Kurtuluş Gazetesi geçmişe ışık tutuyor

14 Haziran 2011 - 01:08

Araştırmacı Yazarımız Arif Yağcı'nın her pazartesi sizlerle buluşturduğu 'Haber Safari' köşesi büyük ilgi görüyor. Her köşesi tarih fışkıran Afyonkarahisar'ın bilinmeyen ya da ismi unutulmuş çok ...

Araştırmacı Yazarımız Arif Yağcı’nın her pazartesi sizlerle buluşturduğu ‘Haber Safari’ köşesi büyük ilgi görüyor. Her köşesi tarih fışkıran Afyonkarahisar’ın bilinmeyen ya da ismi unutulmuş çok sayıda kültür mirasını ve tarihi şahsiyetleri Kurtuluş Gazetesi okuyucuları ile buluşturan Arif Yağcı Zaferin Başkentinde şehitlikleri ve savaşın yaşandığı mekanları bilinmeyen yönleri ile anlatmaya devam ediyor

BALI SULTAN’I ANLATTIK

Osmanlı döneminin ilk yıllarına ait mezar taşı ve motifleri ile her halinden Horasan Erenlerinden olduğu anlaşılıyor. Yaşadığı dönemde yöresindeki insanlara hak yolu göstermiş, ışık ve nur sepelemiş. Çok derin izler bırakmış yörede. İslam’dan, İlim’den, IŞIK almak isteyen, Balı Sultanın önünde diz çökmüş, boyun bükmüş, saf tutmuş. Bundan dolayı  köyün adı Işıklar olarak kalmış. Işıklar’lı Bu Allah Dostunu her an yad etmiş; kızına Sultan, oğluna Balı koymuş, mübarek zatın adını asırlarca yaşatmış.

Erler arasında Balı demeye gör hepsi ayağa kalkar, buyur ağam diye. Kadınlar arasında Sultan deseniz hakeza…

Bir ara ihtiyaçtan dolayı kasabaya mezarlık yapmak için çalışmalar başlamış. Işıkların ileri gelen Ak Sakalları durun hele demişler.

Bizler en zor dönemlerde atamızı eski köy mezarlığına götürerek defnettik. Balı Sultan’nın manevi gölgesine emanet ettik.

Ecdadını, Atasını, unutandan, gözden ırak kalandan hayır gelmez deyince; bu karardan vazgeçilmiş ve ikinci mezarlığı aynı yere yapmışlar. Belediye cenaze taşıma hizmetini yapınca buradan bağları kopmamış vatandaşın.

GİRESUNLU GÖNÜLLÜ ŞEHİTLERİ ANLATTIK

Afyonkarahisar’da Kurtuluş savaşında şehit düşen Giresun uşağının yattığı ve Afyonkarahisar şehitlikleri içinde asıl şehitlerin yattığı, hakiki şehitlik olan tek yerdir. Diğerleri sanaldır mizan seldir. Giresunlu Gazi Ahmet Asal’da arkadaşları gibi şehit olsaydı burada şehitlikte olmayacaktı. Asal’ın sağ kalışı sayesinde Giresun şehitliği var olmuştur.  Her şeyin kaydı tutulurken gönüllü alayların isimlerinin bilinmemesi mantık almamaktadır. Bu isimlerin tespit edilmesi gerekmektedir. Giresun Uşağının burada varlığı savaşın seyrini tamamen değiştirmiştir. Kurtuluş Savaşında Giresun’un bilinenin ötesinde de kat be kat bu topraklarda insanı yatmaktadır.  Dede sivrisi ile Özburun arasında bulunan köy ve kasaba mezarlarında gönüllü şehitler bulunduğu gibi, savaş alanında kalanların sayısı hepimizce meçhul durumdadır. Hiçbir yetkili bu konuda bilgi sahibi değildir. Araştırma inceleme gayretinde bile olmamış, para yok, ödenek yok, eleman yok mazeretlerinin arkasına sığınmışlardır.

ESİRÜDDİN EBHERİ’Yİ ANLATTIK

Esirüddin Ebheri Horasan Erenlerinden, Alim bir zat. Yörede insanlara ışık olmuş. Pek çok talebe yetiştirmiş, kitap yazmış bunlar medreselerde okutulmuş. Selçuklu’nun son döneminin Alimi olmasına rağmen Osmanlı’nın gelişmesine zemin hazırlamış yörede.

Eber kasabası ile gölünün ismi bu mübarek zattan gelmektedir. Türbesi Vakıflarca aslına uygun restore edilmiş: Ancak Esüriddin Ebheri’nin kabrini türbenin içinde göremedik. Zemini dümdüz mermerle kaplı bi tuhaf olduk. Bu olumsuzluğun giderilmesi gerekiyor. Özel idare tarafından buranın yolunun yapılması gerekiyor. Bu Mübarek zatlar olmasaydı Anadolu’yu yurt yapabilmemiz mümkün olamayacaktı.

EBER GÖLÜ’NÜ ANLATTIK

Rehberimiz Abdil Şahin bir sandal ayarladı. Böylece Eber gölü gezintimiz başladı. Plato her haliyle mükemmel. Gözümüzün önünde uzayıp giden göl, karşımızda bütün heybetiyle yükseliveren Sultan dağları. Sazlıkların arasından fırlayıp giden kuşların her bir çeşidi.

Kargo uçağı gibi göle iniş yapan pelikanlar. Bu hayvancıklar simetrik yüzüyor, simetrik uçuyor. Bu karabataklar bi alem, insanla dalga geçiyor adeta. Balıkçılların endamı, salınışını görmeniz gerekiyor anlatmakla olmuyor bu işler. Kamışların dibinden gittik bir süre, ee fotoğrafta çekmemiz gerekiyor hani. Eber gölünde yüzen ada yada ev tabir edilen yuvacıklarda gördük. İşin keyiflileri burayı mekan tutar her türlü stresten uzak yaşarmış.

SEYYİD HASAN-İ BASRİ’Yİ ANLATTIK

Sizlere Seydiler Kasabasında medfun bulunan Şanlı Peygamberimizin mübarek soyundan, bir Veli, bir Evliya, bir Hak dostu, bir Alim, bir Tabib olan Seyyid Hasan-i Basri Hazretlerini anlatmaya çalışacağız. Seyyid Hasan-i Basri Horasandan erenlerinden.Ahmet Yesevi Hazretlerinin tedrisatından geçer. Daha sonra  Halepte çeşitli alimlerin sohbetinde bulunur. Bu arada Halepteki Medreseden Tıp ili mini’de öğrenir. Tabib olarak icazet alır. Aldığı bir işaretle Anadolu’ya doğru yol alır. Kırşehir Karacahöyükte oturan Hacı Bektaşi Veliye bir süre talebe olur. Sonrası Sivrihisar’da Seyyid Nurettin önünde diz çöker ilim deryasında o mubarek zattanda alacağını alır. Sivrihisar’da ilim tahsilinde iken,  Yargeldi Sultan, Karaca Ahmet Sultan ve Hayran Veli ile arkadaş yaren olurlar. Dört arkadaş, Karahisarı Sahip’e (Afyon) gelirler. Burada ahaliye her konuda ilim irfan ve şifa dağıtırlar. Kale civarını gezerlerken, oldukça susarlar, birde vakit namazı için abdest almaları, da gerekmektedir. Karaca Ahmet Sultan burada su olacak der, asası ile vurduğu yerden su çıkar. Zamanla bu suyun çıktığı yere çeşme yapılır. Yüzyıllarca suyu dinmeden akan bu çeşme olucak çeşmesidir. Zaman ve devir Osmanlı, Orhan Gazi dönemidir. Bizim Dervişlere dirlik olarak verilen köylere gider ve buraları her konuda abad ederler.

Karaca Ahmet Sultan Karacaahmet Köyün de, deli ve ruhi hastalara şifa dağıtır.

Hayran Veli Kayıhan köyünde cilt hastalıklarını tedavi eder.

Yargeldi Sultan Göynük köyünde sara ve benzeri hastalarına şifa bulur.

Hasan-İ Basri Hazretleri De Seydiler Köyünde Kuduz Hastalığına Şifa Çare Olur. Dervişlerimiz buralarda şifa dağıtmakla kalmaz, tekkelerini zaviyelerini de kurar hem ilim öğretir, hem de civarına ışık olurlar. İnsanlar coğrafyanın en ücra noktalarından buralara koşar. İlim almaya, şifa bulmaya.

BAYAT KİLİMİ’Nİ ANLATTIK

Bayat Kaymakamlığının girişimleri ile başlatılan ve yöre’ye ekonomik katkı sağlaması ve el emeğinin değer bulması için yapılan çalışmalar bu gün dünya çapında üne kavuşmasına vesile olmuştur.  Bayat kilimi önce koyunların yünlerinden seçilir ayıklanır, yıkanır aklanır paklanır. Ardından kirmanla bi güzel eğrilir bükülür. Koca çileler haline getirilir. Sonrası Bayatın dağlarından toplanan mazı, palamut, ceviz kabuğu, piynar ve daha buna benzer tabi boya bitkileri toplanır kurutulur. Ardından koca koca kazanlarda yeterince kararıca kaynatılır. İşin ustası ve erbabı apak yünden eğrilmiş iplik halindeki çile topanlarını kazanlara doldurur. Belli bir vakitten sonra ipler kazandan çıkarılır iplere asılır. Ana rengin her nevi göz alırcasına ışıl ışıl parlar. Kurutulup arıtıldıktan sonra kilim dokuyan kızlarımızın önüne gelir.

Kızlarımız nakış nakış, ilmek ilmek, emek emek dokur kilimleri. Her bir kilim bir hayattır, bir yaşamdır. Kilimlerin her birinde bir anlam mana yüklüdür. Bizim özümüz, çilemiz, aşkımız, hasretimiz nakışlanır kilimlere. Okuya bilene bir mektup, bir mesajdır Bayat kilimi.

ANLATMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Afyonkarahisar’ı Araştırmacı-Yazarımız Arif Yağcı’nın arşivinden sizlerle buluşturmaya devam edeceğiz. Kurtuluş Gazetesi olarak tarihi ve kültürü gün yüzüne çıkartmayı, sizlerle buluşturmayı sürdüreceğiz Kurtuluş