Derdimiz sadece bayrak mı?
Geçtiğimiz hafta Perşembe günü Diyarbakır'da yapılan Nevruz Kutlamalarıyla ilgili gündem Türkiye'de nefes alınmadan izlendi ve dinlendi. İsterseniz Nevruz Bayramı nedir onu bir hatırlayalım. Farslar, Kürtler, Zazalar, ...
Geçtiğimiz hafta Perşembe günü Diyarbakır’da yapılan Nevruz Kutlamalarıyla ilgili gündem Türkiye’de nefes alınmadan izlendi ve dinlendi.
İsterseniz Nevruz Bayramı nedir onu bir hatırlayalım. Farslar, Kürtler, Zazalar, Azeriler, Anadolu Türkleri, Afganlar, Arnavutlar, Gürcüler, Türkmenler, Tacikler, Özbekler, Kırgızlar, Karakalpaklar, Kazaklar tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da doğanın uyanışı ve bahar bayramıdır.
İçinde Kürtler ve Türklerin olduğu, ayrıca diğer soydaşlarımızın da bulunduğu, DOĞANIN UYANIŞI VE BAHARIN MÜJDECİSİ bir bayramdı, Nevruz Bayramı.
Diyarbakır’da kutlanan Nevruz Bayramında Türk Bayrağının olmaması, bizleri yöneten en tepedekinden en alt kademedekilere kadar, hepsince kınandı ve halada kınanmaya devam ediyor.
Diyarbakır’da kutlanan Nevruz Bayramı değildi. Oradaki bayram benim Kürt kardeşlerimin kutladığı Nevruz değildi. Oradaki bayram PKK’nın Zafer Bayramıydı. Tanınma Bayramıydı.
O mitingde Türk Bayrağı yoktu, ama PKK Bayrağı vardı. Atatürk posteri yoktu, ama Öcalan posteri vardı. 30 yıldır anamızı ağlatan terör örgütünün liderinin gönderdiği mesajın okunması vardı.
Ve tüm bunları meclisteki vekillerimizden tutun, kabinedeki bakanlarımız, başbakanımız, Cumhurbaşkanımız ve sözüm ona muhalefet partilerin tüm mensupları televizyonlardan izleyerek, Türkiye’nin ne hale düştüğünü gördüler.
Elbette bende herkes gibi barıştan yanayım. Ne Kürt, nede Türk kanı akmasın isteyenlerdenim. Ama bu durum ne Nevruz Kutlamaları, ne baharın gelişi, nede benim Kürt kardeşlerimin kutladığı bir bayram değildi. Bayramın tek adı vardı, oda PKK bayramıydı.
Düne kadar Öcalan posterlerinin açıldığı her eylemde gözaltılar olurken, PKK lehine slogan atanlar emniyet güçlerince toplanırken, ne oldu da tüm Türkiye’de Öcalan isminin özgürce söylenmesine, PKK bayrağını ve sloganını atanlara ses çıkartılmamasına karar verildi anlayamadım.
Üniversitelerimizde yemek parasını çok görerek eylem yapan öğrencilerimize biber gazı sıkılırken, coplanırken, gözaltılar olurken, 21 Mart Perşembe günü İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer başka illerde terör örgütü lehine slogan atanlara ve bağırıp çığıranlara neden ses çıkartılmadı anlayamadım.
Terör örgütü liderinin mesajında bulunan, “Silahları bırakın ve sınır dışına çekilin” açıklamasının ardında, hangi vaatler var, neler söz verildi, sizler gibi bende merak etmekteyim. Eğer bir vaat yok diyorsanız, Diyarbakır’daki bayram neyin bayramıydı? Bende merak ediyorum.
En güzel kebapları Kürt kardeşlerimden yemişimdir. En güzel çiğ köfteyi Kürt Kardeşimin yoğurduğunu iyi bilenlerdenim. Uzaklara gitmeye gerek yok, ilimizde yapılan birçok büyük inşaatlarda Kürt kardeşlerim çalışmaktadır. Bazı Kürt işadamlarının yanında binlerce Türk çalışarak ekmek parası kazanmaktadır. Biz zaten Kürtlerle kardeş gibi yaşarken, PKK terör örgütünün boy gösterisine neden ses çıkartılmadı, gerçekten çok merak ediyorum.
Hedef eğer kan dökülmesin isteniyorsa, Türkiye Cumhuriyetinin kanunları doğrultusunda teslim olunur, silah bırakılır ve kanun maddeleri çerçevesinde cezası neyse çekilirdi. İşte o zaman Kan dökülmezdi.
Gerçekten Nevruz kutlamaları yapılacaksa, Türk Bayrağı altında Atatürk posterlerinin bulunduğu bir alanda, şarkılı, türkülü halaylarla Nevruz kutlanırdı. Ama Diyarbakır’daki kutlamalar Nevruz kutlamaları değil, PKK’nın tanınma, özgürleşme ve Türkiye’nin teröre teslim olma kutlamalarıydı.
Ben bugünkü yazıma son verirken, teröre can veren Askerlerimize, polislerimize, köy koruyucularımıza, devlet memurlarımıza, sivil halkımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabırlar diliyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum.