MERT ORUÇ RÖPORTAJI 05.03.2013 SALI

04 Mart 2013 - 22:42 | Güncelleme: 02 Mart 2025 - 04:01

AYRINTILARDAKİ MERT ORUÇ Ekonomist adlı ekonomi dergisi, geçtiğimiz hafta Anadolu'nun en etkin 50 ismini gündeme taşıyan bir araştırma-habere yer verdi. Derginin haberinde,  Afyonkarahisar iş dünyasından Şükrü ...

AYRINTILARDAKİ MERT ORUÇ

Ekonomist adlı ekonomi dergisi, geçtiğimiz hafta Anadolu’nun en etkin 50 ismini gündeme taşıyan bir araştırma-habere yer verdi. Derginin haberinde,  Afyonkarahisar iş dünyasından Şükrü Demirayak ve Mert Oruç isimlerini gördüğümde mutlu oldum. Bu vesile ile her iki iş adamımıza ilimizin olumlu şekilde gündeme gelmesi adına teşekkür ediyoruz.

Bizler de “Afyonkarahisar İş Dünyası Sohbetleri” olarak listede yer alan iki iş adamımıza bu hafta sayfalarımızda yer verelim istedik. Bu bağlamda Mert Oruç röportajını bugün sizler ile paylaşıyor, yayın hazırlığı süren Şükrü Demirayak röportajını her hangi bir aksaklık çıkmazsa Perşembe günü sizlerle paylaşacağımızı belirtmek istiyoruz.

Mert Oruç’u yakından tanıyanlar çok iyi bilirler. Kendisi son derece cana yakın ve samimi bir insan olmanın ötesinde, aile ve dost maneviyatına son derece önem veren özel bir kişiliktir. Dünya Gazetesi temsilciliğim döneminde Oruçoğlu Termal Otelin lobisinde haber yapmak için tanıştığım bu güzel insanla, aradan geçen 3 yıl sonrasında bir röportajda birlikte olmak beni oldukça mutlu etti.

Bu röportajı okurken size tavsiyem, yakın plan sorular bölümündeki cevaplara odaklanmanız olacaktır. Kendisine sorduğum standart 12 soruya verdiği cevap sonunda, Mert Oruç’un iç dünyasını çözme olasılığınız yüzdesel açısından çoğunlukta olacaktır.

Son bir gözlemimi sizlerle paylaşarak ayrıntılar bölümünü sona erdireceğim. Oruçoğlu ailesi bana göre, Yılmaz Oruç ve Rahmetli İsmet Oruç’un ardından birçok başarılı ikinci kuşağı iş dünyasına kazandırmış olan bir ailedir. Bu başarı oldukça önemlidir. Bugün itibarı ile 70 yaşı çoktan devirip, hala ikinci kuşağa şans vermeyen, birçok orta ölçekli sermaye sahibi çınarları sanırım bilmeyeniniz yoktur. O çınarlara, müsaadenizle şu gözlemi aktarmak istiyorum.

Yılmaz Oruç, İsmet Oruç, Yusuf Özer, Bekir Demirayak, Mehmet Alimoğlu, İsmail Ünal Turunç, Yaşar Evrenkaya, Fahrettin Çarkgil, Şükrü Sarıdere ve Metin Boztoprak gibi ilk aklıma gelen ve isimlerini buradan yazamadığım büyükler, sermaye ve güç olarak büyük oldukları halde, ikinci kuşağı yetiştirmeyi bildikleri ve kurumsal yapıya inandıkları için, kurdukları işletmeler bugün için büyüme kaydetmektedir.

Geçtiğimiz hafta aramızdan ayrılan ve şahsımın çok yakından tanıdığı ve sevdiği Recai Yumuturuğ’a Cenabı Allah tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Gazeteci Arif Yağcı dostumun sosyal medya sitesinde söylemiş olduğum bir ifadeyi ayrıca buradan tekrarlamak istiyorum: ‘Afyonkarahisar bu şehir ile ilgili büyük hayaller kurabilen ve bu hayalleri dile getirebilen bir insanını kaybetmiştir.’ Nur içinde yatsın, mekanı cennet olsun.

“Afyonkarahisar İş Dünyası Sohbetleri” tüm hızı ile devam edecek. Görüşmek üzere..

Murat AKARÇAY

afyonisdunyasi@hotmail.com

BİZİM SORDUKLARIMIZ

Murat Akarçay: Oruçoğlu ailesinin bir bireyi olarak kendinizi tanıtır mısınız bizlere?

Mert Oruç: 1980 doğumluyum. Liseye kadar Afyon’da eğitim aldım. Üniversite eğitimini Bilkent Üniversitesi’nde tamamladım. Evliyim ve dünya tatlısı iki evladım var.

M.A: Çalışma hayatınıza nasıl başladınız?

M.O: Yakınlarım hariç herkesin pek bilmediği bir anıyı seninle paylaşayım Murat Bey. Çalışma hayatıma başlangıcım bu anının içinde zaten.

M.A: Merakla dinliyorum, okuyucularda aynı merakla takip edeceklerdir. Buyurun lütfen.

M.O: Çalışma hayatıma aile bünyesinde başladım. Rahmetli babam İsmet Oruç, Ankara yolu üzerindeki “Efes” depolarının arkasında bulunan çiftliğimizde bana 50 adet büyükbaş hayvan almıştı. Yeni işimin olduğu yere beni götürdüğünde, gözüme baktı ve “Oğlum bak, sen bu hayvanların beslenmesinden, kesimine kadar sorumlu olacaksın” demişti. Zor bir süreçti benim için. Babama, “Ben bu hayvanların kokusunu ne yapacağım” diye sorduğumda, “Zamanı gelince para kokusuna döneceğini hisset” diyerek ilk ticaret dersimi vermişti.

M.A: Nur içinde yatsın. Saygı ve Rahmetle anmış olalım kendisini.

M.O: Amin. Mekânı Cennet olsun inşallah.

M.A: Sonrası nasıl devam etti peki?

M.O: İlerleyen zamanlarda, “Oruçoğlu Yem Sanayi AŞ’ye geçtim. 2007 yılına kadar buradaki görevime devam ettim. 2007 yılından itibaren “Oruçoğlu Termal Otel” Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine getirildim ve bu görevime devam ediyorum.

M.A: Oruçoğlu Termal Otelin tarihçesini sizden dinleyebilir miyiz? Bu sayede, okuyucularımızda hafızalarını tazeleyeceklerdir sanıyorum?

M.O: Oruçoğlu Termal Otel, 1992 yılında Yılmaz ve İsmet Oruç kardeşler tarafından hizmete açıldı. Otel o dönem itibarı ile Türkiye’nin özel müteşebbis yatırımı olan ilk termal otelidir. İlk hizmete açıldığında 100 odası bulunan otel, 2000 yılında oda sayısını 200’e, 2003 yılında ise 330 oda kapasitesine çıkartmıştır.

M.A: Otelin kaptan köşküne geçtiğiniz 2007 yılından bu yana, sizin kattığınız yenilik ve hizmetler nelerdir?

M.O: 2007 yılından bu yana sağladığımız en önemli girişim otel genelinde uyguladığımız inşaat revizyonlarıdır. Önümüzdeki zamanda ayrıca SPA ve havuz bölümlerimizin revizyonunu planlıyoruz. Ayrıca, “Fizik Tedavi Dal Merkezi”nin tekrar otelimizde hayata geçmesi bir başka sağladığımız önemli hizmettir.

M.A: Fizik Tedavi Merkezleri bir termal otel için çok önemli. Bu önemi teknik boyutunu sizden alabilir miyiz?

M.O: Aslında çok önemli bir soru yönelttiniz Murat Bey. İlimizde termal kaynaklar olduğu müddetçe ve bu termal kaynaklardan otellerimiz hizmet sektörüne katkı sağlayacağı sürece bizlere lazım olacak en önemli unsur yetişmiş insan zenginliğidir. Bu bağlamda, önemli bir ihtiyacı dile getirmede fayda var. Ciddi anlamda, Termal otellerin Fizyoterapist eksiği bulunduğunu önemle belirtmek istiyorum. Şükürler olsun ki bu sıkıntıyı gören “Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi” fizyoterapist ihtiyacını gidermek üzere bir bölümü hizmete açtı. Önümüzdeki yakın zamanda hizmete açılan bu bölümden mezun olan fizyoterapistler, bizlerin ihtiyacını önemli derecede giderecekler inancındayım. Bireysel olarak bir teşekkürü ayrıca etmek istiyorum. “Afyon Kocatepe Üniversitesi Fizik Tedavi Hastanesi” tam kapasite ile hizmete açıldığında Ülkemizin en önemli ihtisas hastanelerinden birisi olacaktır.

M.A: Manisa’da hizmete açılan Oreko Otel’i sormak istiyorum. Neden Manisa’ya yatırım yaptınız?

M.O: Kaynaklarımız nezdinde bir şehir oteli yatırımını programımıza aldık. Yatırımı nerede yapabileceğimiz konusunda profesyonel bir araştırma şirketinden destek aldık. Şirket, bizlere potansiyel arz eden 3 şehir belirtti. Bizler de bu üç şehirden birisi olan Manisa’yı tercih ettik.

M.A: Bugün itibarı ile baktığınızda yatırımdan memnun musunuz?

M.O: Kesinlikle evet. Manisa’da mevcut bulunan potansiyel ihtiyaçlar açısından doğru bir yatırım yaptık. Aynı zamanda, bu yatırım ile sağlamış olduğumuz “Oreko” markasını bir otel zincir haline getirmeyi planlıyoruz.

M.A: Oruçoğlu ailesinin aynı zamanda Yalova’da yat imalatı yapan bir tersanesi bulunmakta. Tersane yatırımı ile ilgili bilgi verir misiniz?

M.O: Tersane yatırımının başında İsmail ve Levent Oruç Bey bulunmaktadır. 50 metre ve üzeri yatların üretimini yapıyorlar. Kendilerine teşekkür ediyorum. Ailecek gurur duyduğumuz önemli ve başarılı işlere imza atıyorlar.

M.A: Ekonomist Dergi’sinin Anadolu’nun en etkin 50 ismi listesinde sizinde adınız bulunmakta. Elde edilen bu başarının hikayesini dinleyelim mi sizden?

M.O: Bu başarının temeli amcam Yılmaz Oruç ve Rahmetli babam İsmet Oruç’un bize bıraktığı işleri daha ileriye taşımanın çabasıdır. Ayrıca bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Dergi’de yayınlanan listede benim ismimin bulunması sadece derginin bir teklifidir. Sıralama, Mert Oruç ismi üzerinden değil, Oruçoğlu grubunun tüm yatırımları üzerinden belirlenmiştir. Bu ayrıntının ilimiz kamuoyunda bu şekilde bilinmesi benim için önemlidir.

M.A: Sohbetimizin başında rahmetle anmıştık. Tekrar sözü kendisine getirmek istiyorum. Babanız İsmet Oruç ile ilgili neler söylemek istersiniz?

M.O: Çok erken yaşta kaybettim babamı. Bambaşka bir insan ve benim için önemli bir değerdi kendisi. Hayattayken söylediği bir sözü hala cüzdanımda taşırım ben biliyor musun?

M.A: Cüzdanınızda taşıdığınız o söz nedir merak ettim?

M.O: Erzurumlu İbrahim Hakkı efendinin “Tefvizname” adlı eserinden bir bölümdür o söz. “Hak şerleri, hayıreyler. Zannetme ki gayreyler. Mevla’m görelim neyler. Neylerse güzel eyler. Sen yeter ki sonunu seyreyle.

M.A: Sabır ve selameti anlatan bir söz.

M.O: Evet bence de kesinlikle öyle.

M.A: Hakkı Oruç diyeceğim bu sefer de. Ağabeyiniz ile ilgili neler söyleyeceksiniz?

M.O:  Sevgili ağabeyim, benim baba vekilimdir. Tam 10 yaş büyüktür benden kendisi. Bana kattığı ve öğrettiği en önemli değer, iş ve kardeşliği birbirinden ayırmadaki çizgidir kendisinin. Kısaca,  Hakkı Oruç’un tezgâhından geçtim ben. Sağlam bir tezgahtır bu arada ilan ediyorum buradan. (Gülüşmeler) Ben bugün başarılı olabiliyorsam başta babam rahmetli İsmet Oruç, amcam Yılmaz Oruç ve Ağabeyim Hakkı Oruç’un üzerimde önemli katkıları bulunmaktadır. Son bir söz söylemememe müsaade eder misin?

M.A: Tabii buyurun lütfen?

M.O: Rahmetli babamla sadece 2 yıl çalıştım ben. Hepsi sadece 2 yıl. Keşke bu seneler daha uzun olsaydı. Çünkü ondan alacağım daha çok şey vardı. Erken kalkanın, erken yol almadaki güzelliği bu olsa gerek diye düşünüyorum.

M.A: Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası’nın en genç meclis üyelerinden birisi olarak geçen dört yılı değerlendirmenizi rica edeyim?

M.O: İlk meclis tecrübem benim. 4 sene çok hızlı geçti. Meclis bünyesinde uyumlu bir çalışma süreci geçti diye düşünüyorum. Geçen 4 yılın sonunda ortaya çıkan yeni bina ATSO Meclisi ve Yönetim Kurulunun en güzel başarısıdır. Ayrıca, binanın yapıldığı coğrafi konum itibarı ile o noktada sıradan bir bina yapılamazdı diye düşünüyorum. Hüsnü Serteser başkana bu vesile ile teşekkür ediyorum.

M.A: Sohbetimizin sonuna geldik. Son olarak neler söylemek istersiniz?

M.O: Afyon İş Dünyası Sohbetleri projesinde yer almaktan mutluluk duydum ve çok keyif aldığım bir röportaj oldu. İlimiz iş dünyası, bu röportajları yakından takip ediyor ve edecekler de. Emeğinize ve ekibinize şimdiden teşekkür ediyor, çalışmalarınızda üstün başarılar diliyorum.

YAKIN PLAN SORULAR

 

Murat Akarçay: İş Adamı olmasaydınız hangi mesleği yapmak isterdiniz?

Mert Oruç: Kesinlikle oyun yazılımı üzerine eğitim alacağım bilgisayar mühendisi olmak isterdim.

M.A: Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?

M.O: Işınlanma yeteneğine sahip olmak isterdim. Bazen o kadar çok ihtiyacım oluyor ki anlatamam sana.

M.A: Hayatta sevdiğiniz 4 şey nedir?

M.O: Ailem, dostlarım, not defterlerim ve otelde misafir ettiğimiz misafirlerin memnuniyetlik ifadeleri en sevdiğim dört şeyi oluşturuyor.

M.A: Bugün 18 yaşına tekrar dönseniz hangi hataları yapmazdınız?

M.O: Güzel bir soru. Yurt dışında eğitim alırdım. En az dört sene yurt dışında iş tecrübesi edinirdim. Liseyi İstanbul’da okurdum.

M.A: Kendinizde sevmediğiniz en kötü huyunuz nedir?

M.O: Karnımın geniş olması ve üşengeçlik huyumu hep yargılarım. Ne isterdim diye soracak olursan insan ilişkilerinde daha aktif olmayı isterdim diye cevap verebilirim.

M.A: Hayatta aldığınız en büyük risk nedir?

M.O: Net cevap vereyim. Hayatta pek risk aldığım söylenemez. İki kere iki dört kadar kesin.

M.A: Kendinizde gördüğünüz en güçlü yön nedir?

M.O: Rakamları çok iyi analiz ederim. Hiyerarşik ilişkilere verdiğim önem huyumu severim.

M.A: Kriz yönetiminde yol haritanız nedir?

M.O: Rakamları iyi okuma yönümden olsa gerek, sakin düşünmeye çalışırım ve sonuca doğru ilerlemek isterim. Her krizin, bir sonu ve çözümü vardır nihayetinde.

M.A: Sizi en çok ne rahatsız eder?

M.O: İş konusunda risk alabilecek faktörlerde daha cesur olmayı isterdim. Ayrıca kitap okumama yönümde beni rahatsız eder.

M.A: Hayatta aldığınız en kötü ve en iyi karar nedir?

M.O: En iyi kararım kesinlikle eşimle birlikte kurduğum evlilik ve dünyaya gelen iki evladım. Kötü kararım ise az önce belirttiğim gibi yurt dışında eğitim almamam. İşin ilgin kısmı ise imkan ve fırsat varken bunu yapmamam.

M.A: Sizi en çok ne ya da neler mutlu eder?

M.O: Huzur bütün mutlulukların başlangıcı bence. Ayrıca iş hayatında hedeflere ulaşmakta beni bir başka mutlu eder.

M.A: En çok hangi yönünüzle hatırlanmayı vasiyet edersiniz?

M.O: Genç yaşta vasiyet vermekte güzel. Bu röportaj serilerinin, bu bölümünde, en çok bu sorunun cevaplarını merakla okuyorum bende. Mert Oruç iyi bir insandı denilmesi en büyük ödül bence.

GENÇ GİRİŞİMCİLERE DERSLER

 

Murat Akarçay:  Para kazanmanın yolu sizce nereden geçiyor?

Mert Oruç: Kesinlikle dürüst olmaktan, şeffaf olmaktan, ikiyüzlü olmamaktan, samimi olmaktan, rakamlarla iyi anlaşmaktan ve cesaretli olmaktan geçiyor bence.

Murat Akarçay: Bir iş adamının sizce 3 kırmızıçizgisi nedir?

Mert Oruç: Rüşvet vermemeli, yönetimsel olarak alınan prensip kurallarına bağlı yaşamalı ve en önemlisi düzenli aile yaşamı olmalı.

Murat AKARÇAY 05.03.2013

afyonisdunyasi@hotmail.com