Kaos varken gelişme olmaz
Kaos varken gelişme olmaz Afyon Kocatepe Üniversitesi tarafından düzenlenen Çarşamba Sabah Toplantısında bu hafta da "Güvenlik" kavramı ele alındı. Toplantıya Emekli Fikret Öztaylan başkanlık yaptı. 'Güvenlik' ...
Kaos varken gelişme olmaz
Afyon Kocatepe Üniversitesi tarafından düzenlenen Çarşamba Sabah Toplantısında bu hafta da “Güvenlik” kavramı ele alındı. Toplantıya Emekli Fikret Öztaylan başkanlık yaptı. ‘Güvenlik’ konusunun önemli olduğunu belirten Öztaylan, kaosun olduğu ortamlarda ‘gelişme’den, ‘bir arada olmak’tan söz edilemeyeceğini ifade etti.
Rektör Yardımcısı ve Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Belkıs Özkara, can, mal ve bilgi güvenliği konusuna değindiği konuşmasında “Güvenlik konusunun, çağlar boyunca, kaybedecek hiçbir şeyi olmayanlarla kaybedecek çok şeyi olanlar arasında söz konusu olduğunu düşünüyorum. Son yıllarda zenginler ile fakirler arasındaki farkın artması, özellikle de site dediğimiz yerlerde insanların yüksek güvenlik tedbirleri ile kendilerini koruyarak yaşadıkları bölgelerin ortaya çıkmasının nedenidir. Yani, bir tarafta çok kazanan ve kaybedecek çok şeyi olan insanlar, hiçbir şeyi olmayan ve kaybedecek bir şeyi olmadığı için de gözü kara bir şekilde insanların canına, malına saldırabilecek durumda insanlardan kendilerini korumaya çalışıyorlar. Bana göre, olayın temelinde ciddi anlamda ekonomik eşitsizlikler yatıyor. Belki demokrasinin yeterince gelişememesinin veya problemli olmasının da altında bu yatıyor. Eğer gelir dağılımındaki adalet sağlanabilseydi ve geleneksel toplumda olduğu gibi zengin ile yoksul arasındaki makasın çok açık olmadığı ve zenginin yanındaki yoksulu da koruyabildiği, gözetebildiği bir yerleşim biçimi korunabilseydi bu kadar ciddi bir güvenlik problemi olmayacaktı. Yani, eskiden genellikle ülkelere yönelik saldırılar güvenlik sorunu yaratırken, artık yaşadığımız bölge içerisinde, bir mahallede veya bir semtte, birlikte yaşadığımız insanların birbirlerine karşı can ve mal güvenliği açısından tehditleri söz konusu. Artık kendimizi birbirimizden korumaya çalışıyoruz. Öte yandan bilgi güvenliği konusu, çok ciddi şekilde gündemde yer alıyor. Bilgi güvenliğinin iki boyutu var; birisi, malımızı ve bunlarla ilgili bilgilerimizi sakladığımız, özellikle bilgisayarlarla birlikte gündeme gelen şifrelerimiz, kredi kartlarımız ile ilgili olan güvenlik konusu. Diğeri ise iletişim bilgilerimizin ya da düşüncelerimizin, düşünce paylaşımlarımızın kontrol edilmesi. Özellikle de bu anlamda belki kitleleri manipüle etmek amacıyla bilgi güvenliğine yönelik saldırılar söz konusu. Güvenlik önlemlerini daha fazla arttırarak, daha fazla polis ya da cezayla güvenliği sağlamak mümkün değil. Bu, belki sorunu daha da arttırır. Bahsedildiği gibi bir evin etrafını ne kadar çok tellerle çevirirseniz içeride o kadar çok hırsızlık oluyorsa, o zaman başka bir tarafa bakmak gerekir” dedi.
KİŞİSEL GÜVENLİK ÖN PLANDA
Müze Müdür Yardımcısı Ahmet İlaslı, “Geçmişte olduğu gibi günümüzde de can ve mal güvenliği için önce lider pozisyonundaki kişinin güvenliği söz konusu. Yani, kişisel güvenliğimizden çok lider pozisyonundaki kişilerin güvenliği insanlık açısından daha ön planda olabiliyor. Çünkü insanlar toplum içerisinde yaşıyor. Güvenlik, insanlığın toplum olarak yaşadığı dönemden itibaren söz konusu. Site kavramı ile ilk kurulan kentlerden itibaren, her ne kadar günümüzde yoksa da düne kadar, şehirler surlarla korunuyordu” şeklinde konuştu. İlaslı, bilgi güvenliği konusu ile ilgili de devletin sanal ortamda kendi güvenliğini korumak için bir proje geliştirmeye başladığı bilgisini aktardı.
3 TEMEL İHTİYAÇ; YEME BARINMA GÜVENLİK
Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Selim Pullu, “İnsanın yaşam döngüsü içerisinde hiyerarşik olarak üç önemli ihtiyacını gidermesi gerekir. Bunlardan yeme, barınma ki, bu güvenlik olarak değerlendirilebilir. Üçüncüsü de üremedir. Bunların sırası değişmez. Aynı zamanda bireyler, üçünü de sırayla gerçekleştirmek zorundadır. O yüzden güvenlik, kişisel ya da toplumsal bazda öncelikler arasında yer almaktadır. Ancak bahsedildiği gibi olan ile olmayan arasındaki dengesizlikten ortaya çıkan güven ve güvensizlik sorunu nedeniyle insanlığın ilk mal edinme dönemi olan Neolitik Çağdan itibaren edilen malların güvenliğini sağlamak gayreti içerisine girdiğini görmekteyiz. Bu da günümüze kadar gelen bir güvenlik olgusunu oluşturmaktadır. Buna devletler bazında sorularla, kişisel bazda şahsi silahlanma örnek verilebilir ya da daha sonra toplumsal kanunlarla genişletilebilir ama neticede hukuk ve demokrasinin en üst düzeyde olduğu toplumlarda bile hukuk ve demokrasi ile güvenin aynı düzlemde seyretmediğini görebiliyoruz. Bugün en demokratik bir ülke olarak adlandırılan Amerika Birleşik Devletleri, birbirine güvenmeyen milletlerden bir tanesidir. İnsanların kapısında üç tane kilit vardır. Bizim toplumumuzun en önemli özelliklerinden bir tanesi, birbirine güvendir. Dükkanın kapısını kilitlemeden camiye giden esnaf hikayeleri ile büyüdük. Şimdi hangimiz böyle? Kişisel portföylerde artık hayat sigortası, güvenlik sigortası bankadan çekince bile yaptırılmak zorunda. En mütevazi iş yerinin kapısında güvenlik kamerası vardır. Dolayısıyla güvenlik, artık olmazsa olmaz yaşamsal kurallardan biri haline geldi” diye konuştu.
GÜVENLİK İLK İNSAN İLE BAŞLADI
Mimar Mustafa Ceylan, eğitimcilerde diğer kurumlara göre ciddi bir erozyon kaybı olmadığını ifade ettiği konuşmasında aile yapısına değinerek, “Eskiden insanlar birbirleri ile daha çok bir araya gelebiliyorlardı. Eşler birbirini, dede torununu daha çok görebiliyordu. Şimdi bu ortadan kalkmış görünüyor. Böyle bir toplum içerisinde çocuğun özgüvenli yetişmesi mümkün değil. Geçen haftaki toplantıda yapılan konuşmalarda çocukta eğitimin 1 yaşında başladığı ifade edildi. Ancak günümüzde çocuklar 1 yaşından itibaren kreşe veriliyor. Bunun başka çaresinin olmadığı söyleniyor ama bunun başka çaresinin bulunmak zorunda olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu. Müze Müdürü Mevlüt Üyümez nesil, akıl ve can emniyetinin önemli olduğunu ifade ederek, güvenlik sisteminin ilk insanla birlikte başladığını ve günümüze kadar devam ettiğini söyledi.