Karapınarlı'lar Mustafa Çavuş'un adının yaşatılmasını istiyor
Sultandağı ilçesine bağlı Karapınar beldesinde 'Heykel Koca' olarak bilinen Çanakkale askerlerinden Mustafa Ülker'in adının yaşatılması için belde halkı harekete geçti. Karapınlarlı'lar, Mustafa Çavuş'un unutulmaması için ...
Sultandağı ilçesine bağlı Karapınar beldesinde ‘Heykel Koca’ olarak bilinen Çanakkale askerlerinden Mustafa Ülker’in adının yaşatılması için belde halkı harekete geçti. Karapınlarlı’lar, Mustafa Çavuş’un unutulmaması için Afyonkarahisar Valiliği tarafından abide yaptırılmasını talep ettiler.
Afyonkarahisar’ın Sultandağı ilçesine bağlı Karapınar beldesinde yaşayanlar 1948 yılında vefat eden Çanakkale kahramanlarından Mehmet Çavuş’un unutulmamasını istedi. Mustafa Çavuş’un torunu Mustafa Ülker, 1948 yılında vefat eden dedesi Mustafa Çavuş’u düşman askerinin değil vefasızlığın vurduğunu söyledi. Bugün, Afyonkarahisar’da Mustafa Çavuş’un adını duyan çok az kişinin olabileceğini belirten Ülker, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ile Afyonkarahisar Valiliği’ne çağrıda bulunarak dedesi adına bir abide yapılmasını ve isminin yaşatılmasını istedi.
MEZARI BİLE BELLİ DEĞİL
Bazen Çanakkale Valiliği’nden, bazen de Ankara’dan dedesinin fotoğrafının istenildiği bir mektup geldiğini anlatan Ülker, fakat fotoğrafını bulmayı bırakın, Mustafa Çavuş’un mezarının bile belli olmadığını kaydetti. Ülker, dedesi ile ilgili olarak şunları anlattı: “Kanlısırt’ta uğursuz mitralyözü (makineli tüfek) susturduğunda 23 yaşındaymış. Çok heybetli ve gözü pek birisiymiş. Onun için köyümüzde ‘Heykel Koca’ namıyla bilinir. Muharebeden sonra Karapınar’a dönmüş. Ben doğmadan önce vefat etmiş. Ne sırtı doğru dürüst gömlek görmüş, ne de üzerine oturacak bir minder bulabilmiş. Ömrünün geri kalan kısmını bir hasır üzerinde geçirmiş. Ama bu durumdan hiç şikayet etmemiş. Onlara çok şey borçluyuz. Ama adını bilen yok. İsminin yaşatılmasını istiyoruz.”
ADINI YAŞATALIM
Karapınar Belediye Başkanı İbrahim Kobuk da Çanakkale Zafer Haftası’nda vatan için mücadele eden kahramanların minnetle yad edildiğini, ama yanı başımızda bulunan insanların unutulduğunu söyledi. Başkan Kobuk, Çanakkale harbi için kasabalarından çok sayıda gencin gittiğini anlattı. Bunlardan dönen olduğu gibi şehadet şerbetini içenlerin de olduğuna yer veren Kobuk, şöyle devam etti: “Biz Mustafa Çavuş, Ahmet Çavuşların hatıralarını dinleyerek büyüdük. Ancak bizden sonra gelen nesillerin bundan haberi yok. Mustafa Çavuş’un kahramanlığı Harp Mecmuası’nda bölük komutanının ağzından anlatılmış. Biz gelecek nesillere Mustafa Çavuşları öğretmezsek Çanakkale ruhunu nasıl canlı tutacağız? Onu hatırlatacak, çocuklarımıza anlatacak çalışmaların yapılmasını istiyoruz. Mesela köyümüze bir abide yapılabilir. Bunu bir belediye başkanı değil beldem adına söylüyorum. Çünkü herkesin temennisi bu.”
MUSTAFA ÇAVUŞ’UN HİKAYESİ
1892 yılında doğan Mustafa Çavuş, harp patlak verilince askere çağrılır. Bölük komutanının hatırasında anlattığına göre 25 Nisan 1915 günü Kanlısırt’ta düşmanla çarpışır. Ancak düşmanın ileri siperlerinden birinde tek bir mitralyöz (makineli tüfek) vardır ve Türk siperlerine göz açtırmamaktadır. Hatta tüfeğin kurşunlarına hedef olan çok sayıda askerimiz şehit düşer. Bölük komutanları o akşam toplanıp sohbet ederken, mitralyözü konuşur. Siperler yakın olduğu için topçular da ateş edememektedir. Bu sırada bölük çavuşu Mustafa, bir durumu arz etmek için komutanlarının yanına gelir. Komutanlarından biri “Sen ne dersin ha, Mustafa Çavuş… Can sıkmaya başlamadı mı bu mitralyöz?” diye sorar. Mustafa Çavuş birden bire canlanır. “Ben bunu gidip getiririm” der. Mustafa Çavuş’u herkes iyi tanır. Fakat latife olsun diye, subay: “Satmıyorlarmış galiba …. Mustafa Çavuş!” diye konuşur. Fakat o etrafındakilerin gülümsemesini yarıda bırakan bir çeviklikle kendisini siperin üzerine fırlatır ve gecenin karanlıklarına karışır. İki hemşehrisi de peşinden gider. Bir süre sonra Mustafa Çavuş, sırtına aldığı mitralyöz ve bir arkadaşının cesedi eli mevziye iner: “Alın şu uğursuzu” der, “Bana pahalıya oturdu!…”