☰
✕

Kürtler, Safeviler yüzünden OSMANLI'YA YANAŞTI

23 Ocak 2014 - 12:32

TARİHTE TÜRKLER VE KÜRTLER' SEMPOZYUMU   Gaziantep Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bilgehan Pamuk, katıldığı bir sempozyumda yaptığı açıklamalarda, tarih boyu Türkler ve Kürtlerin ...

TARİHTE TÜRKLER VE KÜRTLER’ SEMPOZYUMU

 

Gaziantep Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bilgehan Pamuk, katıldığı bir sempozyumda yaptığı açıklamalarda, tarih boyu Türkler ve Kürtlerin ilişkilerini anlattı. Kürtlerin korkudan Şah İsmail’e itaat ettiğini kaydeden Pamuk, Kürtlerin Osmanlı’ya Safeviler yüzünden yanaştığını belirtti

 

 

 

 

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Tarihte Türkler ve Kürtler’ adlı uluslararası sempozyuma katılan Prof. Dr. Bilgehan Pamuk, Şah İsmail’in Kürtlere düşmanca tutumu nedeniyle, Kürtlerin Osmanlı’ya sempati duyduğunu ifade ederek, “XVI. yüzyıl başlarında Şah İsmail’in liderliğinde zuhur eden Safevi Devleti, Akkoyunluların da zayıflığından istifade ederek onlara bağlı bölgeleri kısa zamanda idareleri altına aldılar. Şah İsmail’in faaliyetleri Osmanlıların dikkatini çekmişti. Osmanlı Sultanı, Şah İsmail’in propagandacılarının Anadolu’ya sızmasının önüne geçmek maksadıyla özellikle Doğu ve Güneydoğu’da Safevilerin uzaklaştırılmalarının gerekliliğine inanmıştı. Bundan dolayı Safevilerin batı kesimlerinin baskı altında tutulabilmesi gayesiyle bölge ile yakından temasa geçilmişti. Zira bölge havalisinin geneli Sünni olmalarından dolayı Osmanlılara karşı eskiden beri sempati vardı. Hatta daimi surette baskı altında tutulan Sünni Kürt beylerinin bir kısmı Osmanlılara olan ilgilerinden dolayı Çaldıran Savaşı arifesinde Şah İsmail tarafından tevkif ettirilmişlerdi. Şah İsmail’in Kürtlere karşı düşmanca tutum ve davranışlar sergilemesi, Safevilere karşı olan nefreti daha da artırmıştı. Kürtlerin Şah İsmail’e itaati ise sadece korkudan kaynaklanmıştı. Bu duruma daha fazla tahammül edemeyen bir kısım Kürt beyleri Osmanlıların tarafına katılmışlardı” dedi.

 

UZUN HASAN GİBİ KÜRT AHALİYE YÜZ VERMEDİ

Pamuk, şöyle devam etti: “Akkoyunluların zayıflamasından sonra Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yeni bir yapılanma görülmüş ve Kürt beyleri kendi hakimiyet alanlarını oluşturmaya çalışmışlardı. Bu esnada Şah İsmail, yerel unsurları itaat altına alma çabasına girmişti. Akkoyunlu Uzun Hasan gibi Kürt ahaliye özellikle mahalli beylere karşı taviz vermeyen, hatta onları farklı mıntıkalara sevk eden bir Safevi idaresine itaat edilmesi söz konusuydu. Ancak bölge ahalisi Şii yönetimin tavrından hoşnut değildi. 1510 yılında Kürt ahalinin meskun olduğu Diyarbekir ve havalisinde Safevilere karşı birtakım olaylar cereyan etti. Dulkadiroğlu Alaüddevle, Sünni ahaliyi Safevi idaresinden kurtarabilmek için Âmid’e askeri bir sefer düzenlemişti. Safevilerin Diyarbekir valisi Ustacalu Muhammed’in kuvvetleri, Alaüddevle’ninkileri bir kere daha ağır bir yenilgiye uğratmışlardı. Böylelikle Âmid ve çevresinin Safevilerden alınması için yapılan girişim başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Ancak Safevi yönetimine karşı Diyarbekir’deki Sünni halkın ayaklanmalarının önü alınamamıştı. Giderek artan baskıcı tutuma daha fazla dayanamayan bölge ahalisi, fırsat bulur bulmaz ayaklanmışlardı. Ancak yeterince organize olmadıklarından isyanlar kısa süre içerisinde bastırılmıştı.”

 

 

KÜRTLER SAFEVİLER YÜZÜNDEN OSMANLI’YA YANAŞTI

Safevilerin Çaldıran’da ağır bir yenilgi almalarının özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan Sünni halka beklediği fırsatı verdiğine işaret eden Prof. Dr. Pamuk, “Savaş sonrası, Safevi yönetimine karşı yavaş yavaş kıpırdanmalar başlamıştı. Baskıcı Safevi idaresinden memnun olmayan Kürtler; Şah İsmail’in mağlup olması üzerine harekete geçmek için uygun bir ortam bulmuştu. Kürtler, Safevilere karşı Osmanlı Sultanı’nın himayesine alınmak gerekliliğine inandıklarından, öncelikli olarak Yavuz Sultan Selim’in yakın çevresinden İdris-i Bitlisi ile irtibat kurmaya çalışmışlardı. İdris ile temasa geçen ahali onun telkinleri ile önce şehirde bulunan Safevileri kovdukları gibi bunlardan bir kısmını da katletmişlerdi. Böylelikle 1507’den itibaren zorla ve zulümle tesis edilen Safevi idaresi, 1514 yılının sonlarına doğru sona ermişti. Osmanlı Sultanı, Doğu ve Güneydoğu’da Safevilerin uzaklaştırılmalarının gerekliliğine inandığından bölge ile yakından temasa geçilmişti. Daha fazla tahammül edemeyen bir kısım Kürt beyleri Osmanlıların tarafına katılmışlardı. I. Selim, kendi rızaları ile Osmanlı idaresine gireceklerini beyan edenlere karşı duyarlı bir yaklaşım sergilemişti. Osmanlılar, bölgede Safevilerin yeniden nüfuzlarını tesis etmelerini engellemek gayesiyle Şeyh Hüsamettin’in oğlu İdris-i Bitlisi’yi görevlendirmişti. İdris, Urmiye Gölü’nden Malatya ve Diyarbekir’e kadar uzanan bölgenin Safevilere karşı ayaklandırılması ve Osmanlı idaresine alınmasına gayret edecekti. Selim, bazı Kürt beylerine birtakım ihsanlarda bulunmuş ve böylelikle Safevilere karşı hem ittifaklarını hem de itaatlerini elde etmişti” diye konuştu.