Kamusal Alan yalanı son bulmalı
Kamusal Alan yalanı son bulmalı Eğitim Bir Sen Afyonkarahisar Şube Başkanı Abdullah Çelik 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Çelik açıklamasında '2004 ...
Kamusal Alan yalanı son bulmalı
Eğitim Bir Sen Afyonkarahisar Şube Başkanı Abdullah Çelik 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Çelik açıklamasında “2004 yılında Anayasa’nın 10. maddesinde “kanun önünde eşitlik” ibaresinin; “kadın erkek eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin hayata geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür” şeklinde değiştirilmesinin devamı gelmeli, “Kamusal Alan” yalanı son bulmalı ve kadınlar çalışma hayatının tüm alanlarında kategorize edilmeden, engellenmeden, özgürce yerini alabilmelidirler”
Çelik yaptığı açıklamada 1910 yılında baskıya, haksızlığa, zulme direnmek için bir fırsat bilindiğini ifade ederek “Kadınların sömürülmeye, baskıya, haksızlığa, zulme ve eşitsizliğe karşı seslerini yükseltmek için fırsat olarak gördükleri “8 Mart Kadınlar Günü” 1910 yılında Kopenhag’da Enternasyonal Kadınlar Konferansında benimsenmiş ve yıldan yıla yaygınlaşmıştır. 16 Aralık 1977’de Birleşmiş Milletler tarafından da tanınan “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” günümüze gelindiğinde ise neredeyse ilgi ve sevginin bir güne indirgendiği güne dönüşmüştür. Erkek egemen toplumların kadını kullanmak için; bazen köle, bazen ucuz işçi, bazen reklâm aracı bazen de ticari malzeme olarak görmesinin sonucu birtakım sorunlar baş göstermiştir. Kadınlar arasına ayrımcılık sokularak, kadınlar kendi aralarında kategorize edilerek sorunlarının çözülmesi ötelenmekte ve sorunlardan hâkim güçler kendileri lehine yeni hareket alanları kazanmaktadır. Bu noktada kadınların sorunlarının çözümünde inisiyatifi kendi eline almasına ihtiyaç vardır. 8 Mart Kadınlar Günü’nü bir fenomen olmaktan çıkaracak iradeyi yine kadınların ortaya koyması, her türlü ayrımcılığa ve ayrıcalığa karşı çıkması gerekmektedir.”
KADIN VE ERKEK EŞİT
Kadınları birikim ve üretimleri ile değerlendirmek yerine görünüşleri ile değerlendiren özürlü bakış açısı kendi görüşünü tüm toplumun görüşü gibi sunmakta ve herkesi kendi saplantılarına sadakat yarışına sokmaktadır diyen Çelik “Din ve vicdan hürriyetini kendi kafalarındaki dar koridorlara sıkıştıran bu yaklaşım; inançları gereği başını örten kadınları eğitim ve çalışma hayatında mengeneye almış ve ürettikleri “kamusal alan” yalanıyla tecrit etmiştir. 2004 yılında Anayasa’nın 10. maddesinde “kanun önünde eşitlik” ibaresinin; “kadın erkek eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin hayata geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür” şeklinde değiştirilmesinin devamı gelmeli, “Kamusal Alan” yalanı son bulmalı ve kadınlar çalışma hayatının tüm alanlarında kategorize edilmeden, engellenmeden, özgürce yerini alabilmelidirler. 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumda halkın %58’inin “evet” oyuyla kabul edilen Anayasa değişikliğinde; kadınlara pozitif ayrımcılık getiren Anayasal düzenleme; kadınları sınıflandırarak uygulanmamalı ve kadınların tamamına olan “pozitif ayrımcılık”, kadınları kategorize ederek herkes eşittir fakat bazıları daha eşittir mantığıyla “pozitif ayrıcalığa” dönüşmemelidir.”