” yi anlatır mısınız ?

M.S: 1953 yılında babam Şükrü Sarıdere’nin önderliğinde ticaret hayatına başlayan işletmemiz,  gelişen ve değişen ihtiyaçlara cevap vermek üzere, 1995 yılında anonim şirket çatısı altında çalışmalarını sürdürmüş ve bu günlere gelmiştir. Bu gün itibarı ile iş kolu olarak perakende gıda ve ihtiyaç maddeleri pazarlaması yapan işletmemiz önemli yerel ve bölgesel bir markadır.

M.A: Şirketin bu gün itibarı ile işletme ve istihdam sayısı nedir?

M.S: 1995 yılında 1 şube ile faaliyet gösteren işletmemiz şu anda 10 ayrı işletmede, 210 personel gücü ve 25 bin ürün gamı ile müşterilerine hizmet sunmaktadır.

M.A: Şirketin orta vade yatırım planları var mı, varsa nelerdir?

M.S: 2012 yılı itibarı ile 10 olan şube sayımızı, 2015 yılına kadar 15 şube sayısına çıkartmayı planlıyoruz. Gıda ve perakende sektöründe büyüme stratejilerimiz ayrıca sürekli geliştiriyoruz.

M.A: Gıda sektörünün dışında başka bir sektöre giriş olacak mı?

M.S: Az önce belirttiğim gibi perakende sektörü dışında aklımızı, vaktimizi, enerjimizi ve paramızı yoracak bir sektöre girmeyi düşünmüyoruz. İlçelerde AVM markasını geliştireceğimizi belirtmek istiyorum. Şu anda Sandıklı ve Bolvadin’de hizmet veriyoruz. İlçe şube sayılarımız zaman içerisinde artacak.

M.A: Ulusal zincire bağlı marketlere karşı nasıl rekabet sağlıyorsunuz?

M.S: Uluslar arası ve Ulusal perakende sektöründe söz sahibi olan markalar ile ilimizde aynı meslek kolunda hizmet veriyoruz. Tabi ki onlarda ve bizlerde iyi işler yapmak istiyor. İmkanlar ölçüsünde onların avantajlı olduğu ve öte yanda bizlerin avantajlı olduğu yönler bulunmakta.

M.A: Belirttiğiniz o yönler nelerdir?

MS.: Ondan önce nasıl başardığımızın ayrıntısını vereyim. Daha sonra belirttiğim yönlere geçeyim. Yaptığımız satışlardaki artı avantajları lehimize çevirebilmek için, global firmaların dezavantajlarını sıkı takip ediyor ve bu durumu avantaja çeviriyoruz. Gelelim az önce belirttiğim yönlere!

M.A: Buyurun lütfen. Sizi dikkatle dinlemeye devam ediyorum.

M.S: Bizlerin avantajı daha hızlı hareket etme kabiliyetimiz. Tüketicilerimizin yerel markaya olan inanç ve destekleri, Bölge ihtiyaçlarının tespiti ve talep edilen ihtiyaçların temini konusunda bilgi sahibi olma yönümüz ve ihtiyaç olan temini kısa sürede yerine getirme başarımızdan geçiyor. Global firmaların başarısı ise, ulusal bir marka olmaları, profesyonel çalışma yapısına sahip olmaları, sermaye yapılarının çok fonksiyonel olması ve İMKB bünyesinde hisselerinin işlem görmesi ve en önemlisi farklı para para kazanma yöntemlerini iyi bilmelerinden geçiyor.

M.A: Mustafa Sarıdere, sivil toplum örgütlerinde gördüğümüz bir iş adamı. Hangi sivil toplum örgütlerinde görev aldınız ve yer aldınız?

M.S: Afyon Ticaret ve Sanayi Odası Meclis üyelikleri yaptım halada yapıyorum. Hürsiad Yönetim Kurulu üyeliği görevim oldu. Lösev Vakfı üyesiyim ayrıca Abdullah Kaptan döneminde Afyonkarahisar Belediyesi Meclis üyeliği görevinde bulundum.

M.A: Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Meclisi ile tanışmanız ne zaman oldu. Bu zamana kadar ATSO bünyesinde hangi görevlerde bulundunuz?

M.S: ATSO bünyesinde şu anda 3.dönemim. İlk dönemim genç yaşta meclise girmiş olduğum 1999 yılıdır. 14 yılı geride bırakmışız bu arada. Meclis bünyesinde kısa bir dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptığım bir dönem oldu., Ardından bir dönem yönetim kurulu başkan vekilliği yaptım. Son olarak içinde bulunmuş olduğumuz dönem itibarı ile de meclis üyeliği görevime devam ediyorum.

M.A: Anladığım kadarıyla 1999-2009 yılları arasında ATSO yönetim kurullarında etkin görevlerde bulundunuz. Kısaca o dönemlerde yaptığınız önemli çalışmalar neydi?

M.S: Bu sorunun geleceğini biliyordum. Cevabım onun için hızlı ve pratik olacak. Bizler o dönemlerde özverili çalışmalarda bulunduk, üyelerimizin eğitim hizmetlerine öncelik verdik. Bu arada, ihracatımızın artışına yönelik önemli çalışmalar yaparken, fuar organizasyonlarını hayata geçirdik. Son olarak, ATSO üyelerimizden topladığımız aidatları tasarruflu bir şekilde harcamaya gayret edip, en önemlisi imkanlar ölçüsünde para biriktirdik.

M.A: O zaman hazırlıksız olduğunuz bir soru sorayım (Gülüşmeler )

M.S: Sorabilirsin sorun yok. En fazla şimdi telefonum çalar. Telefonla konuşurken de sorunun cevabını düşünebilirim. (Gülüşmeler)

M.A: Mayıs ayında yapılacak ATSO seçimlerinde meclis üyeliğine aday mısınız?

M.S: Mayıs ayında gerçekleşecek ATSO seçimlerinde kesinlikle yokum. 1999 yılından bu yana önemli hizmetler gerçekleştirdik. Kısaca, artık genç ve yeni farklı arkadaşlara fırsat vermek lazım diye düşünüyorum. Kendi isteğim ve arzumla bu dönem aday olmayacağım.

M.A: ATSO ya ait çarşı merkezinde bulunan eski binanın satışı ile ilgili neler düşünüyorsunuz ?

M.S: En son yaptığımız mecliste bu konuyu konuşmaya ve tartışmaya başladık zaten. Ben en son Şubat 2013 toplantısında binanın satılmasından yana olduğumu belirttim. Müsaadenle ayrıntıları aktarayım.

M.A: Buyurun lütfen.

M.S: Neden satılmasından yana olduğumu açayım. Eski binada şu anda bulunan kiracılar uzun yıllardır orada kalıyorlar ve kiraları mevzuatlar hükmünce çok cüzi rakamlara karşılık geliyor. Ben eski binada kalan kiracıların artık o binada mülk sahibi olmalarından yanayım ve binanın satılmasından tarafım. Öte yanda, 1982 yılında hizmete açılan bu binanın sahibi bugün itibarı ile 4 bin rakamına yaklaşmış olan odamız üyesidir. Bireysel vicdani sorumluluk açısından binanın satışının üyelere sorulması ayrıca şık olur diye düşünüyorum.

M.A: Eski binanın satışından elde edilecek gelir, yeni binanın yapımı ile ilgili oluşan borcun kapanmasında kullanılacağından iyi olmaz mı sizce?

M.S: Yeni binanın yapımında oluşan borç stoku, eski binanın satışı ile bitirilecekse ben eski binanın satışına tüm desteğiyle tarafım zaten.

M.A: Geçtiğimiz hafta eski otogar arazisinin ihalesi yapıldı ve yapılan ihaleyi “Afyon Girişim AŞ” kazandı. “Afyon Girişim AŞ” içerisinde siz de var mısınız?

M.S: Ben oluşturulan grup içerisinde bulunmuyorum. Teklif tabi ki bana da getirildi.  Bulunmama sebebim böylesine kolektif bir yapıda çok sesliliğin olabileceğini düşünmemden geçmektedir. Benim için önemli olan yapılacak yatırımdan istihdam ve katma değer sağlanmasıdır. Buradaki düşünce, gayrimenkul yatırımına dönük kira getirisi mantığı taşıdığı için oluşumun teklifine sıcak bakmadım.

M.A: Afyon Girişim AŞ’nin o bölgeye yapacağı yatırım durumunda ne tür fikir ve projeler tavsiye edersiniz?

M.S: Girişim grubu yapacakları alışveriş merkezi içerisinde ulusal bir market zincirini getirmeyi düşünüyor. Bu düşünce, şehir içerisinde gittikçe darlaşan pazar payını önemle oranda küçültecektir. Avm, Opium, Söz ve Alp zincirleri yerel marka statüsünde tüketiciye en iyi hizmeti verme çabasını göstermekte ve bu pazarda önemli mücadeleler vermektedir. Girişim grubunun bu noktaya dikkat etmesi gerekmektedir. Son bir tavsiyem ise, Isparta’da uygulanan “IYAŞ” modelinin gözden geçirilmesidir. Isparta bu model ile güzel bir ivme yakalamıştır.

M.A: Hatırladığım kadarı ile sizi çok etkileyen ve Hürsiad üyeleri yapmış olduğunuz bir Japonya gezinizdi vardı?

M.S: Evet hala unutmam. Japonya küçük adamların büyük işler yaptığı bir ülke. Yaşamış oldukları depremler ve tsunamilere rağmen halen ekonomide ağırlıklarını hissettiriyorlar. Ülkede gıda ürünleri üretimi çok az. İhtiyacın çok büyük bir kısmının ithalatla karşılıyorlar. Bu sebeple ürünlerin fiyatları çok pahalı. Türkiye’den Japonya’ya yerleşen işadamlarımızın büyük bir kısmı da gıda sektöründe faaliyet gösteriyor.

M.A: Yakın plan sorularda sorduğum bir soruya verdiğiniz cevaba kafam takıldı.  İş yoğunluğundan dolayı aileme ve dostlarıma vakit ayıramıyorum dediniz. Mustafa Sarıdere bu vakti bulduğunda neler yapıyor?

M.S: Elimden geldiğince ailemle vakit geçiriyorum. Ailecek yurt içi seyahatlerine çıkıyorum. Daha çok vakit olsa da daha fazla seyahatlere çıkabilsem diye düşünüyorum.

M.A: Sohbetimizin sonuna geldik. Son olarak neler söylemek istersiniz?

M.S: Afyonkarahisarı çok ama çok seviyorum. Bu şehir benim için dünyanın en güzel şehri. Afyonda yaşayan insanlarında benim gibi düşünmelerini ve bu şehri sevmekten vazgeçmemelerini istiyorum. “Afyonkarahisar İş Dünyası Sohbetleri”ni her hafta takip ediyorum ve çalışmalarında başarılar diliyorum.

YAKIN PLAN SORULAR

 

Murat Akarçay: İş Adamı olmasaydınız hangi mesleği yapmak isterdiniz?

Mustafa Sarıdere: Açıkçası hiç düşünmedim. Gözümü açtığımdan beri ticaret olunca hayatımızda herhalde bundan dolayı hiç düşünmedim.

M.A: Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?

M.S: Şu anki doğal yeteneklerim bana yeterli kanaatindeyim.

M.A: Hayatta sevdiğiniz 4 şey nedir?

M.S: Çocuklarım ve ailem, itibarım, mesleğim ve dostlarım.

M.A: Bugün 18 yaşına tekrar dönseniz hangi hataları yapmazdınız?

M.S: Çok büyük hatalar yapmama rabbim izin vermedi. 18 yaşıma dönsem aynı yolumu takip ederdim.

M.A: Kendinizde sevmediğiniz en kötü huyunuz nedir?

M.S: İşine çok vakit ayırma yönüm ve dolaylı olarak ihmal ettiğim ailem ve dostlarıma yeteri kadar vakit ayıramama huyumu sevmiyorum.

M.A: Hayatta aldığınız en büyük risk nedir?

M.S: Net cevap veriyorum bu soruya. Günümüzde en büyük riskim ticaret erbabı olmaktır.

M.A: Kendinizde gördüğünüz en güçlü yön nedir?

M.S: İçimle dışımın bir olması. Bu sorunun cevabı da bu kadar açık ve net.

M.A: Kriz yönetiminde yol haritanız nedir?

M.S: Daima A ve B planlarım mevcut olup, kriz dönemlerinde olağanüstü bir olay olmadığı müddetçe çözüleceğine inanırım. Olası doğal afetler hususunda rabbime sığınırım.

M.A: Sizi en çok ne rahatsız eder?

M.S: Haksız yere dedikodu edilmesi beni çok rahatsız eder.

M.A: Hayatta aldığınız en kötü ve en iyi karar nedir?

M.S: Kötü kararım perakende sektörünü iş alanı olarak seçmek. Çünkü yoğun bir tempo ihtiyaç duyuyor ve kendime zaman ayırma hakkımı elimden alıyor. İyi kararım ise 14 Mayıs 1995 yılında eşimle gerçekleştirmiş olduğum evliliğim.

M.A: Sizi en çok ne ya da neler mutlu eder?

M.S: Toplumun büyük bir çoğunluğunun yüzlerinin gülerek mutlu olmaları beni mutlu eder.

M.A: En çok hangi yönünüzle hatırlanmayı vasiyet edersiniz?

M.S: Toplum zaten istediği şekilde Mustafa Sarıdere yi hatırlayacak ve anacaktır.

Vasiyet etmeye gerek yok yaşarken ki hayat tarzımız vasiyetimizin aynasıdır.

GENÇ GİRİŞİMCELERE DERSLER

 

Murat Akarçay: Para kazanmanın yolu sizce nereden geçiyor?

Mustafa Sarıdere: Araştırma yapmaktan, çalışmaktan, sabırlı olmaktan ve nasipten geçiyor.

 

Murat Akarçay: Bir iş adamının sizce 3 kırmızıçizgisi nedir?

Mustafa Sarıdere: 1- Bencil olmamak, toplum menfaatlerini kendi menfaatlerinin üzerinde görmek. 2- Ahlaklı bir yaşam modeline sahip olmak. 3- Türk örf ve adetlerine uygun düzenli bir aile yaşantısı i sahip olması.