Entelektüel Bir Sadrazam: Said Halim Paşa
AKÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Karakaş, Said Halim Paşa'nın çok ilginç bir yaşam öyküsü olduğunu belirtti, 'Düşünce tarihimiz yazılırken ...
AKÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Karakaş, Said Halim Paşa’nın çok ilginç bir yaşam öyküsü olduğunu belirtti, “Düşünce tarihimiz yazılırken de kasıtlı veya kasıtsız olarak ıskalanan isimlerden birisidir” dedi.
Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) öğrenci kulüplerinden Sosyoloji Kulübü tarafından düzenlenen “Entelektüel Bir Sadrazam: Said Halim Paşa” konulu konferans, 4 Nisan 2013 tarihinde ANS Kampüsü 2. Eğitim Binası Erdal Akar Konferans Salonunda gerçekleştirildi.
Son dönem entelektüel ve siyasi tarihimizin en önemli simalarından birisi olmasına rağmen Said Halim Paşa’nın 100 yıl sonra hatırlandığını ifade eden Prof. Dr. Karakaş, “Düşünce tarihimiz yazılırken de kasıtlı veya kasıtsız olarak ıskalanan isimlerden birisidir. Gecikmiş de olsa günümüzde tartışılıyor olmasını, onu tanıma ve onun fikirleri ışığında günümüz ve gelecekle ilgili düşünce oluşturma anlamında önemli bir girişim olarak görebiliriz. Said Halim Paşa’nın çok ilginç bir yaşam öyküsü var. Düşüncesi, fikirleri yaşam öyküsünde gizlidir. Said Halim Paşa’nın eserleri hacim olarak küçük, ancak içerik olarak oldukça yoğun düşünce yapısına sahiptir. Ortaya koyduğu her iddia ve ardından geliştirmeye çalıştığı çözüm önerileri tartışmaya değerdir.” dedi.
YARGILAMA SÜRECİ BAŞLADI
Konuyu, yaşam öyküsü, eserleri ve eserleri üzerindeki genel görüşleri olmak üzere üç bölümde anlatacağını aktaran Prof. Dr. Karakaş, “Said Halim Paşa, 1864 yılının Şubat ayında Kahire’de dünyaya gelmiştir. Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunudur. Daha küçük yaşlarda çeşitli tartışma ortamlarında bulunmuş ve dil öğrenmeye başlamıştır. Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızcayı öğrenmiştir. Yüksek tahsil için 5 yıl İsviçre’de bulunmuştur. 1880’de İstanbul’a dönünce Şura-yı Devlet (Danıştay) üyeliğine getirilmiştir. Paşa’nın Abdülhamid aleyhine çalıştığına dair bilgiler ortaya çıkıyor. Bundan dolayı 1903 yılında önce Mısır’a gidiyor, oradan da Avrupa’ya geçiyor. Paris’te Jön Türklerle tanışıyor. Böylece İttihat ve Terakkicilerle de ilişki kurmuş oluyor. 1908’de İstanbul’a dönüyor. 1909 yılı yaşamının dönüm noktası, çünkü düzenli olarak yazı hayatına başlıyor. 1913 yılında Sadrazamlığa getiriliyor 1917 yılında ise İttihatçılar olan anlaşmazlığı yüzünden sadrazamlıktan istifa ediyor. Ermeni, Rum tehciri ve Birinci Dünya Savaşı’nı başlatma gibi gerekçelerle İngilizler kontrolünde İttihatçılara yönelik yargılama süreci başlıyor. Said Halim Paşa da yargılama sonucunda Malta’ya sürülüyor. 1921’de tahliye oluyor ve Roma’ya yerleşiyor. 1921’de Ermeni Komitacı Şıracıyan tarafından alnından vurularak şehit edilmiştir” diye konuştu.
O’NUN MÜTEFEKKİR ŞAHSİYETİ VAR
Said Halim Paşa’nın kayıp tarihin mütefekkiri olarak da adlandırılabileceğini belirten Prof. Dr. Karakaş, konuşmasına şöyle devam etti: “Said Halim Paşa hakkında son 20 yıldır çalışmalar yapılıyor. Said Halim Paşa’nın 8 eseri bulunmaktadır. Bu eserlerin dışında; hatıraları, mektupları, risaleleri var. Said Halim Paşanın sadrazam olarak bir devlet adamı olduğunu görüyoruz. Asıl onu tanımlayan kavram mütefekkir, entelektüel kavramıdır. Eserlerinde ortaya koyduğu fikirler basit, alışılagelmiş değerlendirmeler değildir. Eserleri hacim olarak küçük olmakla birlikte, okuyanı derin bir tefekküre sevk eder. Son dönem siyasi ve fikri tarihimiz açısından O’nun mütefekkir şahsiyeti, siyasi şahsiyetine nispetle daha önemlidir. Çünkü onun en seçkin vasfı bir düşünen kafa olmasıydı. Ortaya koyduğu eserlerinden anladığımız kadarıyla, sosyoloji, siyaset bilimi ve psikoloji disiplinlerine vakıf olan Said Halim Paşa, tahlil, sentez ve yorumcu bir zihniyete sahiptir. Hayatının büyük bir kısmını Avrupa’da geçiren Paşa, Batı medeniyetini yakından tanıma fırsatı bulmuştur. Bu fırsat ona Batı müesseselerini tanıma imkânını sağlamış, bunun sonucu olarak da Batı medeniyeti ile Doğu medeniyetini karşılaştırabilme şansına sahip olmuştur. Sonuç olarak Batı ve İslam değerlerini çok iyi bilen Said Halim Paşa, İslam’da taassubu tenkit etmekle birlikte buhranların kökünü yeni nesilde bulmakta ve İslam doktrinine şuurlu olarak sarılmayı tavsiye etmektedir.” Konferans, Prof. Dr. Karakaş’ın katılımcıların sorularını yanıtlamasının ardından sona erdi.