İBRAHİM SÖMER RÖPORTAJI 26.02.2013 SALI

26 Şubat 2013 - 01:52

AYRINTILARDAKİ İBRAHİM SÖMER "Afyonkarahisar İş Dünyası Sohbetleri" bu hafta kitap kurtlarından birisini daha sayfasında konuk etti. İbrahim Sömer, Afyonkarahisar'da bana göre, Kadir Altınkaya ile birlikte kitabı ...

AYRINTILARDAKİ İBRAHİM SÖMER

“Afyonkarahisar İş Dünyası Sohbetleri” bu hafta kitap kurtlarından birisini daha sayfasında konuk etti. İbrahim Sömer, Afyonkarahisar’da bana göre, Kadir Altınkaya ile birlikte kitabı resmen okuyarak yiyen ve ardından yutan insanlar sıralamasında zirvede olan önemli isimlerden birisidir.

Bu nedenle, az sonra okuyacağınız röportajda sorulara verilen cevapların içinde bulunan geniş yelpazenin kıvrımlarına dikkat etmenizi önemle rica edeceğim. İbrahim Sömer, gerçekten kendisinin de belirttiği gibi mizaha yakın olan bir insan. Mizahın temelinde zaten eleştirisel bir kavram yapısı bulunmaktadır. Bence İbrahim Sömer, bu yapı ile bütünleştirilmeli ve fikirsel çeşitlilik mozaiğinde bir zenginlik olarak görülmelidir.

Dikkat ederseniz, İbrahim Sömer röportajının manşeti bile mizah içermektedir. Röportajın manşetini kendi söylediği bir cümle içerisinde yine kendisinin ağzından sayfaya taşıdığımızı da belirtmeden geçmeyelim.

Gerçekten bizler, gazetemize prim yapsın, daha fazla merak uyandırsın, gazete bu gün daha fazla satsın cinsinden düşünen bir yayın kuruluşu olsaydık, okuyacağınız röportajda sizlerinde fark edeceği gibi, var olan daha çarpıcı manşetleri sayfaya taşır, günler öncesinden merak zirvesi oluşturabilirdik.

Çünkü İbrahim Sömer, kelime ve cümlede sınırı olmayan ve bir sınırla sınırlandırılması mümkün olmayan nitelikte, özü sözünde olan bir insan. Kısaca, bir gazeteci için İbrahim Sömer aslında bir manşet fabrikası.

Özü sözünde cümlesini kurmuşken hemen başka bir ayrıntıyı aktarmak istiyorum. “Afyonkarahisar İş Dünyası ” sohbetleri projesi bir platformdur ve taraf değildir.

Kurtuluş Gazetesi ise, ilimiz ekonomi ve iş dünyasının tarafsız sesi olma konusunda bir misyon edinmiştir ve bu konuda önemli başarılar sağlamıştır.

Bu nedenle, bizi yürekten sevdiğine inanan gazeteci dostlarımızdan bazılarının kafasında bizi sevmelerinden öte oluşan fikir ve görüş niteliğindeki algı ve endişelerini benimle paylaştıkları için teşekkür ediyorum.

Bu ifadeler, şahsıma verilmiş önemli bir değerdir.

Kendilerine bu satırlar aracılığıyla, bu platformda konuşulanların hiç birisinin sır niteliği taşımadığını önemle belirtmek istiyorum. Burada konuşulan konular iş dünyamızın zaten temasal olarak bildiği konulardır. Özetle, iş dünyası bildiği ana temaların ayrıntılarını, bu proje vasıtası ile  yakından takip etmektedir.  Olayın hepsi budur.

Murat AKARÇAY

afyonisdunyasi@hotmail.com

BİZİM SORDUKLARIMIZ

Murat Akarçay: İbrahim Sömer’ den bahsederek başlayalım mı sohbetimize?

İbrahim Sömer: Klasik bir soruyla başladın, bende diğer yarışmacı arkadaşlara başarılar dileyerek devam edeyim o zaman.  Sanırım ipucunu verdim. Ben hayata biraz mizahla bakan, iyi bir teknik adam olmaya çalışan, 45 yaşında üniversitede mühendislik okuma medeni cesaretini gösteren, çok okumaya çalışan, çok yönlü olmaya çalışan bir insanım.

M.A: İbrahim Sömer, sivil toplum örgütü üyelikleri ile öne çıkan bir insan. Bu yönünüzün hikayesi nedir?

İ.S: Ben örgütlü toplumun medeniyetin göstergesi olduğunu düşünüyorum. Dediğin gibi birçok sivil toplum örgütünde üyeyim. Bunlardan bazıları arkadaşlarımın desteğiyle yürürken, bazılarında arkadaşlarıma destek için bulunuyorum. Şeklen de olsa aksattığıma inandığım işleri bırakmaya gayret ediyorum. Kızılay’a düzenli kan veren biriyim ve bunun yaygınlaşması için çalışıyorum.

M.A: Sanırım sivil toplum örgütleri üyelikleriniz arasında en önemlisi ya da bizlerin öyle gördüğü Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası üyeliğiniz nasıl gidiyor?

İ.S: (Gülümsemeyle) Evet son zamanda ” ODACILIK “ da yapıyorum sevgili Murat. Arkadaşlar böyle takıldığı için böyle diyorum yanlış anlaşılmasın. Aslında görevimiz biteli çok oldu ama benim ve diğer arkadaşlarımın çalışmalarından memnun olan hükümet, ikinci kez görev süremizi uzattı. Bizde uzatmaları oynuyoruz.

M.A: Daha fazla hizmet etmek için iyi olmadı mı görev sürenizin uzaması?

İ.S: Görev süresinin fazladan uzaması bazı arkadaşlarda bıkkınlık, bazılarında tekrar seçim hırsı ki hala anlamış değilim böyle bir hırs yaptı. İlginçtir ama cidden yaptı. Bir anda seçim havasına girildi. Listeler kulisler toplantılar vs derken benim de hiç taraftar olmadığım listeler yüzünden seçimler iptal oldu. Hala ne olacağı belli değil. Bende merakla izliyorum. Bu arada merak edenlere belirtmek isterim. Şahsım olarak sivil toplumlarda çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemimi tamamlamış birisi olarak, yeni ATSO meclisinde bu listelerle seçim yapılacak olursa yer almak istemiyorum.

M.A: Meclis üyeleri tabi ki biliyorlar. Bilmeyenler için sormak istiyorum. ATSO Meclisinde göreviniz nedir?

İ.S: Ben Meclis üyesiyim. Reklamın kötüsü olmaz dersek kısaca iki dönemdir Afyon Ticaret ve Sanayi Odasının Kamer Genç’i benim. Aramızdaki fark ben elimde fenerle meclise gelmiyorum. Dosyalarla geliyorum. Hemen hemen bütün komisyonlarda görev aldım. Birde ATSO’nun 6 TOBB delegesinden birisiyim. Rahmetli Ahmet Beşkardeşler ağabeyimin yerine, ATSO Bütçe Komisyonuna seçildim. Ayrıca, Mevzuat Komisyonunun da başkanıyım. İşin kısası bunların tamamı, tümüyle sembolik. Bütün işleri sekretarya hazırlıyor, yazıyor, çiziyor, ayarlıyor bizler rötuşlarını yapıyoruz.

M.A: Kamer Genç ile birlikte, Sait Açba olduğunuz da ortaya çıkıyor. Mevzuat ve Bütçe komisyonlarının bir üyesi olarak neler söyleyeceksiniz?

İ.S: Tabi ki neler söylememi istersin. Sait Açba Bey gibi müjde vereyim mi. (Gülüşmeler )

M.A.:Başka bir şey soracağım. Tek başına konuşmak, fikir belirtmek nasıl bir duygu?

İ.S.: Aslında pek çok konuda tek başına değilim, ama insanlar bazı sebeplerle fikirlerini açıkça söylemekten çekiniyor. Biliyor musun oylamalarda bile ne kabul, ne ret oyu veren ve ben hiçbir şeyi kabul etmedim diyenler var. Ayrıca dost sohbetlerinde, açıkça bana destek verenler, meclislerde söylediklerimi onaylamalarına karşın, oylamalarda dediğim gibi davranıyorlar. Ama beni destekledikleri için seçimlerde en azından oylarını bana verdiler.

M.A: Yeni bina ilgili fikirleri röportaj yaptığım herkese soruyorum. Size de sorayım?

İ.S: Öncelikli olarak, ilimiz basın camiası açısından başarılı bir iş olarak gördüğüm ve bireysel olarak, senin bir açığı kapattığına inandığım, “Afyon İş Dünyası Sohbetleri”nde geçtiğimiz haftalarda yer alan iş adamlarımız bazı çekincelerini ifade ettiler.

M.A: Biz çekincelerini ifade edenleri de, öte yanda olumlu fikir arz edenleri de sayfamızda konuk ediyoruz ve etmeye de devam edeceğiz.

İ.S: Doğru olan da bu zaten. Objektif yaklaşabilmek. Bu konuda çizgin tarafsız yaklaşım beslediği için röportajlarına her düşünceden iş adamları geliyor diye düşünüyorum. Mesela, ATSO’nun mevcut yönetiminden kişileri de fikir çeşitliliği ve zenginliği oluşturması açısından bu sayfada görmeyi ve konuşmalarını isterim ben. Örnek vereyim, Celaletdin Gürel geldi, bina için hesap kitap yapılmadan mı yola çıktınız dedi. Sonra, Mustafa Özer geldi, muhteşem derecede güzel ve olağan dışı bir bina olmuş dedi. İşte bunların hepsi birer fikir zenginliği.  Gelelim yeni bina sorusuna. Şimdi bazı şeyler “Off  The Record” aslında. Şahsen ben biraz da orta alt grup üyeleri temsil ettiğimden dolayı binaya usul yönünden karşıyım. Yani bu bina bizim gibi mütevazi odalara göre aşırı derecede lüks. Öte yanda, bu binanın bizi temsil etmesi açısından ve biz daha iyisine layığız diye yapılması da bir gerçek. Bu yaklaşımı görmek ve ifade etmekte önemli ayrıca. Celaletdin Gürel, 11,5 milyon TL diye bir rakam verdi. Bana göre, bu rakam tam haliyle 14 milyon TL olacak ve önemli olan bunun yarısı kadar rakam kredi alınıp çok uzun vade de faizle geri ödenecek. Asıl bakmamız gereken olay şudur sevgili Murat. Aslında en başta yapılırken söylenen bazı sözler zaman içinde unutuldu. Bugün geriye dönüp  ( tabi ki 8 yıl için konuşuyorum) söylenen birçok şey olmadı.

M.A: Birçok şey olmadı dediniz. Detaylı olarak açar mısınız?

İ.S: Öncelikle ATSO binasının yapıldığı yer Milli Emlak Müdürlüğüne ait, ATSO burayı satın alacaktı. Yönetim alımdan vazgeçti ve yeni bina yapımını öne aldı. Yani başkasının arsasına bina yaptık ve o arsayı kendi elimizle değerlendirdik. O günlerde bu mecliste arsa alınmadan bina yapılmasına karşı çıkıp, şerh koyanlar, şimdi nedense suskunlar. Üstelik elde avuçta olanı harcadık ve şimdi o arsayı alacak paramız da yok. Öte yanda, ben dört yıldır Şuhut Organize Sanayi Bölgesi Yönetiminde, ATSO’yu temsil ediyorum. Bizler 2 ve 3.Organize Sanayi Bölgesi, Bolvadin Hayvancılık Organize Sanayi Bölgesi gibi birçok yatırıma imza atıyoruz. İşin gerçek yönüne bakarsak bunlar sembolik ve siyasi kararlar gibi geliyor bana. Bizim 2011 yılından Şuhut OSB’ye 26 bin TL borcumuz var, 2012 yılındakini saymıyorum daha. İmkanımız ortada ve bu imkanlarla biz üyelerimize sırça saray yaptık. Bizim görevlerimiz,  5174 sayılı yasada belirtilmiş kardeşim.

M.A: Anlamadığım konu OSB’ler yapılmasın mı?

İ.S: Bilakis, daha çok yapılmalı. Bu bize kanunla verilmiş asli görevlerden. Ancak bu uzun bir süreç. Yer seçimi, üyeler, bakanlık izinleri vs vs. Sonra bakıyorsunuz bir de realite var. Mevcut OSB’ler de birçok yer boş. Bunlara bakınca sizin daha başka OSB’ler kurulsun demeniz kaynak israfından başka bir anlam taşımıyor. Bizler nitelikli eleman bulamıyoruz. Bunun için hükümet her OSB’ye bir meslek lisesi yapmak için çalışıyor. Biz Afyonkarahisar’da 3. Meslek lisesini neredeyse Çukurköy olarak bilinen yere attık.

M.A: Sözü gündemin tam merkezine getirdiniz. OSB’ye meslek lisesi açılması ile ilgili fikirlerinizi rica edeyim?

İ.S: Yola meslek lisesi diye çıktık ilk müjde ATB Başkanı Mehmet Mühsürler’ den geldi. Yakışır TOBB bizim derdimize deva olacak diye düşünürken, Bakanlık Basın Müşavirliğinden şehir merkezine yapılacak kız meslek lisesinin açıklaması geldi. Ehh… Sayın Başbakan halkımızdan 3 – 4 çocuk istedi ya, kız meslek lisesine de ihtiyaç olur diye düşündüm. Son dakika, İmam Hatip lisesi protokolü diye hem Bakanlık, hem de Valilik açıklama yaptı. Beni ciddiye alacak biri olsa, ne yalan söyleyeyim “Yahu şu protokolü getirin bir bakayım kim yalan söylüyor ?” diyeceğim. Kısaca yerelde biz, genelde TOBB asli işinin dışına çıkmış gibi görünüyor bence. TOBB yapacaksa meslek lisesi yapmalı. Bu yüzden “Beceri 10” projesini sonuna kadar destekledim. Bundan bir yıl önce neden yeni meslek lisesi OSB’ye yapılmıyor, ihale edilen yer çok alakasız, OSB’ye alınsın diye yazı yazdım hatırlarsan, ama sesimi duyuramadım. Mekke’ye gitmek için yola çıkan topal karınca  ‘’ulaşamazsın’’ diyenlere yolunda ölürüm demiş ya… O hesap ben de hala bu meslek lisesi OSB ‘ye yapılsın diye çırpınırken İmam Hatip lisesi oldu çıktı. Orada bulunan TOBB üyesi sivil toplum örgütü başkanlarından hiç ama hiç biri bu duruma tepki göstermek bir yana, dikkat dahi çekmedi. Bu durum da benim sivil toplum anlayışımla uyuşmuyor.

M.A.: Peki size göre yaptığınız en önemli hizmet nedir?

İ.S.: Ben kendi adıma seçimlerle ilgili olarak tüzel kişiliklerin harç yatırarak oy kullanmasını, yani bir nevi üste para vererek oy kullanmasını engellemek için uğraştım ve Gümrük ve Ticaret Bakanımız sayın Hayati Yazıcı’ya konuyu iletmeyi başarınca, bu durumu düzelttirdim.  Bundan sonra oylar bedava artık. Bu bütün Türkiye için geçerli sadece Afyon için de değil yani.

M.A: Sohbetimizin sonuna geldik. Son olarak neler söylemek istersiniz?

İ.S: Geçtiğimiz hafta konuğun olan Mustafa Özer’in  dile getirdiği ATSO’nun  termal tesis projesi ile ilgili bende bir fikir iletmek istiyorum. Bana göre, proje için en uygun yer Gecek bölgesidir. Çünkü o bölgede tahsisli olarak üzerimize kayıtlı binlerce metrekare arazi bulunmaktadır. Gecek A.Ş. de, ATSO şirketidir.  Termal suyun alt yapısı orada hazırdır. Bence proje bünyesinde bu konuyu da değerlendirmeliyiz

YAKIN PLAN SORULAR

 

Murat Akarçay: İş Adamı olmasaydınız hangi mesleği yapmak isterdiniz?

İbrahim Sömer: Kendimi iş adamı olarak hiç görmedim. Yine de elektrikle ilgili bir meslek icra ederdim.

 

M.A: Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?

İ.S: Yazdığı okunan, yazdıkları örnek alınıp uygulanan bir yazar olmak isterdim.

 

M.A: Hayatta sevdiğiniz 4 şey nedir?

İ.S: Türkiye Cumhuriyetini sevmek, kitap okumak, sorun çözmek ve ailem.

 

M.A: Bugün 18 yaşına tekrar dönseniz hangi hataları yapmazdınız?

İ.S: İlginçtir ama yaptığı tüm hatalardan memnun olan ender insanlardan birisiyimdir.

 

M.A: Kendinizde sevmediğiniz en kötü huyunuz nedir?

İ.S: Her doğruyu her yerde çekinmeden söylemek.

 

M.A: Hayatta aldığınız en büyük risk nedir?

İ.S: Bu ülkede esnaf olup ticaret yapmak.

 

M.A: Kendinizde gördüğünüz en güçlü yön nedir?

İ.S: Ailem ve dostlarımın bana olan sevgisi.

 

M.A: Kriz yönetiminde yol haritanız nedir?

İ.S: Sorunları baştan aşağı değerlendirip sırasıyla çözmeye çalışmak.

 

M.A: Sizi en çok ne rahatsız eder?

İ.S: Kurunun yanında yaş olarak yanmak.

 

M.A: Hayatta aldığınız en kötü ve en iyi karar nedir?

İ.S: Son iyi kararım 45 yaşında üniversite öğrenimine dönmek. En kötü karar ise sivil toplum örgütlerinde öne çıkmak.

 

M.A: Sizi en çok ne ya da neler mutlu eder?

İ.S: Herkesin fikrini özgürce söylemesi ve dile getirmesi beni mutlu eder.

 

M.A: En çok hangi yönünüzle hatırlanmayı vasiyet edersiniz?

İ.S: Herkes beni hatırlaması gereken yönde hatırlar zaten.

 

GENÇ GİRİŞİMCİLERE DERSLER

 

Murat Akarçay: Para kazanmanın yolu sizce nereden geçiyor?

İbrahim Sömer: Vakitleri yoksa loto oynasınlar. Bizim vaktimiz var diyorlarsa iyi bir eğitim alıp, iş konusunda uzmanlık ile ilgili ilave eğitim alsınlar.

 

Murat Akarçay: Bir iş adamının sizce 3 kırmızıçizgisi nedir?

İbrahim Sömer: 1 dürüst olmalı, 2 maliyet hesabı yapmalı, kamuya olan yükümlülüklerini yerine getirmeli, 3 ihtiyatlı olmalı ve tedbiri elden bırakmamalı.

 

SPOTLAR

Şehrin giriş çıkış güzergahlarında sağlı sollu duran dünyanın 8. harikaları olan ucube yapılar bulunmakta. Bu yapılarda genelde şekerleme ve gıda ürünleri satılarak şehrin tanıtım vitrinine zarar veriliyor. Bu örnekleri gördükçe sivil toplum örgütü üyesi olma hislerimden soğuyorum.

 

Afyon Kocatepe Üniversitesi şehrimizin tek lokomotifidir. Bence yapılacak en iyi iş ikinci üniversiteyi hatta üçüncüyü açmaktır. Burada ATSO, ATB ve diğer kurumlarımızın da diğer illerde olduğu gibi özel üniversite kurmaya öncelik vermesini ben kendi adıma bekliyorum. Şu anda bile üniversitenin ilimize katkısı küçümsenemez. Öğrenci, öğretim görevlisi, personel olarak bakınca nerdeyse 40 bin kişi demektir bugün için. Yurt, lokanta, taşıma, giyim,  vs gibi birçok kişiye istihdamdır.

Üniversite Sanayi işbirliği süratle sağlanmalıdır. Bunun için 26 Aralık 2012 günü yapılan konferans gibi basmakalıp ısmarlama konferanslar değil, gerçek sanayicilerin ticaret erbabının ve halkın katıldığı geniş katılımlı toplantılar en geç aylık periyotlarla süratle sağlanmalıdır. Yoksa ‘’Sayın Bakanın emriyle 81 ilde 10 günde Üniversite Sanayi işbirliği toplantıları tamamlanacak’’ diye il Bilim Sanayi ve Teknoloji müdürümüzün özetlediği şekliyle bu işbirliği, yılda bir konferans ve kokteylden ileri gidemez. Bu işbirliğini de öncü olarak ATSO sağlamalıdır.

 

Afyonkarahisar elektrik ihtiyacı hızla katlanarak büyüyor ama şehir dağıtım alt yapısı maalesef aynı hızla değil. Özellikle TEİAŞ Bölge Müdürlüğünün Isparta’dan İlimize getirilmesine çalışılmalıdır. Şehrimizde 3. indirici merkez yer seçimi yapılmış ama ihalesi yapılmamıştır. 3. indirici hemen sonra 4. indiricinin temelinin atılması gerekir diye düşünüyorum. Bunların her biri başladığında yaklaşık 2 yıl süren yatırımlardır.