KONTÖRCÜ GAZETECİ
KONTÖRCÜ GAZETECİ Benim üslubumu beğenmeyenler yönetiminde bulunduğum dernekle ilgili yazı yazıyor, cevap verince de 'olmadı', 'yakışmadı' falan filan işte. Aslına bakarsanız bahse konu muhteremleri 'muhatap' ...
KONTÖRCÜ GAZETECİ
Benim üslubumu beğenmeyenler yönetiminde bulunduğum dernekle ilgili yazı yazıyor, cevap verince de ‘olmadı’, ‘yakışmadı’ falan filan işte.
Aslına bakarsanız bahse konu muhteremleri ‘muhatap’ almamam gerektiğini ve bu şekliyle kendilerini gündemde tutmak arzusu içerisinde oldukları uyarısı bana defalarca yapıldı.
Ama koskoca yazı içerisinde bir tek cümle beni tekrar cevap vermeye itti.
Bakınız bana ‘hazımlı’ olmaktan bahsedenler derneğin eksiği ya da fazlası ile yaptığı bir etkinliği bile hazmedemedikleri için bu yolla sataşmayı tercih ettiler.
Sevgili Ertuğrul Sevim;
Yazının bütününde Cemiyete atfettiğim cümlelerin haksızlığından filan bahsetmişsin. Cemiyet-Dernek arasında bir bölünmeden filan da bahsetmiş ve benim gibi bütün meslektaşlarımı kendine güldürmüşsün.
Dikkatini çekerim üzerinde durduğun ve senin kamplaşma ve bölünme dediğin mevzu bir grup gazetecinin derneği kurduğu günden itibaren başlamıştı. Şu sıralarda da tamamlandı.
Herkes safını ve rengini belli etti.
Ama benim asıl üzerinde durduğum konu şu;
“Gazetenizde şoförlük yapan arkadaşa bile devletin koskoca Valisinin elinden köşe yazarı ödülü verdirttin” diye bir cümle var ki yazının içerisinde gerçekten ayıp.
İnsanların onurunu kırmak, onlar hakkında yazı yazıp küçük düşürmek çok kolaydır.
Seninde çok yakından tanıdığın bu arkadaşın seninle ilgili tek bir olumsuz düşüncesi olmamasına rağmen işin içerisine onu da çekmen sana hiç yakışmadı.
En azından mesleğini (şoförlük) sanki aşağılanacak bir işmiş gibi lanse etmek seni küçük düşürdü.
Şimdi empati yapalım azcık;
Senin bahsettiğin manada ödülü hak eden gazeteci demek iaşesini bu işten kazanan kişi demek oluyor. O arkadaş şoförlük yaptığı için ödülü hak etmemiş olabilir. Haklısın. Ancak sende biliyorsun ki senin de asıl işin gazetecilik değil. Ben şimdi çıkıp “Yıllardır cemiyet kisvesi altında bir telefoncu resmi törenlerde çelenk koyuyor. Hem de koskoca Devletin Valisi ile birlikte. Ayrıca kontör ve şarj aleti satan birisi çıkıp bir gazetenin yazı işleri müdürüne cevap verme hakkını kendinde buluyor.”desem hoş olur mu?
Bunlar çok yanlış şeyler.
Ayrıca gazetemizde çalışan arkadaşın ‘hiciv’ dalında yazdığı köşe yazılarının sizinkinden daha çok okunduğu kesin
“Bu ödül töreninin tüm olumsuz faturası sana ait, bunu herkes biliyor” demişsin.
5 kişilik yönetim kurulu bulunan bir dernekte alınan kararların bütün olumsuz faturasının bana ait olacağını söyleyince ‘bu ne perhiz bu ne lahana turşusu’ demekten kendini alamıyor insan.
Benden bu konuda tecrübeli olduğunu düşünerek böyle durumlarda kararın oy birliği ya da oy çokluğu ile alınacağını hatırlatmak isterim.
Dolayısıyla ortada olan başarı ya da başarısızlık tek bir kişiye mal edilmez.
Ama siz cemiyette öyle yapıyorsanız ben ona karışmam.
Beni de hiç mi hiç ilgilendirmez.
Tabii hala Cemiyet yönetimi toplanabiliyorsa.
Son olarak bir şey dikkatimi çekti Ertuğrul abi;
Bütün sorularıma cevap vermişsin ama birtanesi hariç.
Sorumu tekrarlıyorum eğer verilecek bir cevabın varsa
‘Siz cemiyet olarak ne yaptınız’
bu sorunun cevabını bekliyorum
Ama ben bir daha bu konu hakkında cevap yazmayacağım
Yazarın Önceki Yazıları
GÖNÜL İNSANLARINA HAKSIZLIK EDİLDİ