Çocuğumu basketbolcu yapayım,Derken, veliler ne durma düşüyor?
Çocuğumu basketbolcu yapayım,Derken, veliler ne durma düşüyor? Hızlı yayılan Basketbol sporuna büyük ilgi gösteren velilerin basketbola başlattıkları çocuklarını basketbolcu yapayım derken,bilmeden yaptıkları yanlışlıklar çocukları üzerinde bıraktığı ...
Çocuğumu basketbolcu yapayım,Derken, veliler ne durma düşüyor?
Hızlı yayılan Basketbol sporuna büyük ilgi gösteren velilerin basketbola başlattıkları çocuklarını basketbolcu yapayım derken,bilmeden yaptıkları yanlışlıklar çocukları üzerinde bıraktığı olumsuzluklar ile bunlardan kurtulmanın haritası ortaya çıkarıldı.
Günümüzde iletişim çağının çok hızlı gelişmesi neticesinde her konuya çok kolay ulaşabiliyoruz ama aynı oranda uygulayabiliyor muyuz? Her başarı ile biten Milli Maçtan sonra kendi çocuklarımızın da böyle bir sevinci ve başarıyı paylaşmalarını ve Milli Takımda yer almasını hayal ederiz. Özellikle bizim gibi hissi toplumlarda bu çok fazla görülmektedir. Bu beklentiyi gerçekleştirmek için anne-baba olarak neler yapmaktayız veya neler yapmamız gerektiği ile ilgili ne kadar kafa yormaktayız. İsterseniz bunu aşağıda açıklanan bilgilerle kendi dünyamız arasında bir karşılaştıralım.
Bir veli olarak çocuğunuzun basketbol oynamasını ne amaçla istediğinizi farkında mısınız? Öncelikle bunun ortaya konması için koçlarla konuşarak bundan 10 yıl sonra çocuğunuzun nerede olduğunu düşünmeniz gerekmektedir. Sonra çocuğunuzla bunun nasıl gerçekleşeceği yönünde hem fikir olmalısınız.
Velilerin unutmaması gereken önemli bir konu basketbol sahasında mücadele edenlerin kendilerinin değil çocukların olduğunu kabul etmeleridir. Çünkü hem fiziksel hem de mental olarak çocuklarımız oyun yaşlarında oldukları için hata yapmalarının normal olduğunu kabullenmeden her olumsuz hareket sonunda onları yermek biraz haksızlık olmuyor mu? Bunun yerine oyunu bir bütün olarak izlemek ve odak noktası olarak destek ve cesaret vermek üzerine kurgulamak tercih edilmelidir. Oyun zamanında koçlarının haricinde dışarıdan yapılacak bir müdahale çocuklarınızın ruh hallerinde nasıl bir karşılık bulacağını hesap etmek gerekir. Destek vermek, motive etmek bir seyirci olarak herkesin doğal hakkıdır. Bu davranışta olumlu olmalı ve kimseyi rencide edici olmamalıdır. Düşünseniz ya; velilerin yaptıkları olumsuz bir sesli müdahalede sahadaki çocuklarınızın düştükleri durumu. Maç esnasında oyunculardan birinin babası hakemlere uygun olmayan sözler söylediğinde zihnen sahada maçta olması gereken oğlunun maçı bırakarak babasına yalvararak bakması hiç aklımdan çıkmıyor. Oyunculara oyun hakkında talimatlar zaten koçlar tarafından verilmektedir.
ÇOĞUĞUNUZU FAZLA ZORLAMAYIN
Ailelerin çocuklarını Dünya’daki her şeyden daha fazla sevmeleri gayet doğaldır. Her zaman onlar için ne iyiyse, onu istemeleri de gayet anlaşılabilir ve saygı duyulacak bir şeydir. Burada unutulmaması gereken konu Basketbol bir takım oyunudur ve koçun yükümlülüğü, takım için en iyisini yapmak ve eğlenceli bir şekilde çocuğun gelişimine katkıda bulunmaktır. Çoğu zaman sizin çocuğunuz için en iyisini düşündüğünüz şey, takım için uyumlu olmayabilir. Bunu oyun dışında yapıcı olarak koçla fikir alışverişinde bulunarak halledebilirsiniz.
Aileler, çocuğunuzu gereksiz yere çok fazla zorlamamalıdır. Cesaret vermek, tavsiyelerde bulunmak, yanlarında olduğunuzu hissettirmek, mükemmelliğin çok üst standartında tutmak da çok normaldir. Fakat onları belirlenenin dışında davranışlarda bulunmaya zorlamayın. Şut atması, sayı kazanması ve bunları denemesi anne-babaların istediklerinde değil kendi içinden gelmesi halinde yapacakları eylemlerdir. Eğer çocuklar bu tarz şeyleri yapmayı seçerse desteklediğiniz gibi, yapmamayı seçerlerse yine desteklemeniz gerekir. Çünkü sonunda takımın kadrosuna girememe, bekledikleri oynama zamanlarını alamama gibi potansiyel bir hayat dersi öğreneceklerdir.
Çocukların çoğunun bu sporu profesyonel olarak yapması mümkün değildir. İstatistiksel bir gerçek; küçük yaşlarda basketbol oynayan çocukların çok azı profesyonel olarak bu sporu sürdürebildikleridir. Yani, bunun bir anlamı da bırakın çocuklar bu aktivitede eğlensinler. Çünkü ileriki dönemlerde daha değişik etkinlikler kazanabilir ve hayatlarına devam edebilirler. Onların basketbol oynama zamanları sizin zannettiğinizden çok daha kısa sürdüğünde geride hatırlayacakları anıları ve dostlukları kalsın. Bu aşamada basketbolu, büyüdüklerinde lazım olacak hayat derslerini öğretmek için bir araç olarak kullanmalarına izin verin. Sizlerde, yaşadığınız tecrübeler sonucu bir işi başarmak için çok çalışmanın gerektiğini öğrenmediniz mi? Başarmak için çok ve disiplinli çalışmak gerekmektedir.
Aileler olarak çocuğunuzun koçunu arabada eve giderken veya akşam yemeği masasında eleştirmekten kaçının. Akıllıca, agresif olarak yaptığınız, “Senin koçun ne yaptığını bilmiyor” veya“Senin daha fazla oynamadığına inanmıyorum” tarzındaki yorumlar sizin çocuğunuzu rahatlatmaz, onların kötü davranışlar sergilemesine, bahaneler uydurmasını sağlar. Bunların ikisi de kabul edilemez hatalardır. Bunun yerine uygun zamanda koçlar ile temasa geçerek çocukların açısından da olaylara yaklaşmak daha yararlı olacaktır. Hatta bunu; aileler çocuklarının veya velilerin herhangi bir konu hakkında, soru veya endişeleri varsa direkt koçuyla bir görüşme ayarlayarak konuşması konusunda cesaretlendirmelidir. Bunun devamında da ailesi olarak, görüşmeye gitmeli, fakat orada konuşma çocuklar ve koçu arasında olmalıdır.
ANTRENÖRLER MAÇLARDA DİKKATLİ OLMALI
Koçlar ile: Aileler olarak, hiçbir zaman çocuğunuzun oynama zamanını, stratejisini veya başka bir oyuncuyu koçla tartışmamalıdır. Tecrübe ve profesyonel geliştirme konusunda koçlar genellikle daha iyi basketbol deneyimine sahip olmakta ve yine oyun kurallarını ailelerden daha iyi bilmektedirler. Ayrıca çocuğunuzun koçu, onun için uygun olan oynama zamanını belirlemek ve değerlendirmek için aileden daha iyi bir konumda bulunmaktadır. Çünkü değerlendirme yaparken bireysel idmanları, takım idmanlarını, toplantıları, maç öncesi/sonrasını ve maçları daha iyi değerlendirmektedirler. Buradaki hata ailelerin sadece maçları görerek değerlendirme yapmış olmalarıdır. Tabiî ki kategorilere göre maçları kazanmak gerekir. Çünkü buradaki sıralamaya göre üst seviyelere ve maçlara gidip deneyim ve reklamlarını yapma şansı yakalarlar. Bunun içinde favorilerine daha fazla şans tanırlar. Koçlar favori oyuncularını takımın kazanması için en çok katkıyı sağlayan, uzun süre birlikte çalıştığı, iyi davranışa sahip olan, sürekli ve çok çalışan, rolünü fark eden ve programın kültürünü destekleyen oyunculardan seçmeye çalışırlar. Eğer koçun sizin çocuğunuzu“beğenmediğini” düşünüyorsanız; bunun sebebi çocuğunuz bu alanların birinde veya daha fazlasında eksik olması olabilir. Bu durumda çocuğunuzun daha çok çalışması, eksiklerini gidermesi ve başarılı olması için elinizden geleni yapmanız gerekir. Unutulmamalıdır ki her çocuk süper olacak değildir. Kimisi bireysel, kimisi takım oyununa uygun, kimisi ön plana çıkan, kimisi ortak hareket etme yeteneğindedir. Basketbol oyununa hayatın minyatür bir şekli olarak düşünmek yanlış olmaz. Koçlar her şekilde kazanmak ister. Eğer sizin çocuğunuz maçı kazanmaya yardım edecekse süre alır, aksi halde size göre yeterli süre alamaz.
TRİBÜNDEN AĞIRMAK FAYDA GETİRMEZ
Anne-babanın tribünden çok fazla bağırması ile koçlar hiçbir zaman çocuğunuza daha fazla oynama zamanı vermeyecektir. Aileler, eğer çocuğunuz hak ettiği oynama sürelerini almadığını düşünüyorsa veya çekişmeli geçen bir maçı kaybettilerse üzülme ve suçlu bulma yerine bu tecrübeyi güçlü bir eğitim aracı olarak düşünmelidir. Onlara buna nasıl sahip olacaklarını öğreterek, gelecekte bir şeyi nasıl yapıp, daha farklı bir geri dönüş alacaklarını öğretme imkanı sunmalıdır. Bilindiği gibi her yarışmada bir galip ve bir kaybeden olacaktır. Ama ailelerin çocuklarına gerçekçi davranmaları onlarla dost olmalarını sağlayacak ve hayatı boyunca ilişikte olacağı arkadaşlar kazandıracaktır.
Hakemlerle: Aileler, hakemleri azarlamayı, tenkit etmeyi ve bildiklerini ispat etmeyi bırakmalıdır. Bu kötü bir örnek teşkil eder ve sizi güç durumda bırakır. Hakemler ellerinden gelenin en iyisini yapmaya gayret ediyorlar. Hakemlerinde içlerinde yeni başlayan, deneyimli olan, klasmanlara çıkan ve eğitimci olanlar vardır. Unutmayın ki “basketbol hislerle değil kurallar ile yönetilir” prensibine göre çalışır. Her zaman hakemler doğru bir düdük çalmak için ailelerden daha iyi bir pozisyon almakta ve kuralları daha iyi bilmektedirler. Veliler tribünlerden hakemlere hakaret eder veya kararlarını eleştirirlerse, ebeveynlerine bakan çocuklarınızda yenilginin mazeretini hakemlere yükleyebilirler. Bu konuda veliler maç sonunda olumlu konuşmalar yapmakta zorlanırlar. Çünkü velilerden öğrendikleri ortak bir kaçış noktası vardır. Bu durumda ne yapalım derseniz. Maç bitiminde çocuğunuz ile birlikte hakemlerden konuşma talep edebilir ve pozisyonun neden öyle yorumlandığını sorabilirsiniz. Çoğu üniversite mezunu veya öğrencisi olan hakemlerin bu konuda yardımcı olacaklarından emin olmalısınız. Çocuklarınız sezon öncesi nasıl hazırlıklara başlıyorlarsa, hakemlerde sezon öncesi bilgilendirme ve eğitim çalışmalarına başladıklarını da düşününüz.
Çocuklarınıza kapalı, temiz, güvenli ve nezih bir ortamda spor yaptırmanın nelere mal olacağını hesaplayın. En az 20 oyun arkadaşı bulmanın, güvenlik güçlerini davet etmenin, sağlıkçının her an bulunmasını sağlamanın hiç kolay olmayacağı da akılda tutulmalıdır. Salonların temiz tutularak, yüksek sesle konuşmayarak, güler yüzlü davranarak bunun diyetini vermeleri gerektiğini de çocuklarımıza anlatmalıyız. Belki de çocuklarınızın ciddi anlamda eğitim aldığı ilk adresin buralar olduğunu düşünerek hayata başladıklarını düşünmelisiniz.
Aileler çocuklarınız için yapabileceğiniz en iyi şeylerden birisi de çocuğunuzun koçuyla, hakemleri ile, salon görevlileri ile, arkadaşları ile ve trübündeki diğer velilerle kaliteli bir ilişki geliştirmektir.
EĞER ÇOCUĞUNUZU MOTİVE ETMEK VE DESTEKLEMEK İÇİN TRİBÜNLERE GELDİYSENİZ “HOŞGELDİNİZ”.
YOK KÜFÜR ETMEYE, RENCİDE ETMEYE VE OYUNU ÇİRKİNLEŞTİRMEYE GELDİYSENİZ; HAKEMLER, KOÇLAR, DİĞER VELİLER VE EN ÖNEMLİSİ ÇOCUKLARINIZIN KARŞISINDA DÜŞTÜĞÜNÜZ DURUMU DÜŞÜNÜN. KESİNLİKLE KAYIPTASINIZ >>KURTULUŞ