İlişkiler itilaflar yüzünden bu hale geldi
Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) öğrenci kulüplerinden Tarih Kulübünün düzenlediği ve Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulhaluk M. Çay'ın konuşmacı olarak katıldığı "Türk-Ermeni İlişkileri ve ...
Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) öğrenci kulüplerinden Tarih Kulübünün düzenlediği ve Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulhaluk M. Çay’ın konuşmacı olarak katıldığı “Türk-Ermeni İlişkileri ve Karabağ Meselesi” konulu konferans, Ahmet Necdet Sezer Kampusü 1. Eğitim Binası Abdullah Kaptan Konferans Salonunda gerçekleştirildi.
Prof. Dr. Abdulhaluk M. Çay, “Türkiye ne kadar Ermeni meselesiyle ilgiliyse, Azerbaycan Cumhuriyeti de bir o kadar ilgilidir” sözleriyle başladığı konuşmasında, “Türk-Ermeni ilişkilerinin bu noktaya gelmesine aynı coğrafyada yaşayan Ermeni topluluğunun hem Azerbaycan Türkleri hem de Türkiye Türkleri ile olan ihtilafları sebep olmuştur” dedi. Prof. Dr. Çay, “31 Mart 1918 yılındaki Bakü ve çevresindeki 31 Türk’ün hayatına mal olmuş Ermeni katliamları sonrasında Türk ordusu, Kafkas İslam Ordusu adıyla Nuri Paşa’yı Gence’ye gönderiyor ve 15 Eylül 1918’de Bakü’nün Taşnak gruplarının elinden alınmasıyla beraber 1918-1920 yıllarında kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti varlığını sürdürme imkanı buluyor. Özellikle 1970’li yıllara kadar gerek basınımızda gerekse Türkiye’nin diğer devletlerle olan ilişkileri içerisinde Ermeni konusunun pek gündeme getirilmediği bir dönem yaşanmıştır. 1970’li yıllara kadar, aşağı yukarı 1. Dünya Savaşının bitiminde, İstiklal Savaşlarının kazanılması ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulmasından sonra, Türk-Ermeni ilişkilerinde adeta bir duraksama söz konusu oldu. Ne Ermenilerin kendi konuları ile ilgili meseleleri gündeme getirmesi hadisesi ne de Türkiye’ye yönelik dünya milletlerinden, komşularımızdan ya da Türkiye’ye düşmanca tavır takınan birtakım devletlerin Ermeni meselesini kullanmak suretiyle Ermeni konusunu gündeme getirdiğini görmediğimiz bir dönemi yaşadık” şeklinde konuştu.
ERMENİ DİYASPORASI GÜÇ BİRLİĞİ İÇİNDE
1970’li yıllarda ilk defa Türk-Ermeni ilişkilerinde, özellikle yurt dışındaki Türk diplomatlarına karşı yönlendirilen birtakım suikast teşebbüsleriyle beraber Ermeni meselesinin Türk siyasetinin gündemine getirildiğini ifade eden Prof. Dr. Çay, “Dünya devletleri ile olan ilişkilerimiz sırasında da Ermeni konusu, Türkiye’nin önünde sanki bir handikap gibi, Türkler Nazilere benzer katliam yapmış gibi birtakım iddialarla gündeme getirilmiştir. Özellikle yapılan çalışmalara baktığımızda, Türkiye’de 1951-1952 yıllarına kadar Ermeni meselesi ile ilgili birkaç kitabın dışında bu konuda ciddi bir çalışmanın yapılmadığını görüyoruz. Çünkü, Türkiye, Ermeni meselesini bir kenara bırakmış, böyle bir mesele sanki olmamış gibi bu konu üzerine hiç eğilmemiştir. Ancak biz bu durumdayken özellikle Amerika’daki birçok üniversite, aynı şekilde Paris’teki üniversitelerde Ermeni bilim adamlarının öncülüğünde çok ciddi bilimsel çalışmaların yapıldığını görüyoruz. Özellikle Nuri Paşa’nın 1918 yılında Bakü harekatı ile ilgili olarak bir tebliğ yazdığımda beni tenkit eden bir Amerikalı yazarın, bu konuda doktora tezi yapıldığını söylemesi beni çok şaşırtmıştı. Baktığımızda, bir Ermeni tarafından Fransa’daki bir üniversitede ‘Sardarabat’ adıyla bir doktora çalışması yaptığını görüyoruz. Bu yapılan çalışmaların yanında Ermeni zenginlerinin, iş adamlarının sinema, film, basın-yayın sektörü başta olmak üzere Ermeni konusuyla ilgili olarak Ermeni diasporasının güç birliği içerisinde Türkiye düşmanlığına yönelik çok önemli bir hazırlık içerisinde olduğunu görüyoruz ve 1970-1971’li yıllarda Amerika’da iki konsolosumuza yönelik saldırıyla birlikte Ermeni konusunun Türkiye gündemine sokulduğunu görüyoruz” dedi.