☰
✕

Kanaat Zenginliktir

06 Kasım 2015 - 13:38

Kanaat  Zenginliktir İnsan, yaratılış itibariyle kendisine verilen nimetlere karşı kanaat etmekle mükellef olduğu gibi, emeğinin neticesi olarak nasibine düşene de kanaat etmekle mükelleftir. Allah'a karşı kulluk görevini ...

Kanaat  Zenginliktir

İnsan, yaratılış itibariyle kendisine verilen nimetlere karşı kanaat etmekle mükellef olduğu gibi, emeğinin neticesi olarak nasibine düşene de kanaat etmekle mükelleftir.

Allah’a karşı kulluk görevini yerine getirmekle mükellef insanoğlu, bitip tükenmeyen dünya heveslerine kapıldığı zaman asli görevini unutmuş, ahiret hesabını zorlaştırmıştır. “Âdemoğlu için iki vâdi dolusu mal olsaydı, mutlaka bir üçüncüyü isterdi Âdemoğlunun iç boşluğunu ancak toprak doldurur. Allah tevbe edenleri affeder” (Buhârî, Rikâk 10) hadisne kulak tıkamıştır.

Yaratılışındaki hırs duygusunu doğru kullanmak, şükür ve kanaatten ayrılmamak, şikâyet etmemek, kulluk adına yapılması gereken en önemli ameldir.“Sizi huzurumuza yaklaştıracak olan ne mallarınız, nede evlatlarınızdır. Ancak iman edip salih amel işleyenler hariç. Bunların yaptıklarına karşılık kat kat ecir vardır. Ve onlar emin olarak en yüksek makamdadırlar”(Sebe 37) ayeti dünyaya bakışımıza yön vermelidir.

KANAAT KALP ZENGINLIĞİDİR

“Zenginlik mal zenginliği değil, kalp zenginliğidir. Allah, bir kulu için hayır murat ettiğinde onun gönlünü zengin eder ve kalbine kanaat verir. Şer murat ettiğinde onun ihtiyacını iki gözü arasına koyar” (Ramuzul-Ehadis, s. 294) hadisince kalp zengini olma adına  da “Nimet konusunda kendinizden aşağıda olana bakınız, yukarda olana bakmayınız. Böyle yapmanız Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini küçümsememeniz açısından daha uygundur” (Tirmizi, Kıyame, 58;lbni Mace, Zühd,9) ikazına kulak vermek gerekir.

Yaratılış itibari ile insanoğluna kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliği olarak verilirken, asıl varılacak yerin Allah katında olduğu bildirilmiş, “De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir” (Âli-İmran Suresi 14/15) ikazı yapılmıştır.

İNSANLIK DÜNYA MALINI HEP SEVMİŞTİR

İnsanoğlu Hz Âdem (as) den bu yana dünya malını çok sevmiş (Fecr Suresi /20), mal adına katı kesilmiş (Âdiyât Suresi/ 8), mala karşı hırslı olmuştur. Mal sahibi olma adına kendisine fenalık dokunduğunda sızlanmış, feryadı figan etmiş, imkâna kavuşunca da pinti kesilmiştir. (Mearic Suresi 19/20/21)

Malı yığmaya meyilli ve hırslı insanoğluna (Fecr Suresi/ 20), “dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır ve size kıl payı kadar haksızlık edilmez” (Nisa Suresi – 77) denilirken Efendimiz (sav) “Ademoğlunun şu üç şey dışında (temel) hakkı yoktur: İkamet edeceği bir ev, avretini örteceği bir elbise, katıksız ekmek ve su” (Tirmizi, zühd 30) ölçüsünü koymuş, “Ey âdemoğlu! Eğer fazla malını Allah yolunda harcarsan bu senin için daha hayırlıdır, kendine saklarsan senin için zararlıdır. Kefâf (yeterli miktar) sebebiyle levm edilmezsin. (Harcamaya), bakımları üzerinde olanlardan başla. Üstteki el (yani veren), alttaki elden (yani alandan) daha hayırlıdır” (Müslim, Zekât 97, (1036), Tirmizi, Zühd 32) buyurmuştur.

Yeryüzündeki her canlının rızkını üstlenen (Hud-6) Rabbimiz insanların kurtuluşu adına “Allah’ın verdiği şeylerde ahiret yurdunu araması dünyadan da nasibini unutmamasını emretmiştir. Buna karşılık “Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap” reçetesi yazılmış (Kasas Suresi/77), nefsinin cimriliğinden, hırsından ve kıskançlığından korunması tavsiye edilmiştir. (Haşr/ 9)

YAŞATMAK İÇİN YEMEK GEREKİR

“Mü’min sadece midesini, kafir yedi bağırsağını (birden) doldurmak için yer (içer)” (Buhari, Et’ime, l2;Müslim, Eşribe. 182-183) “….İnkar edenler (ahireti tanımayan, bütün imkanlarını midelerine ve şehvetlerine harcayan muhteris varlıklar) (dünyada) zevklenirler, hayvanların yediği gibi yerler…” (Muhammed/12) buyrularak dünya ve ahiret için yaşayanların arasındaki fark izah edilmiştir.

Efendimiz (sav) “Ne mutlu o kimseye ki, İslâmiyet’e erişti, rızkı kâfi miktarda oldu ve rızkına da kanaat etti”(Ramuzul-Ehadis, s. 313) buyurken Rabbimiz de “Kaderime inanan, takdirime razı olan, verdiğim rızka kanaat eden, benim için hevasını terk eden genç, benim indimde bazı meleklerim gibidir” (Ramuzul-Ehadis, s. 514) buyurmuş ve övmüştür.