Mustafa Özer Röportajı – 19.02.2013 Salı

19 Şubat 2013 - 02:50 | Güncelleme: 12 Ocak 2025 - 18:48

AYRINTILARDAKİ MUSTAFA ÖZERAfyonkarahisar'a geldiğim 2002 yılında ilk tanıdığım iş adamlarından birisidir Mustafa Özer. Daha doğrusu Özerler ailesi ve yönetim kademesindeki tüm iş adamları, Afyonkarahisar'da şahsımın ...

AYRINTILARDAKİ MUSTAFA ÖZER

Afyonkarahisar’a geldiğim 2002 yılında ilk tanıdığım iş adamlarından birisidir Mustafa Özer. Daha doğrusu Özerler ailesi ve yönetim kademesindeki tüm iş adamları, Afyonkarahisar’da şahsımın ilk tanıdığı iş adamları içerisindedir. Bu gerçeğin en büyük sebebi tabi ki Dünya Gazetesi temsilciliği görevinde bir çok kez holdingin haberlerini yapmamız sebebi ile bir araya gelmemizden kaynaklanmaktadır.

Ne mutlu ki, Özerler ailesinin tüm fertleri ile Dünya Gazetesi Afyonkarahisar Temsilciliği döneminde 2002 ve 2010 yılları arasında sayısız bir araya geldik. Ailenin en çok değer verdiği ve özel olarak nitelendirdiği iki gazeteciden birisi olma güzelliğini bile yaşadık. Bu noktada, Mustafa Özer’in bilinen bir özelliğinden bahsetmek istiyorum. Mustafa Özer, hem bir iş adamı, hem de  aynı zamanda sevdiği insanlar açısından önemli bir terapisttir. Kısaca, iyi bir dinleyicidir. İnsanları hiç tahmin edemeyecekleri bir şekilde ciddi anlamda dinler ve fikirlerini açıkça ifade eder.

Bu hafta, “Afyonkarahisar İş Dünyası Sohbetleri” nde Mustafa Özer’i ağırlıyoruz.  Kendisi ile güzel bir röportajda birlikte olduk ve zevkle okuyacağınıza inandığımız bir yazı hazırladık. Bu zamana kadar, Özerler Holding ailesi hakkında yapılan haberlerin dışında, aileyi bilinmeyen yönleri ile sayfamızdan aktarmaya çalıştık.

Holdingin yönetim kademesinde bulunan diğer fertler Muzaffer Özer ve Muhsin Özer ile de bu farklılığı ilerleyen haftalarda kendileri ile yapacağımız röportajlarda sürdürmeye devam edeceğiz.

Planladığımız ve sizlere sunmayı hedeflediğimiz Muzaffer ve Muhsin Özer röportajlarının ardından en son önemli röportajı tabi ki “ANADOLUNUN ORTASINDAKİ AĞA” ile yani Yusuf Özer ile kartal yuvasında yapacağız. Allah o günlere getirsin inşallah diyerek, Yusuf amcaya bu satırlardan selam ve hürmetlerimi göndereyim.

Bu arada “EKONOMİA” adlı köşemizin yayınına geçtiğimiz hafta Cuma itibarı ile başladık. “EKONOMİA” adlı köşemizde her Cuma sizinle birlikte olarak, şehrimizin ekonomisine değişik bir pencereden bakmaya çalışacağız.

Geçen hafta söylediğim gibi, güzel kalplerden yazılı ve sözlü güzel sözler duymaya devam ediyoruz. Bu vesile ile  güzel kalplere tekrar tekrar teşekkür ediyoruz. “Afyonkarahisar İş Dünyası Sohbetleri” projesi, her hafta Salı günleri iş dünyasının yönetim katından, KURTULUŞ Gazetesinin beşinci sayfasında, gündeme ortak olmaya devam edecek.

Murat AKARÇAY

afyonisdunyasi@hotmail.com

 

 

BİZİM SORDUKLARIMIZ

                                                     

Murat Akarçay: İş hayatı ile ne zaman tanıştınız ?

Mustafa Özer : 1960 ihtilalında ben 11 yaşındaydım. Yaz tatillerinde haftanın beş günü  fabrikamızda çalışır, hafta sonları sakız ve gazoz satardım. Beni o dönemlere götürdün bu soruyla. Kese kağıdı yapıp sattığım yıllardı o yıllar. İş hayatı ile böyle tanıştım.

 

M.A: Geçmişe biraz daha götüreyim sizi isterseniz. Eskişehir’ in sizin hayatınızda özel bir önemi var. Neden ?

M.Ö: Çocukluğumun geçtiği yerdir Eskişehir benim. İşletmeye aldığımız ilk lastik ayakkabı ve çizme fabrikası nedeni ile Eskişehir’e yerleşmiştik. Ben iki yaşındaydım o güzel şehre gittiğimde. Okumayı ve temel İngilizceyi orada öğrendim, iş hayatı ile orada tanıştım. Aynı zamanda hayatımın dönüm noktasıdır  Eskişehir.

 

M.A:  Dönüm noktasıdır derken, biraz açar mısınız ?

M.Ö: Babamız rahmetli Mustafa Özer’i, Eskişehir’de kaybettik. Annem ve kardeşlerimle en zor geçen yıllarımızın başlangıcı ve hayatımızın dönüm noktasıdır o yıllar.

 

M.A: Neler yaşadınız yada hayatınızda ne tür değişiklikler meydana geldi o yıllarda ?

M.Ö: Eskişehir’de kolej hayatını bırakıp, Afyon koşullarında lise eğitimine döndüm. Amcalarım ve geniş ailemiz bizlere sahip çıkmasına rağmen, babasız hayata tutunmanın zorluğunu yaşadık. Hayatımda zor olan kararları tek başına almak zorunda kaldım.

 

M.A:  Babanızla ilgili herkesin pek bilmediği bir yaşanmışlığı anlatın diye sorsam neyi anlatırsınız  bizlere?

M.Ö: Güzel ve zor  bir soru.  İlkokul da velim ablamdı benim. Orta Okul da babam velim olmasına rağmen, sadece bir sefer  imza için mecburen okuluma gelmişti. Babam okula geldikten üç gün sonra da yarı yıl tatili başlamıştı. Hiç unutmam, karnemi akşam evde göstermiştim kendisine. Karnemde nedense  tek zayıf dersim müzik dersiydi. Karneme baktıktan sonra, gülerek “oğlum sen şarkı söylemeyi bilmiyor musun” diye söylenmişti. İşte o gece kaybettik rahmetli babamı. Aslında sesim güzeldi. Bugün bile bazen şarkı söylerken içten içe anarım rahmetli babamı.Duyuyor musun baba diye..

 

M.A: Oldukça duygulandınız. Çocukluk yıllarınızdan, profesyonel çalışma hayatının, başlangıç dönemine doğru yol alalım isterseniz ?

M.Ö: 1972 yılında, “Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Bölümü”nü bitirdikten sonra, bir süre Ankara Yem Sanayi AŞ de mesleki staj yaptım. Ardından, iştirakimiz olan Afyon Yem Sanayi AŞ de işletme müdürü olarak profesyonel çalışma hayatına başladım. Bu noktada herkesin yine pek bilmediği başka bir yaşanmışlığı paylaşayım seninle istersen.

 

M.A:Memnun olurum. Buyurun lütfen sizi dinliyorum.

M.Ö: Rahmetli, (Kazım Ağa)  Kazım Özer ,1967 yılında Liseyi bitirdiğimde bana şunu söylemişti. ” Bak oğlum, dünyanın geleceği gıda işinde. Bu nedenle üniversite tercihlerini ziraat konusunda ön planda tutacaksın” demişti. Kazım amcamın, bu isteği ile ben o sene yaptığım 6 tercihin, 3 tanesini ziraat fakültesi olarak yapmıştım. Nur içinde yatsın. Burada gerçek olan, öyle bir insanın 1967 yılı Türkiye sinde yapmış olduğu ileri gözlemdir.

 

 M.A: Afyon Yem Sanayi AŞ den sonra kronolojik olarak çalışma hayatınız ne şekilde ilerledi ?

M.Ö: 1982 yılında Özerler Holdingin kurulması ile aile büyüklerimin isteği üzerine Özerband AŞ de göreve başladım.1986 yılında iştiraklerimizden bir diğer olan Özçiçek Yağ Sanayi AŞ de genel müdür olarak göreve getirildim. 2005 yılında özelleştirmeden alınan süt  fabrikası ile görevime devam ettim. 2005 yılından itibaren Holding Yönetim Kurulu üyeliği görevime devam ediyorum.

 

M.A: Bilindiği üzere, siz 25 yıl Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Meclis üyeliği ve 1997-1999 yılları arasında ATSO Başkanlığı görevinde bulundunuz. Sizin döneminizde yapılan en önemli çalışma neydi ?

M.Ö: Termal devre mülk sistemini ilk kez uyguladığımız ve 360 ortakla hayata geçirdiğimiz Gecek Termal Tesisleri en önemli çalışmamızdı.

 

M.A: Eski bir ATSO Başkanı olarak, bugün görev başında bulunan, ATSO yönetiminin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz ?

M.Ö: Hüsnü Serteser  başkanlığında çalışmalarına devam eden mevcut yönetimi, geride bıraktıkları dört yılda yakından takip ettim. Bana göre, Serteser ve ekibi başarılı bir dört yılı geride bıraktılar. Her şeyden öte muhteşem derecede güzel ve olağan dışı bir eser olan yeni binayı ortaya koydular. Emeğe geçenlere teşekkür ediyorum. Lakin, yeni bina ile ilgili tartışmalar muhakkak olacaktır. Eleştiriler, icraatın başında olan kişilerin, kendilerini denetleme mekanizmasını harekete geçirir. Bunu bir zenginlik olarak görmek, değerlendirmek ve yaklaşmak sivil toplum örgütü olmanın en büyük göstergesidir.

 

M.A: 25 yıl ATSO Meclis üyeliği görevinde bulunmak büyük bir başarı. ATSO Meclislerinin  yapısı ile ilgili değerlendirmeniz var mı ?

M.Ö: Aslında hep gönlümden geçen bir isteği soru olarak yönelttin bana. Sanayicilerimizin meclis bünyesinde sayısının  sürekli artmasını istemişimdir halada istemeye devam ederim.Çünkü, bu sayının artması sanayicilerin kendi sorunlarına tartışarak çözüm aramaları ve fikir üretmeleri için gereklidir.

 

M.A: Röportaj yapmış olduğum ATSO meclis üyesi iş adamlarına genel olarak sormuyorum ama size meclis üyesi olmadığınız için soracağım. Mayıs ayında yapılacak seçimlerde, meclis üyeliği adaylığınız olacak mı ?

M.Ö: Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odasını,  Dünya Gazetesi döneminden bu yana yakından takip eden bir ekonomi muhabiri olarak, bu soruyu soracağını bekliyordum senden zaten. Evet, bu dönem meclis üyesi olmam konusunda ciddi oranda talepler ve istekler var.  İlerleyen dönemlerde gelişecek koşullar ve süreç nezdinde kararımı vereceğim.

 

M.A: Özerler Holdinge geçmek istiyorum. Holding ciddi anlamda turizm yatırımı düşünüyor mu? Ayrıca, holdingin değişik alanlarda yatırım haberlerini duyacak mıyız ?

M.Ö: Bayramgazi de bulunan arazimizde böyle bir projemiz bulunmakta. Ciddi anlamda arazimizde ağaçlandırma çalışması yapıyoruz..Planlanan zaman içerisinde yatırım ile ilgili neticeye varılacaktır. Ayrıca, yenilenebilir enerji kapsamında yürüttüğümüz rüzgar santrali yatırımında son safhaya gelindi.Yatırım yeri de tespit edildi. Müsaade edersen ayrı  bir konuda açık fikrimi iletmek istiyorum.

 

M.A: Buyurun lütfen sizi dinliyorum.

M.Ö: Sanayicilerimizin ar-ge ve inovasyon çalışmalarında daha fazla başarı sağlamaları, ürettikleri ürünlerde katma değer yaratmaları açısından, üniversite-sanayi işbirliğinin geçmiş dönemlerden daha fazla artması gerektiğine inanmaktayım. Bu konuda, AKÜ rektörü Sayın Mustafa Solak beyefendiye  açıkça bu fikrimi bu satırlar aracılığı ile iletmek istiyorum.

 

YAKIN PLAN SORULAR

 

Murat Akarçay: İş Adamı olmasaydınız hangi mesleği yapmak isterdiniz ?

Mustafa Özer  : 65 yıllık iş hayatı olan Özerler ailesinde yine iş adamı olmak isterdim.

 

M.A: Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?

M.Ö: Resim yapmayı çok istemişimdir.Ayrıca bir müzik aleti çalmak isterdim.

 

M.A: Hayatta sevdiğiniz 4 şey nedir?

M.Ö: Ailem,işim,dostlarım,seyahat etmek.

 

M.A: Bugün 18 yaşına tekrar dönseniz hangi hataları yapmazdınız?

M.Ö: 1950-1964 yılları arasında yaşadığım ve babamın ölümü ile gelmek zorunda kaldığım Eskişehir’den gelmezdim.Ayrıca kitap okumaya çok vakit ayırırdım.

 

M.A: Kendinizde sevmediğiniz en kötü huyunuz nedir?

M.Ö: Olaylara karşı ani ve yüksek sesle reaksiyon gösterme huyumu sevmem.

 

M.A: Hayatta aldığınız en büyük risk nedir?

M.Ö: Hayatım boyunca hiçbir şeyi risk olarak görmedim. Önce düşünüp sonra karar verdiğim için riske pek girdiğim söylenemez.

 

M.A: Kendinizde gördüğünüz en güçlü yön nedir?

M.Ö: Hitabet ve insanlar ile iyi diyalog kurma yönüm.

 

M.A: Kriz yönetiminde yol haritanız nedir?

M.Ö: Bütçe dengelerini kurmak,tasarrufa önem vermek,ihracat ve katma değer yaratacak yeniliklere hızlı bir şekilde yönelmek.

 

M.A: Sizi en çok ne rahatsız eder?

M.Ö: Yanımda başkalarının hakkında konuşulmasından aşırı derecede rahatsız olurum.

 

M.A: Hayatta aldığınız en kötü ve en iyi karar nedir?

M.Ö: En iyi kararım evliliğimdir. En kötü kararım, 1971 yılında gittiğim Almanya’dan tahsil teklifi almama rağmen vatan hasreti çekmem nedeni ile geri dönmemdir.

 

M.A: Sizi en çok ne yada neler mutlu eder ?

M.Ö: Sevdiklerim bir arada olmak,onların bilgi,birikim ve dünya görüşlerinden yararlanmaya çalışmak beni çok mutlu eder.

 

M.A: En çok hangi yönünüzle hatırlanmayı vasiyet edersiniz ?

M.Ö: İyi bir aile reisi olarak hatırlanmayı ve kendimce topluma yaptığım hizmetlerin hatırlanmasını vasiyet ederim.

 

 

GENÇ GİRİŞİMCİLERE DERSLER

 

Murat Akarçay: Para kazanmanın yolu sizce nereden geçiyor?

Mustafa Özer: Çok iyi bir eğitim almak,rakiplerinden her zaman bir adım önde olmak, inovasyona açık ve vizyon sahibi olmaktan geçiyor bence.

 

Murat Akarçay: Bir iş adamının sizce 3 kırmızıçizgisi nedir?

Mustafa Özer: 1 Sözünün eri olmalı, 2 kendini toplumdan soyutlamamalı, 3 düzenli bir aile yaşantısı olmalı.

 

SPOTLAR

ATSO’nun otel ve devre mülk projesi benzerini bizler, 1999 yılında Gecek Termal de 360 ortaklı bir girişim ile gerçekleştirdik. Projenin uygun olduğu kanaatindeyim. Projenin yapımı konusunda, 1999 yılında uyguladığımız ortaklık modeli emsal alınabilir. Ayrıca ileride güç birliği şirketi de düşünülebilir. 

 

Özerler bünyesinde 1982 yılında şirket sayısında zirve yaşandı. Şirketlerin tek merkez üzerinden yönetilmesi ihtiyacı duyuldu.Bu noktada, Yusuf Özer’in önderliğinde Özerler Holding kuruldu.Şirketler kurulan holding  bünyesinde faaliyetlerine devam etti.

 

1976 yılında Özerband AŞ kurulurken, Ülkenin içerisinde bulunmuş olduğu döviz darlığı nedeniyle, İtalya’ dan ithal edilecek makinelerin ithalatına izin verilmedi. O dönem şartlarında Özerband AŞ yatırımı bir yıl gecikmeli olarak hayata geçirildi.

 

Özelleştirme İdaresinden 1995 yılında aldığımız süt fabrikası ihalesinde 15 ‘i aşkın katılımcı firmanın arasından çıkmayı başardık. Aynı gün öğleden sonra da tek katılımcı olduğumuz et kombinasının ihalesini aldık.

 

Özelleştirmelerden beklediğimiz faydayı ve karlılığı bulamadık. Teknolojinin eski ve fabrikaların verimli olmaması en büyük nedendi.